Neşe Doster: Dil susar, gözler ve beden konuşur…

-Genel - 25 Haziran 2026 00:01 A A

Neşe Doster

nesedoster@yahoo.com

YAZI ARŞİVİ

Farklı ve güncel konulara girdiğim anda bizim mahalleden yergi, eleştiri ve sitem yağmuru yağmaya başlıyor, “Bizi unuttun mu, yazılacak sorunumuz kalmadı mı, kadın konusu denilince akla gelenlerdendiniz ne oldu, hayırdır vb?” Haklılar, haklısınız, o halde yine ve yeniden bizim mahalledeyiz. 

Kadınlık zor zanaat doğrusu, yaşı, konumu, işi ne olursa olsun takdiri az, tenkidi çok olan zor yolların yolcusuyuz. Kritik dönemeçlerde bile hırsının kurbanı olan, sınırlarını sınırlamayan, hep haklı olan, hep onun dediği olanların yüzünden hayallerinin çoğu kursaklarında kalanlarız…

Örneğin; Onur, Kudret, Yiğit, Şeref, Güçlü, Arif, Hakan, Zarif, Hüküm, Aslan, Pars, Mert, gibi iddialı isimler neden hep erkeklere verilir. Buson, Songül, Yeter, Sonnur gibi “kız artık gelmesini” çağrıştıran isimler de kadınların payına düşer?

Neden çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, elektrik süpürgesi gibi reklamlarda kadın kullanılır? “Senin işin temizliktir, mutfaktır” demek için mi? Neden soyut anlamda kadınlar kışı yaşarken erkekler yazı yaşar? Neden ihtiyat, tedbir, dikkat bizden kibir, güç, gövde gösterisi onlardan sorulur ve beklenir? Neden baş rolü üstlenenler, karar mekanizmalarında oturanlar; Keskin, kesin, köklü adımlar atmak yerine, acil çıkış yolları bulmak yerine, anlaşılabilir ve kabul edilebilir olmayan açıklamalarıyla sorun yaratmayı ve yaraları kanatmayı tercih ederler? 

Neden bunca yakıcı sorun varken görmezden gelirler? Kadınlar öldürülüyor unutmayın!

Neden namus cinayeti gibi cinsiyetçi kalıplarla geçiştirdiğimiz ölümlerin ardında hayatı ve hayalleri bitirilen kadınların, annesiz kalan çocukların, evlatsız kalan ailelerin, arsasını, tarlasını satıp okuttuğu kızının cenazesini teslim alan ana babaların ömür boyu kurumayacak gözyaşları, dinmeyecek yasları görmezden  gelinir?

Namus cinayeti deyip geçiyorlar ya! Bireysel olayları kamusal alana taşımayın diyorlar ya! Pek çoğu da yansıtılmıyor ya! Bu tür ölümlerin arkasında sadece ölen bir kadın yok, o gittikten sonra o dört duvar arasında neler yaşanılıyor, neler çekiliyor haberiniz var mı?

Hayatı tesadüfler değil, tercihler belirler… 

Bu arada bitmeyen çilesine rağmen dramatik öykülerin, iç hesaplaşmaların baş kahramanları olan, her şeye rağmen kalmayı ve yanmayı seçen, “Birine bir ömür verdim, döndüm ki ömrüm bitmiş. Çünkü isyanlar, talepler, çağrılar havada asılı kaldıkça biten ömür oluyormuş!” diyen, “Dil susar vücut konuşur, evlat olgunlaştıkça acılaşan bir meyvadır ve bu turnikeden geçmeyen yoktur!” diyen, “Çocukların öldüğü, bombaların patladığı, ülkelerin tehdit edildiği, insanların katledildiği, sahte zafer naralarının atıldığı süreçten geçince, bazı şeyleri bilmeye ve öğrenmeye hiç niyetim yok, çünkü tarihin neler yazacağını görmeyeceğim!” diyenler arttıkça gel de yazma…

Kalabalıklar içinde sessizliğe gömülenler, aile ortamında bile yalnızlık çekenler, şiddete, akran ve ekran zorbalığına maruz kalanlar, elinde diploması, kaderinde işsizlik olan gençler, ekonomik nedenlerle eğitimini yarım bırakanlar, kapanmayan öğretmen açığı okulsuz öğretmenler, öğretmensiz okullar, öğrencisiz derslikler, yoksulluk sınırı altındaki ücretlerle yaşam savaşı verenler ve tüm bunların özellikle ve öncelikle kadınlara yansıması arttıkça gel de yazma…

Beni Kars’ın karlı dağlarından, seni Sivas’ın yaylalarından, onu Nazilli’nin insan ömrünü uzatan havasından alıp buluşturan nedir derseniz? Doğrulardır, köprü olmaktır, vefadır, ortak paydalardır, sırdaş olmak, yoldaş olmak, omuz vermek, kucaklamak, kalkan olmaktır. Örnek çıkışlarıyla rol model olan öncü kadınlarımız yok mu? Hem de çok. Ama işin içine ekonomik darlık, mutfaktaki yangın, işsiz çocuklar, aşsız ev girince sayı ve örnekler giderek azalıyorsa, şiddet artıp, cinayetler tavan yapıyorsa, sadece geleceğimizi değil gençlerimizi de kaybediyorsak gel de yazma…

Sık sık, konferas ve toplantılarda sorulan sorulardandır: “Bunca yıla neler sığdırdınız?” Evet masamın üstünde 16 kitap binlerce yazı- makale, sayısını unuttuğum yurt içi, yurt dışı konuşmalar var, ama gerisinde bir ömür var, inat, sabır, özveri var, uykusuz geceler, okuyarak, dinleyerek, not alarak, gezerek, konuşarak, geçen yıllar var ve maalesef bu emeği ölçecek kantar yok!

Özetle; Sorunlara çözüm bulamayanlar, sorulara yanıt vermeyenler arttıkça gel de yazma…

Özetin özeti: İdeolojik billurlaşma ve berraklaşmadan uzaklaşanlara karşı sorularımız, eleştirilerimiz, saptamalarımız her daim haklı ve saklıdır. Çünkü bizim özenle altını çizdiğimiz konuların üstünü yönetim ve yetkili zevat nedense görmezden gelerek çiziyor…

Noktayı İranlı Şems-i Tebrizi koysun: “Herkese ‘iyi insan’ deyip açarsan gönül pencereni, kimi camını indirir, kimi çerçeveni.”

Y.N: Kime demiş, niye demiş, ne zaman demiş biz bilemeyiz. Ama sözün kadınları çağrıştırdığını iyi biliriz…

 

-Genel - 00:01 A A
BENZER HABERLER