Neşe Doster: 30 Ağustos’un 104. Yılında Büyük Lider, Büyük Zafer…
Neşe Doster
nesedoster@yahoo.com
Acıdır, çok acıdır. Üzücüdür, çok üzücüdür. Son yıllarda ulusal bayramlarımız küçümsenerek, alternatiflerle gölgelenerek, coşkusuz, sessiz sedasız, tenha, adeta adet yerini bulsun diye, ya da yeni bayramlar(!) yaratılarak kutlanır oldu. Oysa çocukluk ve gençlik yıllarımızda; Eskinin o vazife kuşağı ve halkımız takım elbiselerini giyer, bayrağını balkonuna asar, ulusal marşları yeri göğü inletircesine söyleyerek haykırır, yokluk içinde kazanılan Kurtuluş Savaşını hatırlar, zaman zaman gözyaşları sel olup akardı…
Çocuklar, gençler, askerler günler öncesinden bayramlara hazırlanır, marşlar, şiirler ezberlenir, korolar, folklor ekipleri günlerce provalar yapar, bayrağı, flamayı kim taşıyacak yarışına girilirdi…
Şimdi Tarihe Altın Harflerle Kazınan Büyük Zaferin Ayak İzlerinde Dolaşalım…
30 Ağustos! Aralıksız 10 yıl Bingazi’den Kafkaslara, Galiçya’dan Yemen çöllerine kadar savaşan, parçalanmaya, yok edilmeye çalışılan imparatorluğun, yeniden devlet olacağının ve ulusumuzun varoluş mücadelesinin müjdesidir…
30 Ağustos! Mustafa Kemal’in stratejik dehasının, olağanüstü liderlik vasfının, komutanların ustalığının, ordumuzun kahramanlığının, Mehmetçiklerin gözüpekliğinin, halkımızın büyük özverisinin en anlamlı hamlesidir…
30 Ağustos! 14 Ağustos 1922’de başlayan ve 100 bin kişilik ordunun büyük gizlilik içinde Yunan ordusuna tarihte eşi görülmedik bir darbe indirdiği mucizenin adıdır…
30 Ağustos! Vatanını ve geçmişini kaybeden bir ulusun; hem vatanını, hem bağımsızlığını, hem toplumsal belleğini kazandığı zaferin adıdır…
30 Ağustos! Binlerce süvarinin, ardı arkası kesilmeyen bir sel gibi, fırtına gibi Afyon ovasına inerek, yalnızca 10 gün içinde İzmir’e Türk bayrağını çektiği zaferin adresi olduğu kadar, özgür ve bağımsız devletin kıvılcımı olduğu kadar, Lozan’ı hazırlayan, Lozan’ı kazandıran güçtür…
30 Ağustos! Yalnızca bir savaşın kazanıldığı gün değil, tarihi bir dönüm noktasıdır, Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan yolun en önemli kilometre taşlarından biridir, tarih yapraklarına sığmayacak kadar derin, tarihin altın sayfalarına kazınacak kadar değerli bir mücadelenin zaferle taçlanmasıdır…
30 Ağustos! Mehmet Akif Ersoy’un; “Allah’ım ne muazzam zaferdi o. Beş altı saat içinde bir başka dünya doğdu. Artık benim ne düşünecek, ne yazacak, hatta ne yaşayacak takatim kalmıştı. Bizim dilimiz tutulmuştu. Ordu bizzat yazıyordu.” şeklindeki sözleriyle yansıttığı bağımsız yaşamak isteyen bir ulusun yeniden ayağa kalktığı destanın adıdır…
30 Ağustos! Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya adlı baş yapıtında yazdığı; “Nemiz varsa; bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaş olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı’nın, vicdanımızı Doğu’nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcaklığını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak; hepsini, her şeyi 30 Ağustos Zaferi’ne borçluyuz.” şeklindeki olağanüstü tanımlamasında da vurguladığı bağımsızlık ateşinin bayrağa dönüştüğü çok yönlü, çok planlı zaferin adıdır…
30 Ağustos! 57. Tümen komutanı Albay Reşat’ın Gazi Paşa’nın telefonuna; “Yarım saat içinde tepeyi alırız” sözüne karşılık hedef alınamadığı için, sözünü yerine getiremediği için tabancasıyla intihar ettiği, komutanın ölümünden yarım saat sonra tepenin 57. tümen tarafından ele geçirildiği insanlık onurunun, sorumluluk ve fedakarlık duygusunun, iyi hazırlanmış bir planın, doğru komutanlığın, disiplinli ordunun, özetle askerlik sanatının, Ağustos sıcağının, yorgunluğun, susuzluğun, bayrağımızın yeniden yükseldiği unutulmaz olaylarla dolu arka planının adıdır…
Şimdi soru zamanı? Bağımsızlık için başkaldırdığımız 19 Mayıs’lar, devlet olduğumuz 23 Nisan’lar, Cumhuriyet kurduğumuz 29 Ekim’ler, ulusumuzun bağımsızlığını tescilleyen 30 Ağustos’lar olmasaydı biz var olur muyduk?
