Cahit Kılıç: Tetikçi ROK, duvardan çekilen ilk tuğla mı?
Cahit Kılıç
Cahitkilic54@gmail.com
Öncelikle birçok insanın da düşündüğü ve ifade edebilme imkânı olanların da ifade ettikleri gibi, ben de bu husustaki fikrimi çok kısa olarak yazacağım.
Bugün, ülke siyasetinin odaklandığı ve bütün enerjisini harcadığı yegâne husus; ülke ve millet çıkarlarının önüne geçen bir kişinin istikbali ve ikbali üzerine kurulmuş olma hususudur.
Bir taraf, elindeki iktidar gücüne, aslında uzak tutulması gereken bazı enstrümanları da tahkim ederek, o geleceği inşa etmek için çok büyük bir çaba harcarken…
Karşı taraf ise, sadece demokratik meşruiyet içinde hukukî haklarıyla ve arkalarına halkın gücüne alarak direnmeye çalışıyor…
İşte bu durum, ülkemizin ve milletimizin bin bir sıkıntı içinde yaşadığı bu zaman diliminde, hak ettiği hizmetlerin ve geleceği matuf haklarına ulaşma ihtimalini engellemektedir…
İktidarın özellikle kullanmayı çok sevdiği “âlî menfaat”, topyekûn millet yerine bir kişinin makam ve mevki ihtirasına kurban edilmektedir…
***
Bu büyük millet, er ya da geç çıkar bu cendereden…
Yeter ki, sandık önüne gelsin…
Çıkış için bedel ödeyenlere selam olsun!
***
MEN DAKKA DUKKA!
Hepimizin malumu, son günlerin gündemi Rasim Ozan Kütahyalı üstüne kurulu…
Yazar-çizer-YouTuber takımının hepsi bu “tetikçi” üzerine yoğunlaştılar.
Özellikle YouTube’da kanalı olan medyatörlere gün doğdu. Daha çok izlenme, daha çok yorum, daha çok beğeni…
YouTube algoritması, bizim tetikçi ve eski karısına endekslenmiş durumda…
Bu, işin bir tarafı…
Yani, “tencere dibin kara, seninki benden kara” misali, bir yanda da “cukka doldurma” fırsatı…
YouTube, çok tıklanmaya çok para ödüyor!
Vicdan sahibi namuslu insanları tenzih ederim…
***
Tetikçi lümpen yaratığa gelirsek…
Bir zamanlar Fethullah’ın fonladığı Taraf gazetesinde, belki kendi yazdığı, belki de büyük olasılıkla FETÖ’cülerin gönderdiği “hazır yazılı metinleri” köşesine koyarak, ağababalarıyla birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şerefli, haysiyetli ve namuslu mensuplarına iftiralar yağdırıyorlardı…
Bu lümpen tosuncuk, çok büyük yazarmış havasına girerek daha çok saldırıyordu ve elbette ki o miktarda da yal veriyorlardı…
***
Bir cümleyle bir tespiti öncelikle yazalım: Bu lümpen tosuncuk, ülke çapında herkesin gözünde bir “nefret objesi” olarak nam salmıştır…
Tabiî ki, herkesin başarabileceği bir şey değildir!
***
Şimdilerde…
Yandaş kanallarda “anırarak – böğürerek” iktidar yalaklığı yapan bu lümpencik, onu anırtanlar tarafından gözden çıkarıldı.
Halka “Bakın, kendi yandaşımızı da hesaba çekiyor, içeri tıkıyoruz” mesajına kurban gitti tosuncuk!
Bütün pislikleri ortaya dökülüyor!
Gürcistan’dan araba bile çalıp getirmiş…
Banka hesaplarında milyonlar trafiği yaşanmış!
Eski karısının açıklamasına göre; ona bile kazık atmış!
***
İşte görüyoruz: “İlâhî Adalet” tecelli ediyor!
“Beni tutuklamayın” diye yalvarıyormuş…
“Karım hamile, çocuk düşürür diye korkuyorum. Çocuklarım var” diyormuş…
***
Karadenizli kardeşlerimizin şivesiyle soralım:
“N’oldi saa, n’oldi boyle?”
Fethullah yargısının içeriye doldurduğu suçsuz insanlara her gün iftiralar yağdırıyordunuz! Onların eşleri, çocukları yok muydu?
Ağababalarınız Altan biraderler, o subayların esir tutulduğu hücrelerde yatarak, ahlâksızlıklarının bedelini ödediler…
Şimdi sıra sana geldi…
Tam olarak bilmiyoruz niye geldi?
Kim bilir, belki de iktidarın inşa ettiği bir cami duvarına işedin!
***
Eski karınla birlikte “çok fazla mazlum insanların” ahını aldınız!
Onun da şimdi etekleri tutuşmuş!
Feryat, figan sıyrılmaya çalışıyor!
“Ortak hesaptı, bana para gelmedi” diye sızlanıyor…
Amma…
FETÖ’nün bankasından çektikleri krediyle satın aldıkları ve ortak tapuları olan Boğaz’a nazır villanın satışa çıkarıldığı ve 165 milyon TL fiyat biçildiği yazılıyor çiziliyor!
Ama alan yokmuş!
Ya da birinden birinin rızası olmadığı için satılamıyormuş!
Banka kredisi geri ödendi mi, ödenmedi mi o da meçhul!
Ödenmediyse halkın parasının üstüne yatıldı demektir…
Şimdi hesap verme zamanı…
Mazlumların ahı, aheste aheste çıkacak elbette!
Buna ne şüphe!
Sadece zaman meselesi…
***
Azerbaycan Türkçesiyle karaladığım iki mısra ile bitireyim bu yazıyı:
“Zor işler bu işler, atam balası,
Adamı şişler bu işler, atam balası!”
-
Neşe Doster: Genelde gençlere, özelde öğrencilere açık mektup…(1)
-
ABD Avrupa’daki savaş tugaylarını azaltıyor
-
İngiltere Rus petrolüne yaptırımları gevşetti
-
Cannes Film Festivali’nde Türkiye Standı’na yoğun katılım
-
Malatya’da 5.6 şiddetinde deprem
-
‘Sumud filosundaki 430 aktivistin tamamı İsrail’e götürülüyor’
