Körfez ülkeleri, tırmanan ABD-İran gerilimine yeniden hazırlandı

-ORTADOĞU - 8 Temmuz 2026 15:36 A A
ABD-İran çekişmesinin cephe hattından Körfez ülkeleri, iki tarafı stratejik itidalle müzakereleri sürdürmeye çağırırken, Tahran Hürmüz Boğazı’nın artık İran’a ait olduğu mesajını veriyor.

Körfez ülkeleri, son 24 saatte yaşanan yeni askeri tırmanışların ardından hızla kötüleşen bir güvenlik tablosuna hazırlanıyor. ABD ile İran’ın karşılıklı ateş açmasının, Tahran’ın Kuveyt ve Bahreyn’e saldırmasının ve sert uyarılar savurmasının ardından, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’daki NATO zirvesinde yaptığı ve ABD-İran ateşkesinin sona erdiğini düşündüğünü ilan ettiği açık sözlü açıklama, bu gerginliğin doruk noktası oldu.

Körfez ülkeleri, son tırmanış nedeniyle İran’ı kınayan, ancak önlerindeki zorlu diplomatik sürecin kapısını açık bırakmayı amaçlayan, dengeli ama sert açıklamalarını bir kez daha art arda yayımladı.

Savaşı sona erdirmeye yönelik çerçeve anlaşma kapsamında yürütülen yeni ABD-İran müzakere turu perşembe günü yapılacaktı. Körfez ülkelerinin, son askeri ve siyasi gerilim dalgasına verdikleri ortak tepki, onlar açısından savaşa geri dönüşün seçenekler arasında olmadığını gösteriyor.

ABD başkanı açıklamasında, görüşmelerin sürmesine izin vereceğini, müzakerecilerin müzakere etmek istediğini, ‘ama sonunda bana dönmek zorundalar’ diyerek, İranlılarla uğraşmanın ‘tam bir zaman kaybı’ olduğunu savundu.

ABD-İran müzakerelerinde iki ana arabulucudan biri olarak belirleyici rol oynayan Katar, salı günü İran’ın, Suudi Arabistan’a ait bir tankerle birlikte Katarlı Al Rekayyat tankerini vurması, ardından da Devrim Muhafızları Ordusu’nun Hürmüz’deki askeri hamlelerinin ardından ABD’nin gece boyunca İran’ı bombalamasını takiben Kuveyt ve Bahreyn’e saldırması nedeniyle büyük endişe duyduğunu açıkladı.

Katar ayrıca salı günü, İran’ın Doha’daki büyükelçi yardımcısını Dışişleri Bakanlığı’na çağırarak, ‘saldırının, uluslararası seyrüsefer güvenliğinin ağır biçimde ihlali, küresel enerji arz güvenliğine doğrudan tehdit ve uluslararası hukukun açık ve ağır bir ihlali anlamına geldiğini’ belirten bir protesto notası iletti.

‘Notada, İran İslam Cumhuriyeti’nden, bölgenin güvenliğini zedeleyen tüm uygulamalara derhal son vermesi ve uluslararası deniz taşımacılığını ile küresel enerji tedarikini tehlikeye atmaktan kaçınması talep edildi’ denildi.

‘Katar Devleti, çıkarlarını ve varlıklarını korumak için uygun göreceği her türlü önlemi alma konusunda uluslararası hukuktan doğan tüm haklarını saklı tuttuğunu’ vurguladı.

Katar ayrıca İran’ın Bahreyn ve Kuveyt’e yönelik ‘tekrarlanan saldırılarını’ da kınadı.

‘Dışişleri Bakanlığı, bölgenin haksız saldırıların sonuçlarından korunması, diyalog ve diplomasi yolundan sapılmaması, gerilimin tırmandırılmaması ve Mutabakat Muhtırası çerçevesinde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesi gerektiğinin altını çizmektedir’ denildi.

Birleşik Arap Emirlikleri cephesinde, BAE Devlet Başkanı’nın diplomasi danışmanı Enver Gargaş, İran’ın ‘savaş sayfasını kapatabilecek durumda olmadığını’ söyledi.

Gargaş, ‘Körfez Arap devletleri, İran’ın bir yanda tırmanma mantığı, diğer yanda akılcılık, istikrar ve barış çizgisi arasında gidip gelmesinin hedefi olarak kalamaz’ dedi.

Tahran’ın, Hürmüz Boğazı’nda ortak bir denetim mekanizması kurmaya çalıştığı Umman da, Bahreyn ve Kuveyt’e yönelik İran saldırılarını, ayrıca Suudi ve Katarlı gemilerin vurulmasını kınadı; bu saldırıların küresel ticareti tehdit ettiğini belirterek, tüm taraflara krizi tırmandırmak yerine diplomasiyi yeniden devreye sokma çağrısı yaptı.

Kuveyt, İran’ın hem Bahreyn’e hem Kuveyt’e yönelik ‘vahim’ saldırılarını kınarken, Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed Elbudeyvi, ‘Bu saldırılar, İran’ın güvenlik ve barışı tesis etmeye ve krizi çözmeye yönelik uluslararası ve bölgesel çabaları baltalamayı amaçlayan çizgisini sürdürdüğünü gösteriyor’ dedi.

İran uzmanı Hamidreza Azizi, ‘İran, Hürmüz Boğazı’nda Suudi Arabistan’a ve Katar’a ait tankerleri hedef alarak, ne ABD ile imzalanan Mutabakat Muhtırası’nın ne de Körfez Arap ülkeleriyle ilişkileri iyileştirme isteğinin, bölge ülkelerinin Tahran’ın boğaz üzerindeki denetim ve yönetim iddiasını hiçe sayarak bu suyolunda serbestçe hareket etmeleri için bir yeşil ışık olarak görülmemesi gerektiği mesajını vermeye çalışıyor’ dedi.

Azizi, ‘Hürmüz Boğazı’nın uzun vadeli stratejik önemi, Amerika Birleşik Devletleri ile yapılacak bir anlaşmanın ya da Körfez ülkeleriyle ilişkilerin düzelmesinin sağlayabileceği ekonomik kazançların çok ötesindedir’ diye konuştu.

 

Kaynak: tr.euronews.com

-ORTADOĞU - 15:36 A A
BENZER HABERLER