Ayağı yerden kesen jestler, ömür uzatan sözler…
Geçmiş Yazılar
gecmisyazilar@tanyerihaber.com
Bazen sınıf toplantılarıyla arkadaşlarımızla, bazen memleket gecelerinde bizim kuşakla, bazen eski öğrencilerimizle bir araya gelmiyor muyuz? Birbirimize sarılarak, geçmişi anarak, öyküden girip, şiirden çıkarak, filmleri anıp romanlara dalarak konuşup duruyor ve bi türlü susmuyoruz…
Elleri, kolları, gözleri dolu dolu gelen, yıllarca derdi, kederi, acıyı, mutluluğu paylaşanlar, yıllar sonra ekvator sıcaklığındaki gülüşleriyle ve insanın içini eriten dost bakışlarıyla sımsıkı sarılıp kalıyoruz…
Hani herkesin sevdiği yerler vardır, iyi demlenmiş çay gibidir hayatımızdaki izleri. Bu tür buluşmalarda; Gençlik yıllarımızı, okul gezilerini, coşkuları, sıkıntıları, mutlulukları, gurur duyduğumuz anları, bazen anlatılandan fazlasını anlamaya çalıştığımız yorucu çabaları, sırtımıza ağır bir çanta gibi gelen ve nefessiz bırakan sorunları, geçmişten bugüne gelen hafızamızın ağır yüklerini, boğazımıza yapışan, kalbimize baskı yapanları düşünüyoruz…
Buluşmalarda hayat duruyor sanki! Yaşlar unutuluyor, hastalıklar rafa kaldırılıyor, sorunlar askıya alınıyor, sorular erteleniyor, dedikodular güncelleniyor! Ve bizler bizi birbirimize bağlayan derin bağlara sığınarak ve birbirimize sarılarak konuşup, gülüşüp, bağrışıp duruyoruz! Saati durdurarak hayatımızda yer alan altın değerindeki anların- anıların tadını çıkarmaya çalışıyoruz…
Aylar önceden duyurusu yapılan bu buluşmalara; Kimi elinde “içinde hayal kırıklıklarım var” dediği çantasıyla gelerek, kimi “son kalan enerjimle aranızdayım” diyerek, kimi “bugün için sakladığım gücümle koşarak geldim” şeklinde açıklama yaparak, sonunda da hepimiz yılların özlemini su gibi geçen iki güne sığdırıp döneriz…
Evlerimize dönüp gerçeklerle yüzleşince de; birbirimize; duygusallık diz boyu da olsa, sıcak, maskesiz, içten, doğal olan bu buluşma için yaşamımızdaki birkaç “pırlanta” değerindeki andan biriydi içerikli mesajlar atarız. O nedenle bu tür toplantılara ömre ömür katan buluşmalar diyoruz…
Madem anılardan girdik daldan dala atlayarak da olsa devam edelim. Sadece bu buluşmalar mı ayağımızı yerden kesen? Hayır! Bazen bir yazı yazıyorsunuz, mesaj yağmuruna tutuluyorsunuz! Ayağı yerden kesen övgüler alıyorsunuz.
İmza gününüz, söyleşiniz, ya da konuşmanız oluyor! Resim çektirmek isteyenler, “yazılarınızı keyifle okuyorum” diyenler, yazdıklarınızı ve nasıl yazdığınızı merak edenler, siz konuşurken dalıp gidenler, “anılarınızı da yazacak mısınız?” diye soranlar, arasında gidip geliyorsunuz…
Gördüğünüz sevgi ve ilgi karşısında gözlerinizden bazen hüzün, bazen gurur bulutları geçerken, yer yer burnunuzu, yer yer ip gibi akıp giden gözyaşlarınızın ıslattığı yanaklarınızı silmekten konuşamıyorsunuz. Geçmişle gelecek, vefayla değerbilirlik anılarla yarınların iç içe geçmesine tanıklık ediyorsunuz. O nedenle buna ömrü uzatan, ayağı yerden kesen jestler diyorsunuz…
Şimdi anılara, geçmişe, gelen yorumlara göz atma zamanıdır…
Ankara’dan Aysel Akkoç Boy diyor ki: “Kars Kız Öğretmen Okulu’ndan edebiyat öğretmenim Neşe Doster’in Kars sevdasını, anılarını, görüşlerini anlattığı kitaplarını zevkle okuyup duygulandım, gururlandım hüzünlendim. Değerli Hocam! Emeğinize, yüreğinize sağlık! Bize kazandırdıklarınızla sizin yolunuzda yürüyen bir öğretmen olarak ellerinizden öpüyorum. Kars’a sevdalı, Kars sevdasını merak eden herkesin okumasını tavsiye ediyorum.”
Bursa’dan Nehir Yılmaz diyor ki: “Siz yaşamıma ışık verenlerdensiniz. Adınızın geçtiği her yerde onurla, keyifle, sevgiyle, şımararak andım sizi. Binlerce öğrencim tanır sizi. Hak ettiğiniz gibi. Kendimi çocuk yaşta değerli hissetmemi sağladınız. Sizi örnek alarak başladım öğretmenliğe. Siz; “mesleğim geçim değil, seçimdir” demiştiniz. Sakladım bu sözünüzü ufuk açtı bana. Siz benim naif, klas, güzel, sıcacık öğretmenimdiniz. Yılları aşıp size ulaşmam bundan. Dünya klasiklerini okumaya sizinle başladım. Siz bizim dersimize ancak son sınıfta girdiniz. Tanışıklığımız bir sene, katkılarınız bir ömür. Arkadaşlarla bir araya gelince söyleşilerimizde hep varsınız. Öğretmenliğin yöntemini sizden öğrendim, payınız yadsınamaz, iziniz yüreklerimizde kaldı. Şimdi de ufuk açıcı, düşündüren, sorgulayan soruları metin içinde yanıtlayan, emek kokan yazılarınızı okuyorum.”
