Dr. Ural Aküzüm: Yapay zekâ mevcut hukuk düzenini nasıl etkileyecek?

-Konuk Yazar - 9 Mayıs 2026 21:16 A A

Bugün yapay zekâ sistemleri sözleşme inceleyebiliyor, içtihat tarayabiliyor, dilekçe taslakları hazırlayabiliyor, bazı ülkelerde basit hukuk danışmanlığı hizmetleri de veriyor. Ancak hukuk alanında insan faktörü tamamen ortadan kalkmayacak. Çünkü adalet kavramı yalnızca teknik doğruluk değildir. Adalet, toplumsal vicdanın da kabul ettiği dengedir.

Dünyada büyük kırılma­ların yaşandığı dönem­lerde hukuk mesleği her zaman dönüşmüştür. Sana­yi devrimi iş hukukunu doğurdu, küreselleşme uluslararası tahki­mi büyüttü, dijitalleşme ise ve­ri koruma hukukunu hayatın merkezine taşıdı. Şimdi ise ye­ni bir eşikteyiz. Yapay zekâ yal­nızca teknolojik bir yenilik değil; ekonomik sistemi, devlet orga­nizasyonlarını, şirket yönetim­lerini ve hukuk düzenini yeni­den şekillendiren yeni bir çağın başlangıcıdır.

Bugün New York, Londra, Singapur ve Dubai’deki büyük hukuk büroları klasik avu­katlık organizasyonlarını değiş­tiriyor. Artık yalnızca hukukçu­lar değil; veri analistleri, algorit­ma uzmanları ve siber güvenlik danışmanları da hukuk ekipleri­nin parçası hâline geliyor. Çün­kü mesele artık sadece mevzuatı bilmek değildir. Veriyi yorumla­mak, riski öngörmek ve teknolo­jinin ürettiği yeni sorunları yöne­tebilmek de hukuk pratiğinin bir parçasına dönüşmektedir.

Veri üzerinden dava ihtimali değerlendirmesi

Son yıllarda ABD’de ortaya çı­kan bazı girişimler, bu dönüşü­mün ne kadar ileri gidebileceğini göstermektedir. Yapay zekâ des­tekli sistemler milyonlarca kul­lanıcı şikâyetini, şirket sözleşme­lerini ve gizlilik politikalarını ta­rayarak potansiyel dava alanları üretmektedir. Bumble hakkında açılan ve milyonlarca dolarlık uz­laşmayla sonuçlanan dava bunun önemli örneklerinden biri oldu. Dava, klasik biçimde bir mağdu­run hukuk bürosuna başvurma­sıyla değil; algoritmaların hukuka aykırı veri kullanımını tespit et­mesiyle başladı. Bu durum, hukuk dünyasında yeni bir ekonomik model doğurdu. Artık bazı hukuk şirketleri yalnızca dava takip et­miyor; veri üzerinden dava ihti­mali değerlendiriyor.

Hukuk yalnızca matematiksel hesaplardan ibaret değildir, uyuş­mazlık bazen tek bir kelimeyle, bazen bir insanın ses tonuyla, ba­zen de hâkimin duruşmada olu­şan vicdani kanaatiyle farklı bir noktaya taşınabilir. Yapay zekâ milyonlarca belgeyi birkaç sani­yede tarayabilir ama bir annenin velayet davasındaki kaygısını, bir iş insanının iflas korkusunu ve­ya bir ceza yargılamasında sanı­ğın psikolojisini gerçek anlamda hissedemez. Çünkü hukuk, insan hayatının doğrudan içindedir ve insan yalnızca veriden oluşmaz.

Hesap yapan robotun vicdani muhakemesi!

Bugün yapay zekâ sistemleri söz­leşme inceleyebiliyor, içtihat ta­rayabiliyor, dilekçe taslakları ha­zırlayabiliyor, bazı ülkelerde basit hukuk danışmanlığı hizmetleri de veriyor. Buna rağmen hukuk mes­leğinin merkezindeki temel unsur hâlâ insan muhakemesidir. Çün­kü hukukta karar vermek yalnız­ca doğru maddeyi bulmak değildir; adalet duygusunu koruyabilmektir.

Roma hukukundan Osmanlı ka­dı sistemine kadar bütün hukuk tarihine bakıldığında, hâkimin ve hukukçunun yalnızca kuralla­rı uygulayan kişi olmadığı görülür. Hukukçu aynı zamanda toplum­sal dengeyi gözeten kişidir. Os­manlı’da kadılar bazen katı hukuk normlarını değil, toplumun hu­zurunu esas alan çözümler üret­miştir. Anglo-Sakson hukukunda “equity” anlayışı yine katı kuralla­rın yanında hakkaniyet düşünce­sini geliştirmiştir. Çünkü insan ha­yatı her zaman standart formüller­le açıklanamaz.

Bir robot merhameti öğrenebi­lir mi? Bir algoritma vicdan aza­bı hissedebilir mi? Bir yapay zekâ sistemi, yıllarca çocuğunu göre­memiş bir babanın duruşma sa­lonundaki sessizliğini anlaya­bilir mi? Teknik olarak duyguları analiz eden modeller gelişti­rilebilir ancak hissetmek baş­ka, ölçmek başka bir şeydir. Bugün makineler insan yüzündeki mimikle­ri okuyabiliyor ama insan ruhunu okuyamıyor. Hukukun te­melinde ise çoğu zaman tam da bu görünmeyen alan vardır.

Savunma: Mesleğin gizlilik krizi!

