Han Ayvaz Adıgüzel: Demokrasi ve egemen güçler…
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
Demokrasi ve egemen güçler! Ortada bir sorun olduğu muhakkak. Bu mesele üzerine düşünce üretmek lüks bir uğraş sayılmamalı.
Demokrasinin 200 yıllık bir geçmişi var ve zaman zaman çelişkiler barındıran sosyal bir sürece dönüştürülmek isteniyor. Böyle bir karmaşık yapıyı sadeleştirip sunmak zor işlerdendir.
Önce demokrasiyi komplocu bir tarzda yorumlamaktan sakınmak lazım, bu bir yön kaybıdır. Yön kaybı kitlelerin onurunu hiçe saymaktır. Her ne kadar demokrasi soylular sistemidir denilse de o, insanlığın paylaşım yeridir. Bu sebepten lakayt davranışların burada yeri yoktur.
Egemeler zayıf siyasi yapıyı ayakta tutarlar, çabuk sonuç almak için. Bunu hep yaparlar. İşte bunu önlemek lazım. Peki, onlar bu zayıf siyasi yapıyı nasıl yaratıyorlar? Bilinç bulanıklığı ve denetleme kurumunu kendilerine bağlamakla. Bunu önlemek için tutarlı beyanatlar sıklaştırılmalı.
Siyasi bir beyanatla, siyasi ortam yaratabilirsin, bu denenmiştir. Parti liderlerinden çok denetleme erkinin lidere teslimiyetini önlemek şart. Yani denetim unsuruna sahip çıkma karalılığı meselesi!
Partiyi parti yapan en büyük unsur denetim unsurudur. Eğer bu unsur gereği gibi işletilirse, egemenler şapa oturur.
Demokrasi bir yanıyla etkinlikler bütünüdür. Bütün olan her şeyin oluşmuş ilkeleri vardır. İlkeler yönetimli düşüncelerdir. İlkelerin genel ittifakı şudur. Demokrasi sahipsiz bırakılamaz. Peki, bu sahipliği kim yapacak? Hukuk! Hukuk, özünde kurallardan başka bir şey değildir.
Parti, modern dünyanın vazgeçilmezlerindendir. Bu onun özel yanıdır. Parti demokrasisine parti sözleşmesi denir. Yani parti erki! Erki ayakta tutan, mensuplarının gücü ve denetim korkusudur.
Halkı kimse bozamaz ama o sık sık aldatılır.
Demokrasi bir kültür alanıdır ve insanı tanıma imkanıdır. Toplumu kendi çıkarları için kullanmak isteyenlerin demokraside yeri yoktur. Elitler sık sık halkı uyarmalı. Siyasal ortam kontrol edilmeli. Şunu da demek istiyorum: ilimsiz kontrol anarşi yaratır, bilimsiz siyaset de siyaset değil.
Acaba demokrasiye sahip insanlar ülke için bir güç müdür? Bu soru zor bir sorudur. Eğer bir ülkede ihanet varsa, orada dış güçlerin emri var, iç güçlerin de göz yummuşluğu. Göz yumma, gelen emre itaatten başka nedir ki?
Her ülkede ihanetin değişik isimleri vardır. Bazen bunlar demokrasi adına biz varız diyorlar. Görüldüğü gibi demokrasi istismara müsait bir yapısı vardım. Müdrik olmak lazım.
Demokrasi derdi olan kişi milliyetçi ve devrimci birikime sahip olmalı. Birikimler bize istismar oyununu gösterir. Acaba demokrasinin sadık bekçilerine direnen bu pervasızlar özgüveni nerden alıyorlar? İşte bu istismarcı oluşumlardan. Bunlar insanı korkutur. Azerbaycan’ın ünlü hiciv şairi Sabir’in dediği gibi;
“Nerde görsem bir molla, korhurem balam korhurem!”
Bunların giyiminden, kuşamından, cübbesinden, sarığından, sakalından korkulur. Bunların duruşu, gülüşü, bakışı bile evrenin kanunlarına terstir. Ve yine bunların göz damarlarında ve frekanslarında ters bir akım vardır.
Din insanları ele geçirmiş, bunlar da dini ele geçirmişlerdir. Dini bir kılıç gibi sallayıp durmaktadırlar.
“Ağam bana kör dedi, her gelene vur dedi” misali!
Toplum bunların önünde sinmiş kalmıştır. Milletin iç ihanetini bu kesim başlatır ve zaman içinde ihanetleri korkunç bir hal alır. Kitlesel ve korkunç cinayetlere tolumu kim yönlendirir? Bunlar!
Bir ülkenin gücü demokrasinin gücü kadardır. Bu boş bir söz değildir. Demokrasinin olmadığı yerde halk ülkesine neden sahip çıksın. Bu gibi yerlerde ülkeye sahip çıkmak gasp edilmiş otoriteye sahip çıkmakla eş anlamlıdır.
-
Rusya, Zafer Bayramı dolayısıyla 8-9 Mayıs tarihlerinde ateşkes ilan etti
-
Han Ayvaz Adıgüzel: Demokrasi ve egemen güçler…
-
Kurban Bayramı tatili 9 gün oldu
-
Erivan’da zirve: Avrupa’dan Trump’a karşı güç birliği mesajı
-
BAE: İran, Fuceyra Limanı’ndaki petrol tesisine saldırdı
-
İtalyan savcılar, İsrail’e Küresel Sumud Filosu için insan kaçırma suçlamasıyla soruşturma başlattı
