Trump’ın insanlık ayıbı: Göçmen siyaseti

17.07.2018 13:43

558 Kişi Okumuş

0 Yorum

Trump’ın insanlık ayıbı: Göçmen siyaseti

Amerika’nın popülist başkanı Donald Trump, sıra dışı ve büyük tartışmalara sebep olan siyasetler izlemektedir. İç ve dış alandaki bu siyasetler Amerika’nın içinde ve dışında birçok itiraz ve eleştirilere sebep olmuştur.

Trump’ın en önemli seçim vaatlerinden biri başta Meksika ile olan ortak güney sınırdan göçmenler ve özellikle yasadışı göçmenlerin Amerika’ya girişleridir. Bu konu ile ilgili Trump’ın son aylardaki eylemleri, sadece Amerika içinden değil tüm dünyadan tepkilere sebep oldu.

Yapılan tahminlere göre halihazırda Amerika’da yaklaşık 11 milyon yasak göçmen yaşıyor.  Amerika başkanı seçim kampanyasında,  Beyaz Saray’a gireceği takdirde illegal göçmenlere karşı sert siyaset izleyeceğini  vaat etmişti.  Nitekim o zaman da Amerika ve Meksika arasında sınır duvarı inşa etmeyi ve de illegal göçmenleri ülkeden ihraç edeceğini vurgulamıştı. Tam da bu konu başta Arizona ve New Mexico gibi güney eyaletleri olmak üzere çeşitli eyaletlerde cumhuriyetçi Parti yanlılarının başkan  Trump’ın görüşlerine olumlu yaklaşmalarına sebep oldu;  zira söz konusu eyaletlerdeki cumhuriyetçilerin başlıca endişelerinden biri  göçmen meseleleri idi ve Trump’ın saldırılarının sivri ucunu ise göçmenleri  hedef almıştı.

Bu arada Trump göçmen karşıtı açıklamaları ve de Amerika ve Meksika arasında sınır duvarı inşaat edeceğine daire sözleri nedeniyle yoğun eleştirilere maruz kaldı.  Bu bağlamda Amerika eski Dışişleri bakanı Medline Albright Başkan Trump’ın göçmen siyasetlerini ve de göçmenler hakkında kullandığı kelimeleri eleştirdi.  Albright kendi Twitter sayfasından paylaştığı mesajda şöyle yazdı:
Göçmenlerin, ister yasal ister yasadışı olsun, kendi hayat şartlarını yükseltmek peşinde oldukları açıktır.  Onlara ” hayvan ya da  böcek” şeklinde hitap etmek,  nefreti yaymaktır.  Washington’da ve bizim sınırlarda yaşananlar, üzücüdür, doğru değil  ve Amerikan siyaseti değildir.

Amerika başkanı Trump illegal göçmenlere  karşı yoğun şekilde  siyaset izleyeceğini çalışma programına alacağı konusunda defalarca vaatte bulunmuştu.  Bu bağlamda  her şeyden önce eylül 2017’nin başlarında DAKA (DACA)  olarak bilinen yasayı  iptal etti.  2012’de onaylanan bu yasa uyarınca yasadışı şekillerle Amerika topraklarına giren ve okumakla meşgul olan çocuklar  sınır dışı edilmiyor ve çalışma ve eğitimlerine devam edeyi biliyorlardı.
Böylece  başkanın bu kararı,  800 bin genç göçmenin affının son bulmasına sebep oldu.  Bu karar aynı zamanda geniş göçmen kitlesinin ihracı ile sonuçlanabilir.

Başkan Trump,  yoğun muhalefetlere rağmen ikinci aşamada ” sıfır tolerans” siyaseti çerçevesinde  2018 yılının başlarından itibaren Amerika-Meksika sınırından yasadışı göçmenlere karşı sert tutum  sergilenmesi direktifini verdi.  Böylece Amerika hükümetinin aldığı karar ve izlediği siyaseti doğrultusunda illegale göçmenlerin girişini engellemek amacı ile Amerika sınır polis güçleri 5 Mayıs 9 Haziran tarihleri arasında  2 bin  342 çocuğu göçmen ebeveyninden ayırarak tutukladı.  Bu çocuklar Meksika sınırında ebeveynlerinden ayrı bir kampta ve demir kafesin içinde tutuldular.

