Kitabın Ortasından Soru ve Başlıklar…

04.09.2017 22:25

788 Kişi Okumuş

0 Yorum

Kitabın Ortasından Soru ve Başlıklar…

Neşe Doster
nesedoster@yahoo.com

AKP’nin ağır toplarından biri; “Bir Atatürk gider, bin Atatürk gelir” buyurmuş. Hazretin konumu nedir, ne değildir bilmem merak da etmem ayrıca! Ama bildiğim hem de kesinkes bildiğim bir şey var o da şu! Ülkemizin ve dünyanın gelmiş geçmiş en büyük, en aşılmaz ve aşınmaz lideri bir geldi pir geldi. Ne bir yere gidiyor ne de yeri doluyor! Heyecanlanmayın sakın!

Bazı konularda toplumsal duyarlılığın ne kadar etkili olduğu ortada! Ama unutmamamız gereken gerçek şu ki; bugünkü Beştepe’nin bulunduğu yer eskiden kavaklık, elma bahçesi, çimenli yol, dut ağaçları, çam ormanı, buğday tarlaları, yoncalıktan oluşan ve büyük Atatürk’ün Türk halkına bıraktığı Atatürk Orman Çiftliği idi. Böyle biri nasıl gider? Ya da yeri nasıl dolar?

Madem başlıkta kitabın ortasından dedik dolduralım bari! Efendim yapılan protokol ve anlaşmalarla MEB’in görev ve yetkilerinin önemli bir bölümü vakıflara devredildi malumunuz! Artık bu vakıflar kendi meşrebince sosyal, sanatsal, kültürel, sportif, bilimsel, teknolojik etkinlikler ile ilgili seminer ve proje çalışmaları, yarışmalar,  mesleki ve teknik kurslar düzenleyebilecekmiş!  Bu etkinliklerde Atatürk adının geçmeyeceği kesin. Çünkü bu vakıfların amacı; ülkemiz insanının manevi dinamiklerini zenginleştirmek, ilmi, fikri ve ahlaki yönden gelişmesine katkıda bulunmakmış! Bu vakıfların mütevelli heyetlerinde AKP’li kadrolar, MEB ve Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilileri, AKP’li belediyeler, TÜRGEV ve Erdoğan Ailesi varmış. Şaşırtıcı mı? Asla! (Cumhuriyet’ten Özgen Acar haberi)

CB, NTV sunuculuğunda TRT’de çekilen ulusa sesleniş konuşmasında eşini överek; “Biz tek tabanca değil, çift tabanca çalışıyoruz. O da STÖ’lerde sinerji yaratarak büyük gayret içindedir” dedi ya! Aklıma daha önce ana- oğul Erdoğan’ların sözleri gelmez mi?

Bilal Bey 20 Aralık 2015 yılında; “Ensar Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarına sahip çıkın. Çünkü toplumun dinamiği STK’lardır” demişti.

Emine Hanım 26 Şubat 2017’de Ensar Gönüllüleri buluşmasında; “İki hatta üç kuşağın mensuplarını burada görüyorum. Gençlerin dinamizmiyle, büyüklerin tecrübesinin harmanlanması, hiç şüphesiz ki geleceğimizin teminatı olacaktır” diye konuşmuştu!

Şimdi kalkıp da vakıflarla MEB arasında protokol imzalanmasına şaşırmak yerine, iş zaten baştan ve çok eskiden bağlanmış deyip susmaz mısınız?

Yine durum böyle iken kalkıp da;  cezaevlerinde yatanların sayısı 224 bin 878’ i bulmuş, kapasite 202 bin olduğu için 20 bin kişinin yatağı bile yokmuş, yerlerde yatıyorlarmış. 900 civarında tutuklu hastanın 400’ünün durumu ağırmış, mapus damlarında yaşları 12-17 arasında değişen 2 bin 800 çocuk kalıyormuş. Bu çocuklardan son 4 yıl içinde 13’ü yaşamını yitirmiş, (6’sı intihar etmiş) gibi enti püften sorunları yazmanın anlamı var mı?

Ya da dış açıkta 43 ayın rekoru kırıldı, eskiden bir tarım ülkesi idik, şimdi tarımda dışarıya 181 milyar dolar ödedik gibi sıradan başlıklara girmenin, bu konuları ısrar ve inatla yazmanın ne anlamı var? Nasılsa mümkün ve uygun olan her şey yukarı katlarda hallediliyor…

Ancak ne yazık ki ve ne komik ki bu ülkenin en yüksek yargı mensupları bazen cüppesinde düğme arıyor, bazen reverans yapıyor! Keşke yüksek yargının; “Türkiye’de yargı hiç bu kadar bağımsız ve tarafsız olmadı” sözünün tersini kanıtlayan görseller olmasaydı!

Sevindirici Not: Atatürk yontularına saldırıların hepsinin ya “meczup”, ya da “akli dengesi olmayan” kişilerce yapıldığı itirafı üzerine rahat bir nefes aldık desem! Aklı olan hiç kimse Atatürk’e saldırmıyor babından…

Yazarın Notu: Sık sık hem de çok sık bazı sorunları ve soruları utangaç bir iki cümle ile geçiştiriyoruz ya!  Amacımız, kısa bir iki hatırlatmayla akla da hukuka da aykırı olanları gündemde tutmaktır o kadar yani…

İlgili Terimler :

YORUMLAR