Kararlılık!

-Genel - 10 Eylül 2024 00:01 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

Kararlılık bir imkandır, işte çözüm! Bunun dışında ki bütün sözler fantezidir. Kararlılık yoksa, o ülkenin bütün taşı toprağı altın olsa bile ne yazar. Dediğimiz şudur: Bütün alanlarda kararlılık.

Olaylar çok hızlı gelişince, hayatın zenginliği kayboluyor, renkler tek renge dönüşüyor. Kısır ve zorlayıcı bir gidişat! Böyle zamanlarda yazı yazanlar açık yazsa da okuyucular kapalı oluyor. Hatta yazılan yazılara beğeni yapmaktan korkuyorlar.

Siyasette baş ve gövde üzerine politik cümleler çoktur. Merhum Karakoç’un; “Gövde bizim ama baş bizim değil” diye uzunca bir şiiri vardır. Politik bir şiirdir, bir sistemin kaosunun özetidir bu.

Baş gövdeyi, gövde başı benimsemeli. Yani gövde, bu benim başım, baş, bu gövde benim demedikçe; o ülkede basit gündelik meseleler bile çözüme kavuşamaz. Peki, ülkemiz işin neresinde?

Cemaatler biz gövdeyiz diyorlar. Eğer gövde bu ise; Allah aşkına böyle bir gövdeye kim baş olmak ister. Gövdeye bak; çiyanlar yuva yapmış. Ülkemizin gövdesi bu mu? Nasıl söylesem; yok da diyemiyoruz hani.

Ülkenin itilmiş aydınları  bu ülkenin gerçek bedenleridir ama yaralı bedenleridir, Eyüp Peygamber gibi iniltileri hiç kesmedi. 

Maniler içeriden değil, ithal ediliyor. Kurtuluş bir ideoloji lafazanlığı değildir. Ülkemiz çözümleme noksanlığı yaşıyor. Bir zamanlar sol’un bir çözümleme geleneği vardı. “Öz eleştiri ve çözümleme!” Bu gelenek yabana atılmamalı. Türk aydınları özeleştiri cesareti ve çözümleme kudreti gösterebilmeli. Düşman irkilsin ve şöyle desin: Hani, ya bunlar ölmüştü!

Çözümlemede tenkit de vardır. Tenkit yeteneği gelişmiş insanlar, salim bir hesap adamıdırlar. Dinamizm göstermeseler bile, zihni planda kabulleri bir devrimci kabulüdür. Ülkenin gerçek aydını yaşadığı yanlışa kılıf bulmamalı, şöyle diyebilmeli: Ben yaşadığım yanlışı aşmak istiyorum. 

Aydın, Kendimiz için ne yapabileceksek yaptık ama ne yapılması gerekiyorsa yaptık diyemeyiz.

Bakınız, sade bir vatandaşsak salim düşüncelerimiz vardır. Partiliysek stratejilerimiz vardır. Eğer parti birimindeysek, taktiklerimiz vardır. Strateji ve taktik; çok sayıda insan bizi onaylasın düşüncesi üzerine kurulmuştur. İşte tam burada imtihanla karşı karşıyayız. Acaba stratejimiz ve taktiğimiz hak üzere mi?

Eğer kısa zamanda onaylanmak isteniliyorsa, bu demektir ki, nice doğrulardan imtina edilecektir.

“Düşünce kalıplarımız ve kavramlarımız yetersiz!” Bunu Avrupalı bir aydın diyebiliyor. Gıpta ediyorum! Bunun yanında onlar halkın arasına karışır ve halkın anlama biçimini de ölçüyorlar. “Halkın anlama biçimi!” Görüyor musunuz, ne kadar önemli şeyler bunlar.

Türk halkının anlama biçimini bilen var mı? 

Acaba halkımız, hitabeti mi seviyor, simge ile anlatımı mı? Kısa cümleleri mi, uzun cümleleri mi, Kur’an ayetlerini mi, Şeyhin sözlerini mi? Mesela; buzdolabı alımında reklamlar mı geçerli, tavsiyeler mi?

Acaba, evlenme konusunda kızın güzelliği mi, tahsili mi, işi mi, hangisi bizi etkiliyor? Tercihlerimiz bir kaos.

Bizler ne çağı kavramışız ne çağın gereklerini. Atatürk’ün zamanından beri öğrencilere hala dört çağın adını ezberletip duruyoruz. Bunu da bilgi diye çocuklara veriyoruz. Öğretmenim sen bu zamanın çağının adını bir söyle bakalım. Eğer bilmiyorsan git emekli ol, dört çağın adamı.

Ülkemizin fantezi adetlerindendir: Kaos büyük olunca, güya iktidar ve muhalefet birleşiyormuş, demir yumruk oluyorlarmış. Korkutmayın beni. Bırakın da helal çayımızı içelim da!

-Genel - 00:01 A A
BENZER HABERLER