Han Ayvaz Adıgüzel: Avrupa tarihinde orta yol yoktur…

-Analiz - 8 Eylül 2026 08:07 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Hitler İngiltere’ye o kadar kızmış, o kadar kızmış ki, bizlerin tabiriyle, onlardan helalleşmeden ölmüş. İngilizler için şöyle diyordu: “Denizin içindeki o adada cüzzama yakalanıp geberip gidecekler!” Bekleyip duruyoruz, bakalım!

İngilizler hariç, bütün Avrupalılar ya şiddetli bir şekilde dini reddederler veya şiddetli bir şekilde ilmi! Avrupa tarihinde orta yol yoktur, İngilizler istisna!

İngiliz düşüncesi orta yol olarak İslam’a benzer. Onlarda ifrat ve tefrit yoktur. Acaba bundan mıdır dünya milletlerini arka planda idare edebiliyorlar. 

İngiliz tarihi demokrasiyle övünüyorlar: “Demokrasiyi dünyaya biz getirdik” diyorlar.

Meşhur filozof Niçe şöyle diyor: “Avrupa’yı İngiltere’den, İngiltere’yi de Amerika’dan kim kurtaracak? Acaba Müslümanlar tarihlerinde ne ile övünüyorlar bunu ben bilmiyorum.

Orta yol bir kabiliyet midir veya bir kanaat meselesi mi? Cevabı ne olursa olsun ama tatbikatta zaruri olarak ortaya çıkıyor.

İngilizler orta yol olarak İslam’a benziyor denilse de Müslümanların orta yolu yoktur. Ya başı vardır ya sonu, ortası yoktur.

İhtilaflar neticeye varmak içinse faydalıdır. Sanki Müslümanların hangi ihtilafları akıllarının sonucudur ki? Bir araya gelmişler ümmet oluşmuş bir mucize! Cemaatler, cinayetler, terör örgütleri… Bunun önü alınmazsa gün gelir insanlar Müslümanlarla ilgili bir haber duymak istemiyorum diyebilirler.

Duyulan bir haber, insanları hayretten hayrete sürüklüyorsa, habersizliği seçmek onların hakkıdır. 

Anlatarak geldiğimiz durum Müslümanların resmidir. Peki, İslam dininin özü böyle mi? Hayır! İslam dininin kabiliyeti orta yol üzeredir. Yani istikamet yolu. Kur’an bu yola “Sıratel müstakim” diyor. Tuttular bu orta yolu yok ettiler veya sınırladılar. Dediler ki işte bu orta yol biziz.

Biziz demekle zaten onlar baştan kaybetmişlerdi. Diğer taraf da orta yol biziz diye cevelan etti. Olmayan bir karşıtlık savaşında İslam’ı tanınmaz hale getirdiler.

Bosna Hersek’in bilge kralı Filozof Aliya İzzet Begoviç. İslam’ın Avrupa’da ki filozofudur. Komünist partisini kurmuştur, materyalizmi tanımıştır, Hristiyan papazlarıyla iç içeydi. Hristiyan dünyasını ve İncil’i avucunun içi gibi incelemişti. Batıdaki bütün felsefeleri biliyordu.

Bu bilge kişi, İslam’ı ve Kur’an’ı yüksek tanıyış içinde daha bir iyi araştırmış ve sunmuştu. Filozofumuz, kendi döneminde klasik olmuş “Doğu Batı Arasında ki İslam” kitabında şöyle yazıyor: “Materyalistler, İslam’ı her zaman mistik bir din ve sağ olarak görüyorlardı, Hristiyanlar ise sosyal-siyasi ve sol olarak görüyorlardı!”

İşte yetkin bir ağızdan dünyada İslam’ın ne şekilde algılandığının izahı.

Hiçbir şekilde aydınlarımız İslam’ı can özünden incelediği pek bilinmiyor. Mensup olduğu mezhebi onun için her şeydir. İslam dünyasında din, kadınların çantasındaki ruja benzer, yeri geldiğinde çıkarıp kullanmak için.

Şimdi ezber bozan bir soru sormak istiyorum: Acaba İslam bir din midir, bir sistem midir, bir doktrin midir, bir ideoloji midir veya bir muamma mıdır ve yüzdelik olarak ne kadar sağda ne kadar soldadır.

Hakikate ulaşmak için zihnin budanması lazım, meyve vermesi için ağacın budanması gibi. Eğer İslam’ı bilmiyorsan, bari sus. Üzerine konuşulamayan hakkında susmak gerek. 

Müsteşrikler, İslam dinini sadece reddetmek arzusuyla incelediler. Bununla beraber sağduyulu araştırmacılar da var olagelmiştir.

 

-Analiz - 08:07 A A
BENZER HABERLER