Güçten mi düşüyoruz? Işıklar mı sönüyor?

24.08.2017 19:52

Kişi Okumuş

0 Yorum

Güçten mi düşüyoruz? Işıklar mı sönüyor?

Neşe Doster
nesedoster@yahoo.com

 

Başlık biraz şarkı sözü gibi oldu biliyorum. Bir zamanlar çok dinlerdik kulağımda yer etmiş belki ondan. “Evlerin ışıkları bir bir yanarken, bendeki karanlığı gel de bana sor” derdi ya Erol Evgin! Artık ışıklar daha az yanıyor, ya da daha sık sönüyor ülkemizde sanki…

Bırakın evi, mahalleyi, ülkenin ışıkları bir bir sönerken, yaşam pınarlarımız solup kararırken, özene bezene koruyup kolladığımız cumhuriyetimiz karanlık ve kararlı ellerle güçten düşerken gel de efkârlanma, gel de şarkı sözlerine sığınma…

Batıda ana akım medya manşetten veriyor artık! “Tarih boyu çeşitli kültür ve dinlerin buluşma yeri olan İstanbul git gide tek tipleşiyor. Negatif algıyı besleyen öğeler artıyor. Yeni Türkiye’de yeni bir ruh, tek tip bir görüntü, cinsiyet eşitliği karşıtı söylemler çoğalıyor. Konser alanları moloz yığınına dönüşüyor. Böylece kadınlar için Türkiye dünyanın en tehlikeli 10 yerinden biri haline geliyor. Tüm bunlar daha çok da yönetimin şekillendirme alışkanlığından kaynaklanıyor.” Diyen ve yazan kim? Batının anlı şanlı yayın organları…

İnsanın gözlerini dolduran,  yüreğini sıkıştıran, ağlama hissi yaratan bu yargıyı gel de yazma!

Başbakan yaptıklarıyla övünürken, tarımda, ekonomide, turizmde çığır açtıklarını anlatırken memur maaşlarının son 15 yılda yüzde 60 eridiğini gel de yazma…

Cumhurbaşkanından başbakanına, bakanından valisine, komutanından kaymakamına tüm hükümet erkânı dev gibi tesisleri açma yarışında helak olurken, 3 milyon 225 bini bulan işsiz sayısını gel de yazma…

Dolmuş durağından, pastaneye, halı sahadan lokum dükkânına, kebap salonundan halı mağazasına, fırından tuvalete, icra dairesinden lokantaya, beyaz eşya mağazasından huzurevine, otoparktan minareye, mezarlıktan gasilhaneye bunca tesis açılıyorken ülkede işsizlik oranı niye hala yüzde 10’u geçiyor diye gel de yazma…

Oturduğum kafede son derece kibar bir şekilde servis yapan genç; “siyaset bilimi okudum iş bulamadım, o nedenle buradayım” derken bakışlarını kaçırmasına gel de dayan…

Alışveriş yaptığım markette torbaları doldurmama yardımcı olan genç kıza biraz da merakla eğitimini sorduğumda; “İngilizce öğretmenliğini bitirdim. Atamam yapılmadı, burada kasiyer olarak çalışıyorum” yanıtı üzerine gel de bakışlarını mahcup bir şekilde kaçırma…

AVM’de giysi seçiminde yardımcı olan genç kadına eğitiminin tekstil mi, moda tasarımı mı olduğunu sorduğumda; “Hiçbiri, sınıf öğretmenliğini bitirdim. Atama bekliyorum 3 yıl oldu, alıştım da bu işe” yanıtı üzerine gel de hayalleri adına üzülme…

Diplomalı işsizleri dinlerken tümüyle siyasi yatırım amaçlı her ilde, her ilçede açılan “bir mühür bir müdür yeter” denilen, içleri boş, kadroları bomboş olan üniversitelerle gel de övün…

Yazımı bunca ayrıntıya girmemin nedenini pratik olsun diye herkese tek soru olarak soruyor ve noktalıyorum. Bunca açılış niye derde deva olmuyor? İşi gücü bırakıp kurdele kesen bu insanlara yazık değil mi? Onları güneşin altında saatlerce tören alanında bekleyen ahaliye yazık değil mi? Madem bunca dev açılış işsizliği azaltmaya yetmiyorsa, daha küçük, daha mütevazı, daha pratik ve istihdama daha yönelik açılışlar yapsak diyorum! Hangi alanda boşluk varsa o alana yönelsek, gençlerin başını eğmesek, insanları arayışa itmesek, intiharları önlesek diyorum…

İlgili Terimler :

YORUMLAR