Başkan Trump’ın bu yeni hareketi ülkenin içi ve dışından yoğun muhalefetle karşılaştı,  öyle ki Trump’ın eşi ve kızı bile bu karara karşı tavır sergilediler.
Eski CIA başkanı Michael Hayden, “çocukları  sığınmacı ebeveyninden ayırma siyaseti,  Nazi Almanya rejiminin cinayetleri ve Auschwitz  toplama kampının cinayetlerini hatırlatıyor ve eğer bu sürecin önü alınmazsa,  Hitler Almanya’nın tarihi, Amerika’da tekrarlanacaktır”  şeklinde konuştu.
Trump bu kararla iç ve dış siyaset alanında bencil ve öz-merkezli biri olduğunu göstermekle kalmadı aynı zamanda insanlık ve ahlak konusunda da zayıf birisi olduğu ve esasen insan hakları ve ahlaki ölçülere  inanmadığını dünyaya göstermiş oldu.

Siyasi meseleler uzmanı Fuad İzedi, Trump’ın  göçmenler ve çocukları ebeveyninden ayırma konusundaki sıfır tolerans siyasetine işaretle  şöyle diyor:
Amerika başkanı böylece bu siyasetlerle kendisinden güçlü bir kişilik sergilemek peşinde olduğunu  göstermeye çalışıyor.  Böylece Amerika’nın ırkçı kesiminin dikkatini toplayarak,  ırkçı muhataplarının zihniyetinin devam edeceğini göstermek istiyor.

Amerika’da eski yönetimler bu konunun sonuçları ve uluslararası alanda Amerika’ya yönelik oluşacak nefret ve aşağılanmak korkusundan dolayı yasadışı göçmenler meselesine  tamamen uzak durmaya çalıştığı bir dönemde Amerikan yasalarını uygulama bahanesi ile küçük çocukları yasadışı göçmen ebeveynlerinden ayırma kararı aldı.  Fakat  Trump’ın bu siyasetten hedefi tamamen bellidir.  Kendisi son zamanlarda yaptığı  konuşmalarda Amerika’nın Avrupa gibi göçmenler kampına dönüşmeyeceğini belirti.

Aslında Trump’ın girişimi Meksika sınırından Amerika’ya giren Latin kökenli göçmenler arasında korku ve panik oluşturma bağlamında gerçekleşiyor.  Trump çocukları ebeveynlerinden ayırmakla illegal göçmenlere karşı  Amerika yönetiminden korkunç bir tablo çizerek onları Amerika’ya göç etmekten vazgeçirmeye çalışıyor.  Başkan Trump 24 Haziran tarihinde bir Twitter mesajında illegal göçmenlere değinerek şöyle yazdı:  bu göçmenlerin bizim ülkemize saldırmalarına izin veremeyiz!  Bu kişiler bizim ülkemize geldiklerinde, bizler hiçbir yargıç ya da mahkemeye ihtiyaç duymadan onları geldikleri yere göndere bilmeliyiz.  Mevcut durumda bizim göçmenlik düzenimiz alay konusudur.

İnsan hakları izleme örgütü 29 Haziran tarihinde yayınladığı bildiri ile Başkan Trump’ın son siyasetlerini eleştirerek,  Amerika hükümetinin iç ve dış siyaset alanında insan hakları konusuna sırtını çevirdiğini belirtti.  bildiride Amerika’nın insan hakları konseyi’nden çekilmesinden duyulan rahatsızlık ve hoşnutsuzluk açıklanırken,  Trump’ın göçmen siyasetleri eleştirilmiş ve daha önce Birleşmiş Milletler insan hakları komiserinin çocukları zorla  göçmen ve sığınmacı ebeveynlerinden  sınırda ayırmalarını şiddetle eleştirdiğini işaret edilmiştir.

