Han Ayvaz Adıgüzel: İki şey fark edilir; gözlem yap ve düşün…
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
Kur’an’la oturup kalkanlar şöyle bir müjdeyle moral bulurlar. “Her kim Kur’an’dan bir şey bellese, Kur’an onun etine kemiğine karışır!” Böyle bir nimet… İşte nimet budur!
Kur’an’ın dışı hüküm, içi ilimdir. Kur’an işaret eder ve bu işaretlerine de ilmi cevaplar ister. Allah bu cevapları neden istediğini de bir ayetle açıklar. “Muhakkak ki Allah alimdir!”
Allah, kendini Kur’an’da doksan dokuz isimle sunar. Bu isimleri bazen bir, bazen beş, bazen elli kez tekrar ederken, en fazla “hakim ve alim” ismini kullanır; çünkü ilim Allah’ın “zat” isimlerindendir. Burada ilim ve bilgi kelimeleri üzerinde fazla ayrıntıya girmeyi gereksiz görüyorum. İlim-alim, Bilgi-bilgin. Bunlar birbirlerinin yerini alan Arapça ve Türkçe kelimelerdir.
Arapça ilim, Türkçe bilim, Arapça alim, Türkçe bilgin vb. Bunlara takılıp kalmamak lazım. Esas olan bunların dışındadır. Bununla beraber, ilim uygulamaya geçince bilim olur sözü de doğrudur.
Mesele Kur’an’ı anlamak, hedef bu!
Peki, bu ışığı nasıl yakalayacağız? İlimle! Eğer sorulursa Kur’an’ın isteği nedir? Bunun cevabı da yine ilimdir. Kur’an’da binlerce ayet bu konuyla ilgilidir. Birkaç örnek vermek istiyorum:
“50/6-11, 16/65-69, 6/95-99, 26/7, 21/30-33, 2/164, 22/45-46, 3/9, 88/17-20, 56/7-63-68 ve daha binlercesi.
Kur’an’da iki şey açıkça fark edilir: “Gözlem yap ve düşün!” Burada hedef tektir. Hayat! İlimsiz hayat Kur’an indinde hayvanidir. Kur’an buna müsaade etmiyor ve hemen devreye giriyor: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” diye. Bu, Zümer suresinden bir ayettir.
Görüşler ne kadar keskin ne kadar bilimsel olmuşsa ve ne kadar daha derin olmuşsa kendilerini o denli Kur’an’la uyumlu bulmuştur.
Bir Müslüman, ilimi olarak ne kadar Kur’an’dan uzaklaşırsa, İslam dini içte bir o kadar parçalanma geçiriyor demektir. Sığ anlayış, Kur’an’da kendine yer bulamıyor.
Araştırıcı insanlar Kur’an’la uyumlu ve Kur’an dışı felsefe yazılarına rast gelmişledir. Felsefe bilmek mi yoksa felsefe okumak mı diye bir değim vardır. Elbet ki okumak!
Deizm bir felsefe konusudur, sunumu iki özellik üzerinedir. Dedikleri şudur: “Peygamberlik makamı diye bir şey yoktur, bu bir saçmalıktır. İkincisi de Tanrı vardır, yaratmıştır ama yarattıktan sonra elini çekmiş ve hiçbir şeye karışmamaktadır.”
Acaba istisnalar hariç, bütün İslam dünyası bu işin neresinde? Peygamber için denilenleri ayrı tutarsak, deizmin dediklerinin tam göbeğinde yer almıştır. Bütün işleri biz yaparız, kanunları biz koyarız, eğriyi doğruyu biz seçeriz, yönetimi bir kurarız vb. Hatta peygamberin ağzından da bir söz uydurmuşlardır: “Siz dünya işlerini benden daha iyi bilirsiniz” diye. Aslında bu sözün peygamberle yakından, uzaktan bir ilgisi yoktur. Kendi deist alt yapılarını korumak için uydurdukları bir sözdür.
Böylece Müslümanın Allah’la tek ilişkileri kalmıştır. Onun adını anmak-Zikir! Bu zikri de namazla fenomen haline getirmek! Görüldüğü gibi Allah’ın hiçbir işle alakası kalmamıştır.
Peki, durum böyle midir? Hayır, Kur’an böyle demiyor. Kur’an’ın dediği, Allah kanun koyar, kurallar ona aittir der. Kasas/68, Hac/75 v.b
Peki, Resul’ün ölümünden sonra ne yapıldı? Allah’a, sen bu işlere karışamazsın. Sen yarattın, işte bu kadar. İşimizi biz biliriz. Şair demeli: “İşimiz kimseden sorulmamıştır!” Seçeriz, seçiliriz, kral oluruz, padişah oluruz.
Deistlerin dediklerini göz önünde bulundurursak, Resul’ün ölümünden sonra İslam dünyası tamamı ile deisttir.
Aslında modern deistlerin açıkça konuştuklarını günümüz Müslümanlar fiilen yaşıyorlar.
-
Prof. Dr. Barış Doster: Emperyalizm, ekonomik güç ve dış politika…
-
Han Ayvaz Adıgüzel: İki şey fark edilir; gözlem yap ve düşün…
-
AB’den Rusya’ya yeni yaptırım dalgası
-
Nobel Ekonomi Ödülü’nün sahipleri belli oldu
-
Fon soruşturmasında 401 milyar TL’lik çıkış: 440 kişi inceleniyor
-
Lavrov’dan Lübnan’a destek mesajı: Egemenlik ve toprak bütünlüğünün yanındayız
