Cahit Kılıç: Diktatör ve en sadık adamının ölümü…

-Genel - 30 Kasım 2025 13:32 A A

Cahit Kılıç

Cahitkilic54@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Lavrenti Beria da tıpkı Stalin gibi bir Gürcü idi. Üniversiteyi Bakü’de okumuş (1915-1919), sonra yine Bakü’de Bolşeviklerin gizli servisi ÇEKA’ya katılmıştı. Gürcüce ve Rusçanın yanı sıra Azerbaycan Türkçesini de ana dili gibi konuşuyordu.

Kafkasya Bölgesinde üstlendiği parti sorumluluğunun artmasıyla beraber 1934 yılında Merkez Komitesi’ne seçildi. Sergey Kirov’un aynı yıl öldürülmesinden sonra yapılan tasfiye hareketinde yer aldı. Stalin tarafından Moskova’ya çağrılarak İçişleri Halk Komiserliği NKVD’nin başına getirildi. 1939’dan itibaren gizli servis KGB’nin de şefi oldu. İkinci Dünya Savaşındaki bütün sürgünlerin ve ölümlerin meydana gelmesinde Stalin’in ortağı oldu.

Stalin’in Mart 1953’teki ölümüne kadar bir köpek sadakatiyle Stalin’e hizmet etti. Stalin’in en yakınındaki en güvendiği insandı.

Stalin’in öldüğü gün ilk haber verilenlerin başında Beria geliyordu. Stalin, ölüm döşeğinde yatarken, doktorların ilk raporlarını o dinliyordu.

Uzatmayalım. Doktorlar en son Stalin’in öldüğünü rapor ettiler. İnanmak için odaya girdi ve kendisi Stalin’in kolunu kaldırarak nabzını tutup bir müddet bekledi ve Rusça “Умер Собака /Umer sobaka” demek duyduğu kin ve nefreti kesmedi. Bir dakika içinde Türkçe “Geberdi köpek” sözcükleri ağzından dökülüverdi…

***
Stalin’in öldüğü gün, derhâl alınarak “Biliji”ye, yani Stalin’in öldüğü daçaya getirilen kızı Svetlana, hatıralarında Beria’yı şöyle anlatıyor:

“Herkes fare gibi sessiz yürüyordu. Herkes odada büyük, uğursuz bir şeylerin olduğunu hissediyor ve buna göre davranıyordu.

Neredeyse iğrenç, tiksindirici bir biçimde davranan tek kişi vardı: Beria. Altüst olmuştu. En iyi zamanlarında bile yeterince iğrenç olan yüzü şimdi tutku, hırs, zalimlik, kurnazlık, iktidar, daha fazla iktidar için arzuyla çarpılmıştı. Bu kriz anında doğru dengeyi bulabilmek, kurnaz olabilmek ve çok da kurnaz olmamak için uğraşıyordu. Bu da her halinden anlaşılıyordu. Yatağın yanına gitti ve uzun uzun ölmekte olan adamın yüzüne baktı. Zaman zaman babam gözlerini açıyordu fakat bilinci yerinde değildi veya yarı bilincini yitirmişti. Beria bu bulutlu gözlere gözünü dikiyor, şimdi bile babamı, en sadık ve bağlı olanın kendisi olduğunu iknaya çalışıyordu. Her zaman bütün gücüyle böyle görünmek istemişti. Ne yazık ki çok uzun zaman da bunu başarmıştı.”
***

Kraldan çok kralcıların sonu…

1924’ten 1953 Mart ayına kadar Sovyetler Birliği’nin başında kalan ve tarihe geçen en zalim ve en gaddar bir despot olan Stalin’in, yukarıda da anlattığım gibi; en çok güvendiği ve en sadık adamı, kendisi gibi bir Gürcü olan Lavrenti Beria idi…
Beria da ona, adeta bir “köpek sadakati” ile bağlıydı…

Hem Sovyet gizli sevisi KGB’nin başındaydı hem de İçişleri Bakanıydı… Sovyetler Birliği birinci başbakan yardımcısı bile oldu…

Milyonlarca insanın öldürülmesinde ve sürgünlere gönderilmesinde en az Stalin kadar aktif role sahipti…
O da aynı Stalin gibi, ünlü TIME dergisine kapak olmuştu…

Stalin’in ölümünden sonra, bir müddetliğine de olsa, Stalin’in yerine geçmek için çaba harcadı ama başaramadı.
Savaş kahramanı Mareşal Georgi Jukov’un desteğini de arkasına alan Nikita Xrushçov, hâkimiyeti ele geçirdi ve Stalin’in ölümünden sadece dokuz ay sonra Beria’yı tutuklattı, kısa bir yargılamadan sonra ölüme mahkûm ettirdi ve 23 Aralık 1953 tarihinde kurşuna dizdirerek öldürttü… Suçlamaların arasında Stalin’i zehirleterek öldürdüğü de vardı…

Ders çıkarılması gereken hazin bir son…

Amma gelin görün ki, iktidarı ve gücü ele geçiren hiçbir muhteris ve onun gölgesinde yapılan zulümlere ortak olan tetikçiler, silahşorlar, kalemşorlar ve kapı kulları, tarihten asla ders çıkarmazlar…
***

28 Kasım 2025 Facebook’taki düşüncem…

Birçok aydın, entelektüel, şerefli ve dürüst insan içerdeyken…
Sen dışarıdasın ama kendini özgür hissetmiyorsun…
Sırtındaki vicdan yükü, bir ok gibi kalbini deliyor!
Peykânı, sevgilinin çelikten kirpikleri gibi!
***
Dışarıdasın, elinden veya dilinden geleni
Yazsan ne olur!
Konuşsan ne olur!
Kalbindeki vicdan yükü, aynı zamanda psikolojini de bozuyor!
Buraya kadar olanı, hayatın siyasî ve özgürlük mücadelesi adına yüklendiğin bir kısım…
***
Bir de bunun şahsına mahsus kısmı vardır!
Bir günde ihmal etmeden alman gereken 16 ilaç!
Yetmedi, yeni teşhisler, yeni ve büyük ihtimalle kalıcı arızalar!
Ve de her insanın yaşadığı/yaşayacağı ailesel sıkıntılar!
Velhâsıl yükün ağırdır, oğlum Cahit!
Viran olmasaydı Bacıoğlu, ömrümün son deminde çeker oraya giderdim…

Not: Fatih Altaylı, yazılarında hiç soru işareti kullanmazdı. Hep ünlem işaret koyardı. Bugün ben de öyle yaptım!

Günün sözü:

Bu ülkede en tehlikeli “söz adamları
Kudret senin elinde;
Zindanda tespih gibi “ipe diz adamları

C.K.

 

-Genel - 13:32 A A
BENZER HABERLER