Cahit Kılıç: Uğursuz Bir Devrin Baykuşları…

-Genel - 25 Haziran 2026 16:28 A A

Cahit Kılıç

Cahitkilic54@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Kızdığımız bazı insanlara hakaret amacıyla “angut” deriz…
Oysa angut, çok güzel ve sevimli bir kuştur.
Çocukluğumun geçtiği köyümüzün, her yazın “gabak göl” dediğimiz, sazlıklarla ve cille kaplı gölün konuğu olurlardı…
Turuncu renkleriyle, homurdanarak kalkar ve süzülerek uçarlardı…
Şahsen ben, çocuk aklımla onları çok sever, çok izlerdim…
***
Bir de baykuş var!
Uğursuz olduğuna inanılır…
Öttükleri yerler, kısa zaman sonra viran olur. Ve o viranelerde, harabelerde yaşarlar…
***
Münasebetsiz insanlara “angut” demek, anguta hakarettir.
Dünyayı kirleten ve insanlığa zerre faydası olmayan, bilakis her türlü rezilliğe bulaşmış, hırsız, arsız, soytarı, kımıl zararlılarına angut denmesinde, o zavallı kuşun ne günahı var?!
***
Baykuş ise, genellikle uğursuz insanlara denir. Topluma zarar veren, bencil ve kibirli yaratıklara “baykuş” deyince, diyenin içi ferahlıyor!

Mehmed Âkif merhum, Sultan Abdulhamid-i Sani için:

“Ortalık şöyle fena, böyle müzebzeb işler,
Ah o Yıldız’daki baykuş ölüvermezse eğer,
akıbet çok kötü!”

Demişti…
***
Otuz üç yıllık istibat devri, nice şairlerin, mütefekkirlerin, ediplerin hapis, sürgün veya açlığa mahkûm edildiği bir melânet devriydi…
***
Yıllar önce; “İstibdad-ı evvel ve istibdad-ı sani” başlıklı bir yazı yazmıştım…
Yani, o “istibdad-ı sani” de bizim yaşadığımız bugünkü devirdir!
Okuyan gençler de anlasınlar: “ikinci despotik devir”…
***
Tarih boyunca, yeryüzünden müstebitler hiç eksik olmadılar!
Bazen başka ülkeleri viran ettiler, başka toplumları kan gölüne gark ettiler…
Bazen de, kendi ülkelerini, kendi toplumlarını ezdiler…
Bazen, başka ülkelerin varlıklarını yağmaladılar…
Bazıları da, kendi devletinin kutsal hazinelerini talan edip, kendi halklarının mülklerine çöktüler…
***
Büyük şair ve mütefekkir Tevfik Fikret, Bir devr-i Şeâmet diye tarif ediyor bu yaşanan dönemleri…
“Uğursuz bir dönem”
Baykuşların, döneklerin, fırfıriklerin, omurgasızların, makama ve mevkie satılmışların, cukka doldurma derdindeki sahtekârların kol gezdiği bir uğursuz dönem…
Ezcümle; “Baykuşî dönemler”…
***
Nasıl bir uğursuz dönem yaşıyorsak; baykuş sayısı beş değil on değil!
Ziya Paşa merhumun: “Rencîde olur dîde-i huffâş ziyâdan” dediği gibi,
aydınlıktan gözleri rencide olan yarasalar gibi çökenler; kapkara bulutların üstümüze çöktüğü gibi , cehlin karanlığında yaşamamızı istiyorlar!
***
Ve o cümleden:
On ikinci kata oturtulan baykuş
, nasıl bir oyuncak olduğunun idrakine varamıyor demek ki…
Ziya Paşa merhum, “İdrak-i meali bu küçük akla gerekmez” dediği küçük akıllı, bu baykuş olsa gerek…
***
Abad olan CHP genel merkezini, viran eden bu baykuş, halkın içine çıkmaya cesaret edemiyor!
Milyonların “nefret objesi” olduğunu görüyor ama tünediği on ikinci katta ötmeyle zevahiri kurtaracağını zannediyor!
Zor İş!..
***
Tükenmişliğin, çaresizliğin ve gerçeklerden kopmuşluğun son perdesini oynamaya çalışıyor!
Ve perde arkasındaki suflerden gelen replikleri terennüm ediyor…
Tevekkeli değil, benim “ateh getirmiş” demem…

GÜNE DÜŞEN SÖZ:

Her kim ki arar bû-yı vefa tab’-ı beşerde,
Benzer ona kim devlet umar zıll-i hümadan!

(Kim insanın tabiatında vefa duygusu ararsa,
Huma kuşunun gölgesinden fayda bekleyene benzer!)

Ziya Paşa

 

-Genel - 16:28 A A
BENZER HABERLER