Trump’ın çocukları yasadışı göçmen olan ebeveynlerinden ayırma konusundaki direktifi, dünya çapında Amerika yönetimine karşı büyük eleştiri ve itiraz dalgalarını oluşturacak kadar insanlık dışı ve acımasız ve çirkin bir eylemdi.  Söz konusu itirazların çerçevesinde Amerikalı bir kadın, başkan Trump’ın göçmenleri ve küçük çocukları ebeveynlerinden ayırma siyasetine itiraz amacı ile New York’taki özgürlük heykelinde tırmandı.  Söz konusu kadın  4 Temmuz ” Amerika bağımsızlık gününde”  Trump’ın göçmen düşmanı siyasetlerine itiraz gösterileri düzenleyen ” Kıyam ve direniş” (Rise and Resist)  grubu üyesidir.

Amerkia içinde  ve dışındaki benzersiz itirazların dalgası ve de insan hakları kurumlarından yapılan eleştiriler ve itirazlar,  başkanı eski tutumundan geri adım atmaya mecbur bıraktı. Bu bağlamda Trump sıfır tolerans siyasetinden geri adım atarak 20 Haziran tarihinde imzaladığı direktifle,  mahkeme duruşmasına kadar yasadışı göçmen  çocukların ebeveynlerinden ayırma sürecini durdurdu.  Buna rağmen Trump, ” tüm illegal göçmenlere karşı hiçbir istisna söz konusu olmadan sıfır tolerans siyasetinin hala geçerli olduğunu” vurguladı ve bundan sonra Amerika topraklarına yasadışı yollardan giren ebeveynler ve çocukları birbirinden ayırmak yerine ailece tutuklanacaklarını duyurdu.

Sıfır tolerans siyaseti sadece uluslararası negatif tepkilere sebep olmakla kalmadı üstelik eleştiri dalgaları Amerika siyaseti ve iktidarın içindeki halkalara kadar bile uzandı.  Bu bağlamda Kolombiya bölgesi ile birlikte Amerika’da 17 eyalet,  Trump’ın göçmenlere karşı sıfır tolerans siyasetin uygulanmasına itiraz ederek,  Beyaz Saray’ın  göçmenlere karşı ” zalimane ve yasadışı”  siyasetlerini durdurmak amacıyla Amerika hükümetine karşı şikayetlerini Federal Mahkemeye teslim ettiler. Söz konusu eyaletler başkan Trump’ın 20 Haziran’daki direktifi uyarınca çocukları anne ve babalarından ayırma kararını görünürde erteleme direktifinin ” aldatmacadan”  ibaret olduğunu belirttiler.

Sıfır tolerans siyasetin yürürlüğe girmesi ve yasadışı göçmenlere karşı çirkin ve insanlık dışı tavırların sergilenmesinden kısa bir süre sonra korkunç sonuçları ifşa oldu.  The Guardian gazetesi Trump yönetiminin göçmen çocuklara karşı utanç verici davranışı ile ilgili bir tweet mesajına işaretle şöyle yazdı:

Trump yönetiminin göçmen çocuklara karşı tutumu ile ilgili haberlerin dalga dalga yayıldığı dönemde bir tweet mesajında insan zihnini tamamen meşgul eden esef verici bir olay açıklandı. PBS  Amerika haber kanalı 14 aylık bir erkek bebeğin ailesinden koparıldıktan 85 gün sonra polis tarafından tekrar ailesine iade edildiğinde,  tüm vücudunu bitlerin kapladığını ve bu da bebeğin yaklaşık 3 ay boyunca asla yıkılmadığını gösteriyordu.  Eğer bir çocuğun ebeveyni onu 3 ay boyunca banyo yaptırmazsa, çocuğuna karşı  kötü muameleden tutuklanır;  bu ise Amerika yönetiminin daha konuşmayı bilmeyen çocuklara yönelik yaptıklarıdır.

