Dışarda kar yağıyor!
Cahit Kılıç
Cahitkilic54@gmail.com
Bir zamanlar moda olan bir şarkı vardı. Sıkça çalınırdı; rastladıkça ben de severek dinlerdim:
“Dışarda kar yağıyor!”
***
Aslında ben, sevmem karı…
İki bin yüz rakımlı bir dağ köyünde doğup büyüdüm.
İstisnasız altı ay, bir buçuk iki metreye ulaşan karla kaplı bir coğrafya parçası…
O altı ay boyunca dış dünyayla tek bağlantısı, bir yayanın veya bir atın üstünde gidebileceği bir çığırdan ibaretti…
O çığır da, şiddetli bir fırtınanın, yöresel adıyla bir boranın sonunda belki haftalarca kapalı kalırdı…
***
O yüzden bir çocukluk travması olarak, hayatım boyunca kardan ve kış aylarından hazzetmedim…
***
Ama…
***
İster, entel takılıp “Homo Sapiens” deyin…
İster, geri kafalı bencileyin “Ebna-i Beşer” deyin…
İster, insanoğlu…
Kirlettiler üstünde yaşamaya çalıştığımız gezegenimizi…
***
İnsanoğlu, içlerinden çıkan muhterislerin ihtiraslarına gem vuramadı…
İnsanlık, harislerin doymak bilmeyen iştihalarına yem oldu…
Arzular, zalimlerin indinde zulme dönüştü…
Milyonlarca masumun kanı döküldü, yüz binlerce bebeğin katillerine kahramanlık unvanı verildi…
***
Siyaset kirlendi; kirlendikçe çürüdü…
Ticaret kirlendi; kirlendikçe çürüdü…
Hukuk kirlendi; kirlendikçe çürüdü…
Sosyal hayat kirlendi; kirlendikçe çürüdü…
Matbuat kirlendi; kirlendikçe kokuştu…
Çürümüşlük, kokuşmuşluk epidemik hastalık gibidir. Zamanla toplumun birçok kesimine sirayet eder…
Etti ki, bu hâle geldi dünya…
***
Hulâsa…
Her şey, her alan kirlendi… Kirlendikçe çürüdü…
***
Dışarda yağan o bembeyaz kar, örter mi bu kadar kirin üstünü?
Bu kadar çürümüşlüğü, yeşertecek bir toprak parçası var mı?
Bu kadar kokuşmuşluğu önlemek için kutupların buz dağları yeter mi?
***
Özdemir Asaf:
“Bütün renkler hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler!” derken, kirleri örten o güzelim beyaz karı da kirlettik mi demek istiyordu?!
***
Evet, ey aziz okur…
Bütün saflığıyla…
Bütün paklığıyla…
Kristalize olmuş o muhteşem güzelliğiyle…
Dışarda kar yağıyor…
***
Bense…
Yorgun bedenimi taşımakta zorluk çeken yorgun bacaklarımla,
artık yoldaşım olan elimdeki bastonumla…
Hastanelerden hastanelere, laboratuvarlardan laboratuvarlara yetişmeye çalışıyorum…
***
Zira…
Hassas bir insanım…
Şahsî sıkıntılarımın yanı sıra, yukarıda sıraladığım çürümüşlükleri, kokuşmuşlukları da kendime dert ediniyorum…
Allah şahittir ki, çok üzülüyorum…
Geceler zindan bana…
Onca üzüntünün sonu ise hastane kapıları…
***
Ve nihayetinde:
İnançlı bir insanım…
Hakk’tan gelen başım üstüne…
Tevekkülü elden bırakmam…
“Mevlâ görelim neyler; neylerse güzel eyler!”
Not: Bir müddet yazmaktan ve sosyal medyadan uzak duracağım. Sadece Tanyeri Haber’i ayakta tutmaya çalışacağım.

-
Neşe Doster: Nisan 1940- Nisan 2026! Aradan 86 yıl geçmiş…
-
Kahramanmaraş’ta okula silahlı saldırıda can kaybı dokuza yükseldi
-
Kızılhaç, savaşın başlamasından bu yana İran’a ilk yardım sevkiyatının yapıldığını açıkladı
-
İran: ABD’nin ablukası sürerse Hürmüz, Basra ve Kızıldeniz’de ticareti engelleriz
-
Zaharova: Rusya ve Çin uluslararası ilişkilerde istikrar sağlayıcı faktördür
-
Moldova, Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan çekildiğini resmen duyurdu
