Hem Kel Hem de Fodul
Nostaljik Yazılar!
– Yeri mi sordunuz?
– Bağdat caddesi
Yok canım, tam üstünde değil!
İki sokak gerisi
– Villa değil yahu! üç oda bir salon
Balkonda da bir şömine
Tamı tamına:
Bir milyon beş yüz elli bin gayme!
TL ml değil annıcaanız.. Yu Es Dalır!
Bu daireyi babam nah alır…
***
Aldı elin oğlu!
Boru değil…
Adam Kapıkule’de gümrük müdürü
– Cukkası dolu
– Ay ne alaka?
– Kel alaka!
– Ayol, adam bir de kel mi?
– Hem kel hem de fodul!
***
– Beğendin mi daireyi, hatun?
– Sen ne diyon, gülom!
Beğenmek ne kelime?
Uçuyom uçuyom…
– Möblesi de gözel oldu vallahi…
Ayol, çoh da çabıh alıştıh!
Vallahi, biz de sosyeteye garıştıh…
Ev, caddeye de çoh yahın…
Gadınlar gunü munü de yaparım…
Gonken neyim de öğrenirim artıkın…
***
-Hatun! Şu İskoç fiskileriyle Rus votkalarını da vitrine koy!
Bizim orda bunlar gani;
Soy babam soy…
Daha başkalarını da seçerik,
Gardaşın koyden gelince barabar içerik…
“Barabar barabar barabar
Ölek ölek ölek ölek barabar”
***
-Gollece verdik oğlanı…
Oğlan da oğlan ha!
Yemiş king börgırları;
Olmuş tam bir insan azmanı…
Boyunu sorarsan bir doksan sekiz
Omuzları geniş, koşumluk öküz…
***
-Mom… Give me money…
More, much more please…
-Ne oğlum? Para para para!
Baban goley mi gazanıyo bu paraları?
Böyle gidersen, hafta sonu gelince babana derim
Biraz dutumlu ol, oğlum!
Gozüyün cırbıdını yerim…
***
– Damn it baby!…
Come on my girl!..
Come to me…
Lets go walk around…
fuck it…
I am the only strong man on this street…
Derken ağaçtan bir kedi atladı
-Ay anneciğim, ödüm patladı!
***
Baba da, ne iskele ne de şam babası;
Babaların babası!
Bir ev de Edirne’de açmış!
O da metresin…
Yiğitsin bre, bırak yürüsün şanın,
Yayılsın namın, duyulsun sesin…
***
-Ay canikom! Selam tatlışkom…
Şu karşı köşede bir butik var “Etoile”
Ay vallahi,
Great sexy lingerie there…
-Bah hele… Ben ağnamam öyle lanceriden manceriden…
-Seksi kadın iç çamaşırı bebişim…
-Haaa, ayıp ettin gulüm…
Ne istedin de yoh dedük?
Ne istersen al…
Hepisini de öderük…
-Yalağuz, ağşama rakıyı soğuk tut, buzu da unutma…
Cacığı hazır et, amarikan salatası neyim de olsun…
Eğer gecikirsem zıbarıp yatma…
***
– Aluuüüüü… Ceeam?
(Cem demek istiyor dangalak!)
Naaber? Müsaitsen hemencik gel…
Ay… Çok özledim seni, bebişkom…
İstersen çıkar, biraz da gezeriz!
Nasıl olsa bu akşam geç gelecek benim öküz…
Eşyanın tabiatı gereğidir bu; boynuza boynuz!
***
Derken patladı mı bir sansasyon, atmasyon, falan filanisyon…
Polis yaptı mı Kapıkule’de bir operasyon…
Bizim gümrük müdürü, yakayı verdi ele…
İlahi adalet er geç eder tecelli;
Edirne damında çekiyor çile,
Olacağı buydu, başından belli…
***
Bu da ben:
Göz kapaklarım kaldırmıyor beni, dalmışım!
Dalmışım da kendimi
Bizim pınarın başında bulmuşum!
Bizim Zafer, yanık yanık çalıyor kavalı
Ben de bir kenarda oturmuşum!
Şâirin dediği gibi;
Bir de türkü tutturmuşum:
“At hılliği daş üstüne ay çoban
Her ne desen baş üstüne ay çoban”
Cahit Kılıç
İstanbul, 17 Temmuz 2006
-
Turizm: İran savaşı sonrası Türkiye’ye talep artıyor
-
Peskov: Dünyayı küresel savaştan sadece nükleer silah koruyabilir
-
IAEA Başkanı: İran’ın nükleer tesislerine denetimler kaçınılmaz
-
Alman Dışişleri’nden vize açıklaması: Türkiye de sorumlu
-
Türkiye’deki NATO zirvesi öncesi Berlin’de kritik toplantı
-
Rusya’dan Batı’ya net uyarı: ‘Rusya ile çatışmaya girenleri felaket bekliyor’
