Han Ayvaz Adıgüzel: İşi Yasin’e Kalan Hasta!

-Genel - 15 Temmuz 2025 00:01 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Yazıklar olsun o hastaya ki işi Yasin’e kalmıştır. O devlete de yazıklar olsun ki işi teröristle masaya oturmaya kalmıştır. Bazen mesele o kadar açık olur ki, insan, “sözün çokluğundan susup kalır!’” Yani ışığın şiddetinden güneşe bakamama hali!

Karşı gücün oyunu açık oynayışı rakibini üzer. Bu kadar da olmaz ki deyip pancar gibi kızarır. Farkı yapan politikadır. Avrupa’yı Avrupa yapan politikadır, Ortadoğu’yu da öyle. Yazarlar-çizerler kendi kendilerine soruyor. Peki, politika bizi ne yapmak istiyor?

İnsan bazen, kendi insanının kendi ülkesine yaptığı ihaneti eleştirmiyor, eleştirmekten artık yorgun düşmüş olabilir ama böyle halden hale düşmeleri ağırına gidiyor.

İslam’ın Balkanlar’daki Filozofu Aliye İzzetbegoviç’in, “Hiçbir isteğim yok lakin elem duyuyorum” sözü, bir yazarı bir şairi çok etkilediğine eminim. Bu insanlar neden böyledirler bilmiyorum. Bu üzüntü onlara nereden geliyor?

Şair ve düşünür Namık Kemal’de aynı dertten mustaripti. Şöyle diyordu. “Beis-i şekva bize umumidir Kemal/ Kendi derdim billah gelmez yadıma!”

Elemli insanlar kavga adamı değildirler lakin düşüncelerinde asidirler. Acaba vatan millet meselelerinin elemlerle bir ilgisi var mı?

Ahmak insanların yakalanmayacakları bazı hastalıklar var. “Vatan, millet, din derdi” gibi. Ahmaklık dünyanın en kötü hastalığıdır ama bunlara diş ağrısı kadar acı vermez.

Bu ahmak insanların trajedileri yoktur. Mesela onlar Kerbela’yı bilmezler. Hüseyin’i bilmezler. Bilip tanıyanlara da hangi gözle baktıkları başka bir elem oluşturur. 

Dramı tanımayan insanlarda ahlak düşüktür. Bu insanlar metropolde kaybolmuşlardır. Bunların hayat hisleri yalnız nefes alıp vermekten ibarettir. Tekrar sormaktan insan kendini alamıyor. Acaba bunlar niye elem duymazlar ki?

Bu ahmakların sanki ne meziyeti var? Meziyeti olmayanlar artık çekilmez oldular.

 İnsan başını taştan taşa ne zaman vurur? Hakkı kaybettiği zaman! Ahmaklar hakkı kaybetmişlerdir. Kendi varlıklarına ait özellikleri yok olmuştur. Durum budur hem söylediğimiz hem de gördüklerimiz gibi!

Öğrendiğin şey seni yükseltebilir de düşürebilir de. Din konusu bunlardan birisidir. Aynı din iki kişiden birini yükseltmiş birini düşürmüştür; çünkü birisi dini yanlış anlamıştır. Yani anlayış kurbanı!

Bu kurban olmanın başka katmanları da vardır. Kibir gibi, inat gibi, gösteriş, zorbalık, şehvet vb. gibi! İnsan neye kurban gidiyorsa ona savaş açmalı. Bunu herkes idrak edebilir, yine de yazmakta bir beis görmedik.

İnsan uyuşturucu şeylere de savaş açmalı. Sadece alkol ile bunun izahı yanlıştır. Bazen din, bazen mezhep bazen partiler vb. Bunları bilmek lazım. Mesela günümüzün en güçlü ordusu medyadır. İster işitsel ister görsel olsun. Medya seni maymuna çevirir. İşte buna savaş açabilmelisin.

Parti liderleri de öyle. Parti liderleri ve ekibi, aldıkları bir kararla ülkeyi kaosa sürükleyebilir. Buna savaş açabilmelisin.

Fırtınalı zamanlarda kartal ol. Eğer ferasetin varsa, fırtınalar sana rehberlik eder!

Bazen kişi ülkesinde dönen dolapları bilir ama haddini bilmez. Bu insanlar sanıldığı gibi deli değildirler, takiyeleri yoktur. Etraftaki insanlar da duyarsız olunca!

En büyük suç, kişinin ömrünü boş şeylerle geçirmesidir. Futbol vb. gibi. Bunların hadsizliği bu gibi insanlaradır. 

Çocuk oyuncak dükkânı açar, alış -veriş yapar ama kâr elde etmez. Ömrün boşa gitmesi budur işte!

Boş işlerle uğraşanlara düşman olmak lazım ama açık düşmanlık değil açıklayıcı düşmanlık!

Yazıp duruyoruz böyle, sözümüz kırık dökük bir hale geldi. Vakit mi dar bilmiyorum, kişinin anlayışı mı?

 

-Genel - 00:01 A A
BENZER HABERLER