Cühelâ Dukalığının Grand Dükü!
Cahit Kılıç
cahitkilic54@gmail.com
Hangi bilge adamın sözüydü şimdi hatırlamıyorum:
“İnsan hayâl ettiği müddetçe yaşar!”
Bana göre çok doğru bir tespittir.
Küçük-büyük, genç-yaşlı, bilge-cahil farkı olmaksızın; herkesin bir hayâl dünyası vardır.
Bu, insanın doğasında var, kimsenin lütfundan kaynaklanmıyor, yani yaratılıştan var!
Eğer birinin lütfundan kaynaklansaydı; cahil despotlar, hüküm sürdükleri topraklarda onu da yasaklar, beyinlerine prangalar vururlardı…
***
15 yıldır köşe yazıyorum. “köşeci esnafı” diye tanımlıyorum bizleri…
Çok şükür ki, “ciğerci esnafı” değilim.
Hind bint Utbe’nin (âkiletu’l-ekbât) torunları gibi ciğer söküp yemiyorum…
Altı üstü naçizane fikirlerimi serdediyorum. Bazıları gibi, daha doğrusu muktedirin kilerinden karnını doyurup ülkeye, bazen haddini de aşarak dünyaya nizamat vermeye kalkanlardan değilim…
Tarihî veya günümüzdeki faktları ortaya koyarak en çok durum tespiti yapıyorum…
Kim bilir, belki de cühelâya göre haddimi aşıyorum. Ben, kimim ki fikir beyan ediyorum!
Ne diyeceğiz?
Affola beyim, affola!
***
Dönelim başa…
Herkesin bir hayâl dünyası var dedik…
Amma…
Cühelânın kafatası içindeki serçe beyni mesabesindeki küçük beyninde kurguladığı ve hükmettiğini düşündüğü bir “dukalık” var…
Hasbelkader bir ülkenin başına geçen ve o ülkenin vatandaşlarını kendi tebaası sayan cahil despot gibi, bu cahil hazretleri de, yalnız ülke vatandaşlarını değil, yeryüzündeki canlı-cansız bütün varlıkları beyninde kurguladığı dukalığın tebaası sanıyor.
Adını dahi duymamıştır ama o kendi hayâl dünyasında artık bir Nizâmülmülk’tür…
Hatta daha da ileri giderek:
O, artık ezelden ebede hükmediyor sanki…
Üstünde yaşadığı dünyaya ve bütün insanlığa nizamat verme hakkına sahiptir…
***
Tamam, hayâl kurmanın, hayâl âleminde küçücük beyniyle dünyaya ve insanlığa nizamat vermesinin bir ceza-i müeyyidesi yoktur…
Amma ve lâkin bunu hayata geçirmeye kalkıp başkalarına ahkâm kesmeye kalkınca; küçük bir fırtınanın kopmasına sebep oluyor…
***
Pekiyi ne yapmalı?
Ya aklıselimle davranıp görmezden gelecek, kendinden uzaklaştıracaksın…
Ya da onun seviyesine inip tartışmaya gireceksin…
Ağzından söz niyetine, irin saçılıyorsa?
Dehan-ı kebirinden necaset ifraz ediyorsa?
Ve utanmadan ölü bedenlerin üstünde horon çekercesine tepinen mundar yaratıkla neyi tartışacaksın?
***
Hani o meşhur söz vardır ya, onu şöyle tağyir edersek:
Bir sözle kırk bilgeyi ikna ettim, kırk sözle bir cahille başa çıkamadım…
Tartışmaya girersen varacağın netice budur…
Onun için:
“Balıkesir Bandırma…….”
***
Ha!..
Bu ne kibir diyecek olursanız?
Haşa!
Kibirden Allah’a sığınırım…
Bu bir durum tespiti yazısıdır…
Eh, birazcık da ironi kattım…
-
Neşe Doster: Nisan 1940- Nisan 2026! Aradan 86 yıl geçmiş…
-
Kahramanmaraş’ta okula silahlı saldırıda can kaybı dokuza yükseldi
-
Kızılhaç, savaşın başlamasından bu yana İran’a ilk yardım sevkiyatının yapıldığını açıkladı
-
İran: ABD’nin ablukası sürerse Hürmüz, Basra ve Kızıldeniz’de ticareti engelleriz
-
Zaharova: Rusya ve Çin uluslararası ilişkilerde istikrar sağlayıcı faktördür
-
Moldova, Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan çekildiğini resmen duyurdu