Amerika Meclisi Demokrat milletvekillerinden Senatör Jeff Merckley,  Güney Texas’ta tutuklanan çocukları ziyareti ardından yaptığı açıklamada,  ebeveynlerinden ayrı tutulan söz konusu çocukların çoğunun ruhsal açıdan darbe aldıklarını belirtti.
Bu arada New York Times gazetesinin yazarı ve jurnalist Kurt Einchenwald da  Amerikan  polislerinin göçmenlere karşı acımasız hareketlerine tepki olarak şöyle yazdı:  Donald Trump’ın emri ile  bebekler annelerin kucağından kaçırıyorlar. Amerika yolun sonuna gelmiştir ve artık zirvelerde olan bir kent değildir, zır deli olan birinin hakimiyeti altında olan bir kabustur. Amerika bu hareketlerle,  dünya tarafından tüm kınamalara müstahaktır.

Trump Demokratlar ve Cumhuriyetçiler’in geniş itirazları ile karşılaşan bu siyasetini savunmak için illegal göçe karşı zaruret bahanesi ile Meksika sınırında örülecek duvarın yüklü bütçesini onaylamaya çalışıyor. İşin ilginç yanı Trump’ın bu kararı,  halihazırda Amerika ve Avrupa arasında uzunca ihtilaf  listesine yeni bir konunun eklenmesine sebep olmuştur,  zira Avrupalı yetkililer Amerika’nın bu insanlık dışı kararından nefret duyduklarını açıkladılar. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland  Amerika’da illegal göçmenleri ailelerinden ayırma Siyasetine tepki olarak Amerika başkanı Donald Trump’ın  özgür dünyadan konuşamayacağını  belirtti.

Bu acı imalı açıklamalar Trump’a yöneliktir, zira Avrupa’nın göçmen kabul eden siyasetlerine karşı, illegal göçmenlere karşı sert ve asla esnek olmayan siyasetten yanadır. Trump Avrupa liderlerini ve özellikle 2015-2016 yılllarında bir milyonlu aşkın sığınmacının Almanya’ya sığınmasına izin veren Almanya sadrazamı Angela Merkel’i eleştirmiştir. Trump’a göre bu konu Almanya’da daha fazla güvensizlik ve karışıklıkların artmasına sebep olmuştur. Buna rağmen Merkel bu eleştirileri reddederek, Almanya ve Amerika toplumlarında sosyal sorunlarla ilgili istatistiklerin, Trump’ın göçmenler ve sığınmacıların kabul edilmesi ile ilgili iddialarının yanlış olduğunu gösterdiğini belirtti.

Trump Beyaz Saray’da başkanlık koltuğuna oturduğundan beri, Amerika’ya karşı güvenlik tehditlerini azaltma bahanesi ile Latin kökenli illegal göçmenler, Amerika ve Meksika arasında sınır duvarı inşa ermek, Amerika’dan illegal göçmenleri sınır dışı etmek, illegal göçmenlerin çocukları ile ilgili DACA yasasını iptal etmek ve bazı İslam ülkelerinden Müslümanların Amerika girişlerini yasaklamak gibi göç konusunda, tek yanlı girişimleri ve tutumları, her zaman ülke içinde, rakipleri arasında ve hatta müttefikleri arasında gerginliklerin yaşanmasına sebep olmuştur.

Fakat günümüzde başkan Trump’ın girişimleri ve sergilediği tutumların başkanın her geçen gün daha da inzivaya itilmesine sebep olduğu görünmektedir. Amerika başkanının illegal göçmenlere karşı politikası ve göçmen bebekleri ailelerinden ayrıma direktifi Amerika içinde ve uluslararası düzeyde kendisine duyulan nefretin daha da yoğunlaşmasına sebep olmuştur.
Gerçi görünürde Trump bu kararından geri adım atmış olarak görünüyor fakat Amerika ve Meksika ortak sınırda illegal göçmenlere karşı insanlık dışı tutumların devam etmesi ve onların tutuldukları şartlara yönelik itirazlar hala dünya çapından devam ediyor.

Parstoday

İlgili Terimler :

YORUMLAR