Dr. Alper Akçam: En uzun günde en rezil Zübükler…
Dr. Alper Akçam
alperakcam@gmail.com
Bugün yılın en uzun gündüzünü yaşıyoruz… Birazcık aklı başında olan, Cumhuriyet tarihi hakkında biraz olsun bilgisi bulunan herkes, dünyanın en bereketli coğrafyasına sahip, etrafı denizlerle çevrili, büyük kültürlere ev sahipliği yapmış ülkemizin içinde bulunduğu yoksulluğun ve yanılgıların nedenini en kısa zamanda ve kolayca anlayıverecektir. İnsan rezillikleri, Zübük politikacılar, yalan, dolan, makam hırsı, doymak bilmeyen ihtirasların alt üst ettiği bir dünya…
Yedi bin yıllık antika medeniyetler toprağı üzerinde bulunuyoruz. Göbeklitepe ile bu yerleşik sınıflı toplum geçmişi on bin yıla kadar geriye götürüldü. Binlerce yıldır toplumun kaymağını yiyen, çalışanları ezerek geçinen bezirgân zümreleri insanlığımızı, ahlakımızı, insani değerlerimizi yıpratıp duruyor. Hele de Osmanlı çöküş döneminde gemi azıya almış, ülke topraklarımızı işgale çıkmış emperyalist güçlere payandalık yapmış saltanat ve hilafet makamlarının uzantısı kırsal alan bezirgânlığı, mültenzim uyanıklığı, Kuvayımilliye güçlerinin devrimci ayaklanışı ile sindiği köşesinden 2. Dünya Savaşı sonrası Cumhuriyet’in besleyip büyüttüğü, Cumhuriyet’e ihanet cephesine geçmiş, Batı kapitalizmi ile aynı yatağa girmeye niyetlenmiş Finans-Kapital zümresi ile işbirliği içinde politika sahnesinde öne çıkınca, ülkemiz insani değerler bakımından gün gün geriye gitmeye başladı.
Son çeyrek yüzyılda yaşananlar ise iyice tuz biber ekti yaralarımıza. İnsanlığını, vicdanını, yurt sevgisini yitirmiş, politik hırsını ve kişisel zenginlik ihtirasını her şeyin üstüne çıkarmış olanlar bir utanmazlık ve halkı yoksullaştırma oyununa soyundular. Her cepheden de kendilerine avadanlık yapacak Zübükler bulmakta zorluk çekmediler.
Halk gülmece kültürünün ve tekil bakış açılarına karşı küfürle karşı çıkan groteskin ülkemizin yetiştirdiği en önemli sembollerinden olan Kemal Sunal’ın oynadığı Aziz Nesin’in metnini yazdığı, Zübük filmi bizi yıllardır güldürüyordu. Bin kere izlesem yine doymam Kemal Sunal filmlerini. Şimdiki Zübükler ise içimizi kan ağlatıyor. İki gün önce ekranlara çıkmış Kemal Kılıçdaroğlu’na çok uzun süre dayanamadım. Ona olan öfkemin acısını televizyondan çıkarmamak için ekranı yüzüne kapattım,
Elektrik üretmeyen yandaş şirketlere 26 Milyar Lira teşvik aktarmış iktidar politikalarıyla, Türkiye ve çevremizdeki ülkelere demokrasiyi çok gören emperyalist anlayışlarıyla, ülkenin dört bir yanında doğamıza zarar veren milyonlarca ton vatan toprağını evlatlarımızın üstüne döken tekellerle, ormanları kesenlerle, nehirleri ve denizleri kirletenlerle bir işi yok adamın. Kafayı yerel yönetimleri cemaat ve tarikat ağlarından kurtarmış, her türlü baskıya ve seçim hilelerine karşın çevresine topladığı kadrolarla yerel seçimleri kazanmış kendi partisinin seçimle iş başına gelmiş yöneticilerine, belediye başkanlarına takmış kafayı. Hiç utanmadan Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına oy vermekten pişman değilim diyor, Özgür Özel’in yerinde olsam aklanmak için dokunulmazlığımın kaldırılmasını isterim gibi şeyler söylüyor. Demirtaş’a karşı bağımsız olamayan, Anayasa Mahkemesi ve AHİM kararlarını dinlemeyen yargı, Özgür Özel’e karşı nasıl bir adalet uygulayacaktır acaba?
İnsanda biraz utanma, biraz arlanma olur. Yazıklar olsun Kılıçdaroğlu gibi, Gürsel Tekin gibi insan müsveddelerine, yazıklar olsun bu kadersiz halkın çilesini uzatmak, bezirgânlar iktidarının ömrünü sonsuza kadar geçerli kılmak için bu kirli oyunlara katılanlara.
Yerel yönetimler üzerine yapılan hukukun değil, aklın ve mantığın da kabul etmeyeceği yargı oyunlarına karşı da “iddianameyi okumamış olmak” gerekçesini öne sürüyor Zübükler Zübüğü şahıs. Sen kapalı bir kamyon içinde saatlerce ters kelepçeyle götürülen, kuru yerlerde yatırılan kadınları duymadın mı? Edep yerlerine kadar soyundurulan kadınlar hiç mi içini acıtmadı? Sen İBB Davası’nda arka arkaya yalancı tanıklığını geriye çeken kişilerden haberdar olmadın mı? Sen dokuz yaşındaki kız çocuğuna yıllarca istismarda bulunan cemaat kafaları bir iki yıl içinde uyduruk gerekçelerle tahliye edilirken, halkın oyuyla milletvekili olmuş kişilerin vekilliklerin düşürülmesini Anayasa Mahkemesi ve AHİM kararlarına karşın insanların yıllardır zindanlarda tutuluyor olmasını nasıl karşılarsın? Yoksa onlardan da haberdar değil misin? Ne işin var o zaman senin o koltuklarda?
Yılın en uzun gününde yurdumuzu kara günlere sürüklemek için yarışa çıkan Zübükler; boynunuz devrilsin sizin. Yüzleriniz yere dökülsün.
Bu halk, bu tarih hiç bağışlamayacak sizi.
21 Haziran 2026
-
Prof. Dr. Barış Doster: Ermenistan seçimleri, Kafkasya ve büyük güç rekabeti
-
Fatma Sahur: Kerbelâ’dan Dünyayı Tek Güç Yaradan’dır
-
Dr. Alper Akçam: En uzun günde en rezil Zübükler…
-
Hasan Kanaatlı: HÜSEYİNÎ HAREKATIN FELSEFESİ (II)
-
Özgür Özel CHP için sonuna kadar mücadele etmekte kararlı
-
Af Örgütü’nden geri dönüş merkezlerine Guantanamo benzetmesi
