-Konuk Yazar HABERLERİ
-
Tuğçe Tatari tugcetatari@gmail.com Bu yeni fazda farklıların aynı, aynıların farklı olduğunu daha çok göreceğiz ve konuşacağız. Ne kadar parlak, ne kadar ünlü, ne kadar yüksek konumlu varsa, çoğu önümüzde aynılaşacak, göreceksiniz. Keşke bu kadarını da görmeseydim diyorum ben bazen, sizin de dediğinize eminim… CHP’nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi (Fotoğraf: Can Öztürk/T24) Bazen insan kendini […]
-
Zeynep Altıok Akatlı @zeynabelle Geçtiğimiz hafta özgürlükleri kısıtlayan, hukuku güçlünün adaletine dönüştüren iktidarın, yerleşikliğini alternatifsizlikle güçlendirebilmek için yasakları, kültürsüzleştirme politikalarını kullanışına değinmiştim. Peki, iktidarın yasakları sanatın kapıları kapatılabiliyor mu? Yunanistan’da çağdaş ve deneysel tiyatronun önemli yönetmenlerinden Anestis Azasin’in gerçek bir olaydan etkilenerek yazıp yönettiği Köpekler (The Dogs!) geçtiğimiz gün Paribu Art sahnesinde izleyiciyle buluştu. Yunanca, […]
-
Memduh Bayraktaroğlu memduhsb@gmail.com Fakirlik, insani gelişmişlikte geri kalmış olmanın, yani, seçmen eğitimsizliğinin ve yozlaşmış ahlâk anlayışının sonucudur… Peki buna rağmen içinizde halen, fakirliğin bireyin de milletlerin de kaderi olduğuna inanan var mı?.. Siz (tahmin ettiğim) sorunun cevabını düşünürken ben de ne demek istediğimi bir örnekle anlatmaya çalışayım… *** Singapur, kişi başına milli gelirde İsviçre’den (90,000 USD) sonra ikinci (8,000 USD)… BM İnsani […]
-
“Filozofların tek yaptıkları dünyayı çeşitli biçimlerde yorumlamaktı, oysa önemli olan değiştirmektir.”[9] Sol doxa’nın belkemiğini oluşturan Marx’ın “Feuerbach Üstüne Tezler”inin (1845) bu on birincisi, diğer tezlerle birlikte düşünüldüğünde, pratiğin küçümsenmesinin karşısına teorinin küçümsenmesini çıkarır ve aynı anda birden fazla hareket geliştirir. Birinci hareket: İki cümle arasında bir nedensellik ilişkisi değil, zamansallık ilişkisi kurar (daha doğrusu, nedensellik ilişkisi ancak […]
-
Neden sormadılar bana annemle babam, Gelmek ister misin diye dünyaya?! Sorulmadığı gibi Jean-Jacques Rousseau ’ya! İstemedim ben, istemiş bir kere beni yaratan Elbette gelmek gibi gitmek de olacak ondan! Nasıl doğuyorsak anamızdan tamamen üryan; Götürülmez giderken ne para, ne han, ne apartman! O halde nedendir bu kavga, bu yiyiş, bu didiniş?! Yeter, dursun bu […]
-
Dr. Alper Akçam alperakcam@gmail.com Hayatımızdan, kültür ve siyaset ortamımızdan hiç eksik olmadılar… Kendi ikbal ve istikballerini her şeyin üstünde tutarak, nerede bir iyi insan, nerede bir güzellik, nerede bir doğruluk varsa ona ve oraya hiç utanmadan iftiralar yağdırdılar. Kışkırtıcılık, karıştırıcılık yaptılar; nice değerimizi beyinsiz tetikçilere kıydırdılar… Daha öncesi de var kuşkusuz da, en büyük ihanete […]
-
Zeynep Altıok Akatlı @zeynabelle Müziğin sadece bir sanat değil, aynı zamanda bir hafıza aracı, bir kimlik ve bir direniş biçimi olduğunun en güçlü örneklerinden biridir Ruhi Su. Bu yıl, onun müzik yolculuğunun en önemli duraklarından Ruhi Su Dostlar Korosu’nun 50. yılında; onun güçlü sesinin yanında devrimci kimliğiyle ve ozan duruşuyla sadece türküleri değil, bir halkın vicdanını ve […]
-
* Maliye Teftiş Kurulu’nda, müfettiş yardımcıları yeterlik sınavından önceki üçüncü yıl içinde, altı aylık bir süre için, tek başına teftişe çıkarlar. Buna “resen teftiş” denir. Benim resen teftiş programının ilk hedefi Mardin’in Midyat ilçesi idi. Teftiş için gidilen ücra taşra kasabalarında tebliğler dahil ilgili mevzuatı bulmak kolay olmazdı. Bu tür yayınlar ya hedefine hiç ulaşamamış […]
-
Memduh Bayraktaroğlu memduhsb@gmail.com Her yargı kararını, mutlaka bir siyasi iradenin gölgesinde okumaya çalışmak, yargıyı ikinci kez siyasallaştırmak değil mi?.. Meselâ, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin CHP’nin 28. Kurultayı davasını erteleme kararını: “Sizce, mahkeme (Tabii ki siz bunu “Yargıç” olarak anlayın) bu kararını iktidarın iradesiyle mi verdi yoksa muhalefetin iradesiyle mi” sorusuna cevap arayarak tartışmaya başlamak… Kararı veren hâkimin hukuk bilgisini, vicdanını ve medeni cesaretini hiçe saymak değil mi?.. *** Bir başka deyişle… […]
-
Söylem öznesi “Yalan söylüyorum” dediğinde (bile!) yalan söylemiyor olabilir, çünkü yalan öznenin değil, sözcenin yüklemidir… Yalan söyleyebilmemizi mümkün kılan tam da göstergenin keyfiliğidir – yani, dil ile dildışı dünya, “zihin” ile “doğa” arasında keyfi bir ilişki olması. Bir başka deyişle, kelimeler şeylere gönderme yapmadığı için yalan söyleyebiliyoruz. Şeylere gönderme yapıyor olsaydı, her sözümüz duvara çarpardı. […]
-
Umur Talu umurtalu479@gmail.com Çocuğa demişlerdi ki “Burada bir otel vardı. Deden orada kalırken öldü.” Halası, küçük bir çocukken, orada, babasıyla mıymış? İkinci eşinden ayrıldıktan sonra dedemin son yuvası Tokatlıyan Splendid Restoran’ın (Cafe-Restaurant Splendide) üstünde açılan otelmiş. Bir de zaman zaman Tarabya’daki “yazlık” Tokatlıyan. Sanırım otelin sahiplerinin kendisine saygı ve sevgisiyle “makul bir kira” karşılığında orada […]
-
Dr. Alper Akçam alperakcam@gmail.com SELAM OLSUN YURDU VE İNSANI İÇİN CEFA ÇEKENLERE, TER DÖKENLERE… Her gün televizyon ekranlarında ciğeri beş para etmez birilerinin adları okunuyor, ülkesini babalar gibi satanlar, insanının emeğine, çocuklarımızın geleceğine göz koyanlar cirit atıyor; köprülerde, bulvarlarda kardeş kavgasını körüklemişlerin, halkının geleceğini emperyalizme ve işbirlikçilerine peşkeş çekmişlerin, halkın dini inançlarını istismar ederek kırk […]