Yapay zekânın hukuk alanında oluşturduğu en büyük risklerden biri de veri güvenliği meselesidir. Yakın zamanda ABD’de görülen bir soruşturmada bir sanığın, avukatı­nın hazırladığı savunma belgeleri­ni yapay zekâ sistemine yüklediği ortaya çıktı. Dosyaların içinde hu­kuki stratejiler, savunma planla­rı ve gizli değerlendirmeler bulu­nuyordu. Daha sonra yapılan ince­lemelerde bu verilerin erişilebilir hâle geldiği anlaşıldı ve büyük bir hukuki kriz doğdu.

Burada çok kritik bir gerçek or­taya çıktı. Yapay zekâ platformları hukukçu avukat değildir. Dolayı­sıyla klasik anlamda meslek sır­rı yükümlülüğü altında da değil­dirler. Oysa avukatlık mesleğinin temelinde güven ilişkisi vardır. İnsanlar bazen eşlerine, aileleri­ne hatta en yakın dostlarına an­latmadıkları meseleleri avukat­larına anlatırlar. Çünkü savunma hakkı ancak güven ortamında var olabilir.

Bugün milyonlar­ca insan farkın­da olmadan söz­leşmelerini, şir­ket bilgilerini, ticari sırlarını ve kişisel verileri­ni çeşitli yapay zekâ platformlarına yüklemek­tedir. Ancak bu verilerin hangi ülkede tutulduğu, hangi şirketler tarafından işlendiği ve hangi ka­mu otoriteleriyle paylaşılabilece­ği çoğu zaman bilinmemektedir. Avrupa Birliği’nin hazırladığı Ya­pay Zekâ Yasası bu nedenle yal­nızca teknoloji düzenlemesi de­ğildir; aynı zamanda temel hakları koruma girişimidir.

Önümüzdeki dönemde hukuk dünyasının en büyük mücadele­lerinden biri, hız ile güvenlik ara­sındaki denge olacaktır. Çünkü teknoloji çok hızlı ilerlemektedir ama hukuk düzenleri aynı hızla adapte olamamaktadır. Tarihte de benzer örnekler vardır. Sana­yi devrimi sırasında işçi hakları, teknolojik dönüşümden onlarca yıl sonra gelişebilmiştir. Bugün de dijital dönüşüm hukuk düze­ninin önünde ilerlemektedir.

Hukuk öğrencilerinin kulağına küpe olsun!

Yapay zekâ hukuk mesleğini ta­mamen ortadan kaldırmayacak ancak hukukçuların çalışma biçi­mini ciddi şekilde değiştirecektir. Özellikle tekrar eden işler artık da­ha kısa sürede yapılacaktır. Sözleş­me taramaları, mevzuat analizleri, şirket incelemeleri ve standart di­lekçeler büyük ölçüde otomasyon­la hazırlanabilecektir. Bu durum klasik hukuk bürosu modelini de değiştirmektedir.

Eskiden genç avukatların yıl­larca yaptığı bazı işler artık birkaç saat içinde tamamlanabiliyor. Bu nedenle geleceğin hukukçusunun yalnızca kanun maddesi bilen kişi olması yeterli olmayacaktır. Tek­nolojiye hâkim olmak, yabancı dil bilmek, ekonomik analiz yapabil­mek ve uluslararası gelişmeleri okuyabilmek çok daha önemli hâ­le gelecektir. Özellikle veri koru­ma hukuku, siber güvenlik, tekno­loji hukuku, uluslararası tahkim ve dijital varlıklar alanı önümüzdeki yıllarda daha fazla büyüyecektir.

Bununla birlikte hukuk mesle­ğinin tamamen teknik bir alana dönüşeceğini düşünmek de doğru değildir. Çünkü insanlar kriz anla­rında yalnızca bilgi aramaz; güven de arar. Bir şirket patronu milyar­larca dolarlık uyuşmazlıkta yal­nızca mevzuat analizi istemez; ay­nı zamanda stratejik öngörü ister. Bir aile hukuku dosyasında insan­lar yalnızca hukuki sonuç değil, psikolojik destek de bekler. Bir ce­za yargılamasında ise savunma­nın merkezinde çoğu zaman insan hikâyesi vardır.

İnsanın vicdanı hukukun merkezinde kalacak!

Önümüzdeki yıllarda robotlar fabrikalarda daha fazla çalışacak, algoritmalar finans piyasalarını daha fazla yönetecek, yapay zekâ sağlık sistemlerinde daha yoğun kullanılacaktır. Ancak hukuk ala­nında insan faktörü tamamen orta­dan kalkmayacaktır. Çünkü adalet kavramı yalnızca teknik doğruluk değildir. Adalet, toplumsal vicda­nın da kabul ettiği dengedir.

Bugün dünyanın en gelişmiş ül­kelerinde bile hâkimler karar ve­rirken yalnızca veri analizine göre hareket etmiyor. İnsan davranış­ları, toplumsal şartlar, ekonomik etkiler ve kamu düzeni birlikte de­ğerlendiriliyor. Hukuk bu nedenle yaşayan bir organizmadır. Sadece maddelerden değil; kültürden, ta­rihten ve insan psikolojisinden de beslenir.

Yapay zekâ çağında başarılı ola­cak hukukçular, teknolojiden kor­kanlar değil; onu doğru yönetenler olacaktır. Ancak aynı zamanda in­san tarafını koruyabilenler ayak­ta kalacaktır. Çünkü bir robot he­sap yapabilir ama vicdan kuramaz. Bir algoritma analiz üretebilir ama merhamet hissedemez. Hukukun özü ise yalnızca kurallar değil; insa­nı anlamaktır.

Yazının devamı için tıklayınız

 

Kaynak: dunya.com

-Konuk Yazar - 21:16 A A
BENZER HABERLER