Şimdi gel de; Bir mucizenin adı olan, bütün dünyada emsali görülmemiş bir zaferin adı olan, altında harp tarihinin en başarılı komutanı GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün imzası olan bu bayramı coşkuyla kutlama…
Şimdi gel de; 30 Ağustos denilince kan ve barut kokusu içinde yarı aç, yarı tok ayağında çarığı ile düvel-i muazzamanın ordusunu önüne katıp Akdeniz’e doğru kovalayan Ulusal Kurtuluş Ordusunu, kan ter içindeki atlarıyla yalın kılıç süvarilerimizi, branda beziyle onarılan uçaklarımızı, sırtında akıl almaz ağırlıktaki top mermilerini taşıyan Mehmetçiklerimizi, kağnılarda umudu, zaferi taşıyan kadınlarımızı düşünme, minnetle ve saygıyla anma…
Şimdi gel de; Pek çok şeyi göze alarak, pek çok şeyi de gözardı ederek ölümüne çıkılan yolların kahraman yolcularını hatırlama, minnetle selamlama…
Şimdi gel de; Ulusun nöbet defterine adını bir onur nişanı gibi kazıyan o kuşağın, o zorlu koşullarda yaptıklarını, göz yaşartan, geniz yakan fedakarlıklarını anma…
Şimdi gel de; Savaş, direniş, başkaldırı, yiğitlik, dostluk, vefa, ayrılık dolu zaferlerin Anadolu’nun ters giden talihine bir güneş gibi doğan efsane liderini yol ve dava arkadaşlarını derin ah’lar çekerek anma, alkışlama…
Şimdi gel de; Cephede Büyük Atatürk’le karşılaşma anını şöyle kaleme alan Halide Edip Adıvar’ın; “İşte bu küçük odadaki adam, bütün gençliğini bir millet yaşasın diye ölümü göze alarak ortaya koyduğu kararlılığı temsil ediyordu. Ne saray, ne ün, ne herhangi bir güç, onun bu odadaki büyüklüğüne yaklaşamazdı. Gittim yanına ve elini öptüm.” Şeklindeki ulus ve vatan sevgisine vurgu yapan sözlerini hatırlama…
Şimdi gel de; Büyük şarimiz Nazım Hikmet’in; “Sarışın bir kurda benziyordu/ Mavi gözleri çakmak çakmaktı/ Yürüdü uçurumun kenarına kadar eğildi, durdu/ Bıraksalar ince uzun bacakları üstünde yaylanarak/ ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak/ Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacaktı.” şeklinde kaleme aldığı Kuvayı Milliye Destanını milyonuncu kez sesli sedalı okuma…
Şimdi gel de; Büyük Atatürk’ün 30 Ağustos 1924 yılında Dumlupınar Meçhul Asker Anıtı’nın temel atma töreninde dediği; “Zafer, “zafer benimdir” diyebilenindir. Başarı ise, “başaracağım” diye başlayarak, sonunda “başardım” diyebilenindir.” Şeklindeki sözlerini bir kez daha anlayarak, alkışlayarak hatırlama…
Kutlama ve minnet notu: Bizlere vatanımızı kazandıran, devrimlerle Cumhuriyetimiz’i kuran Büyük Atatürk’e minnet ve şükran borcumuzu yineliyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor, Büyük Liderin Büyük Zaferi 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutluyorum…
-
Neşe Doster: 30 Ağustos’un 104. Yılında Büyük Lider, Büyük Zafer…
-
Komedyen Deniz Göktaş tahliye kararının ardından yeniden tutuklandı
-
Türklerin Schengen tercihi: En çok başvurulan ülkeler ve ret oranları
-
Mohaç Savaşı’nın 500. yılı: Macaristan için yenilgi, Osmanlı için zafer
-
Pezeşkiyan: İslamabad Mutabakatı’nın uygulanması halinde Hürmüz Boğazı açılacak
-
ABD Venezuela’nın petrolünün beşte birini kontrol edecek