Ankara’dan Hürriyet Kaya diyor ki: “Siz bizim KKİO (Kars kız İlk öğretmen Okulu) yıllarımızdaki rol modelimizdiniz. Duruşunuz, hayata bakışınız, giyim kuşamınız ve öğrencilerinize tavrınızla. Kars Lisesi öyle gençler yetiştirmiş işte. 2020’nin Kars Lisesi tadında bir yıl olmasını diliyorum.”
Her konuşmama İzmit’ten koşarak gelen Ayten Geyhan diyor ki: “Bu yazıyı okuyup da etkilenmemek mümkün değil. Kalemine ve yüreğine sağlık. Siz hep konuşun, ben hep geleyim!”
Tanyeri Haber’den sütun komşum Osman Bedel diyor ki: “Kars ebedi hasretim oldu. Yazınızı okurken gözyaşlarıma söz geçiremedim.”
Kars’a özgü yazılarımı yayınlamamızın proje mimarı, Tanyeri Haber Yayın Yönetmeni Cahit Kılıç diyor ki: “Bu değerli yazınıza iki damla gözyaşımı kattım.”
1942 Kars Lisesi Mezunu Neriman Kuban adına kızı Begüm Yavuz diyor ki: “Anneme okudum, aklı çıktı. Onu bu anılarla çok mutlu ettin, Allah razı olsun senden.”
Atila Karaduman diyor ki: “Neşe Doster kardeşimizin emeğine ve yüreğine sağlık.”
Dr. Fatma Tombul diyor ki: “Duygu yüklü yazını okurken gözlerim dolu dolu oldu. Emeğine sağlık.”
Ankara’dan Tuncer Kırhan diyor ki: “Kars, öyle bir şehir ki onun havasını koklayan, suyunu içen, çok renkli kültürünü yaşayan herkes ondan nasiplenmiştir. Bu zengin kültürü olan şehir için kimimiz şarkı yazdık, kimimiz tarih yazdık. Kimimiz siyaset yaptık. Seni kutluyorum.”
Kars’ın Selim Kazası Gelinalan Köyüne Okul Yaptıran Prof. Dr. Nazan Bergişadi diyor ki: “İstanbul’dan bakınca Kars, bana göre ülkemizin en doğusunda, kara kışın kol gezdiği ve zaman zaman kayak yaptığım bir yerdi. Kars ziyaretlerimde insanını, tarihsel zenginliğini ve cömert doğasını yakından tanıma fırsatı buldum. Kökenim Güney Azerbaycan’a dayandığı için ortak gelenek ve göreneklerimiz Kars’a olan sevgimi pekiştirdi. Yazdıkların beni yıllar öncesine götürdü.”
Avukat Tahsin Topçu diyor ki; “Doster’ler! Yazıp konuştuklarınızı izliyoruz”
Bugüne kadar gelen yüzlerce iletiden en son gelenleri seçtim. İlk buluşmamızda, diğerlerine de toplu teşekkür eder gönül alırım diye düşündüm!
Demem o ki; Adını geçirdiklerimin de, geçiremediklerimin de kulaklarını çınım çınım çınlatıyorum! “Ben kimseye küsmem ihmal ederim.” sözünü fonda tutuyorum. Yaşamın en zararlı kavramının kibir olduğunun altını çiziyorum. Bana ve kuşağıma emek veren değerli hocalarımı saygıyla anıyorum. Ulaşılmaz vefalarıyla yazıp duran sevgili öğrencilerimi, değerli arkadaşlarımı, aziz hemşerilerimi derin bir gönül borcuyla selamlıyorum. Hepsine minnet borçluyum…
Özetle bir zamanlar umutlarımız vardı, işimiz vardı, hepsinden önemlisi ülkede ışık ve ağzı tadı vardı. Şimdilerde bizi geçtim, gençler bile nefes alamıyor, boğuluyor…
Neşe Doster
-
Turizm: İran savaşı sonrası Türkiye’ye talep artıyor
-
Peskov: Dünyayı küresel savaştan sadece nükleer silah koruyabilir
-
IAEA Başkanı: İran’ın nükleer tesislerine denetimler kaçınılmaz
-
Alman Dışişleri’nden vize açıklaması: Türkiye de sorumlu
-
Türkiye’deki NATO zirvesi öncesi Berlin’de kritik toplantı
-
Rusya’dan Batı’ya net uyarı: ‘Rusya ile çatışmaya girenleri felaket bekliyor’
YORUM BIRAK
YORUMLAR
-
Fatma tombul 10 Mart 2020 18:22Ah Neşe em, öncelikle bu güzel yazın da adım geçtiği için çok teşekkür ederim .Her zamanki gibi çok zarifsin.Biliyormusun ,Ben senin gerek kitaplarını gerekse diğer yazılarını okurken bazen sadece gözlerim nemlenmiyor hâttâ bayağı bir gözyaşlarına da boğulduğum oluyor.Cok duygulaniyorum ve keyifle okuyorum.yüregine sağlık
