Neşe Doster: Aramızdan Ayrılışının 88. Yılında Büyük Atatürk’e Sonsuz Minnetle…
Neşe Doster
nesedoster@yahoo.com
Kimdir Atatürk? “Ordu yok!” diyenlere “kurulur” diyen! “Para yok!” diyenlere “bulunur” diyen! “Düşman çok!” diyenlere “yenilir” diyen! Halkına inanan, güvenen, inatçı, inançlı, aşılmaz ve aşınmaz liderdir. Üstelik bunu yetişmiş insan gücünü Yemen çöllerinde, Trablusgarb’ta, Galiçya’da, cephelerde kaybeden, her konuda yokluk ve yoksulluk içinde olan, okur yazarlık oranı son derece düşük bir dönemde başlatan; Yaktığı ateşle, çizdiği yol haritasıyla ülkemizin kaderini değiştiren, akıl diyen, bilim diyen eğitim diyen, yerli üretim, çağdaş toplum, muasır medeniyet diyen, yanılmayan, yanıltmayan ve asla yanılmayacak olan bir liderdir Atatürk…
Başarılı öğrencileri yurtdışına eğitim almaları için yollayan( Sadi Irmak, İdil Biret, Suna Kan) Onlara; “Sizleri bir kıvılcım olarak gönderiyorum, alev topları olarak dönmelisiniz!” diye telgraf çeken! Yemen türküsüyle ağlayan, Zeybekle diz vuran, Tuna Dalgalarıyla vals yapan, Ata Barıyla halay çeken, Hoşgelişler Ola Mustafa Kemal Paşa türküsüne alkışla eşlik eden bir gönül insanıdır Atatürk…
Tenis maçı izleyen, golf yapan, denizi seyreden, yüzen, kürek çeken, ata binen, salıncakta çocuklar gibi salllanan, Fokus adlı köpeği olan, o zorlu koşullarda; Şıklığı dillere destan olan, özel bir giyim zevki bulunan, pelerinden, smokine, golf pantolondan yeleğe, eldivenden fötr şapkaya, kalpaktan kaskete kadar her türlü giysiyi yakıştıran ve iyi taşıyan bir zevk abidesidir Atatürk…
Sanat, kültür, spor, çocuk, çevre, doğa, müzik, dans başta olmak üzere her şeye duyarlı bir kimlik ve kişiliğe sahip, ufuk çizen, hastalığının en zorlu günlerinde; “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz!” diyen, aman vermez böbrek sancılarını cephedeki çadırında pelerinine sarılarak geçiştirmeye çalışan, önce ülke, ulus, gençlik diyen çok yönlü ve büyük bir yurtseverdir Atatürk…
1928 yılında Bursa’da öğretmenlere; “Yalnız siz öğertmenler ölen ve öldüren birinci orduya niçin ölüp neden öldürdüğünü anlatan ikinci bir ordunun mensuplarısınız” diyle seslenen! Hayatı savaş meydanlarında geçen, yatağından, evinden çok cephelerde- siperlerde, çadırlarda yatan! 57 yıllık yaşamına 11 savaş, 24 madalya, 7 nişan sığdıran ve bir toprağı vatan, bozkırı başkent yapan, yaktığı ateşle ülkemizin yol haritasını çizen, altına imzasını atan, mührünü basan ve tüm bunları cepheden cepheye koşarken gerçekleştiren örnek bir liderdir Atatürk…
Hayatı savaşlarda geçmesine rağmen; “Ulusun hayatı tehlikede olmadıkça harp bir cinayettir!” diyen! “Yurtta barış dünyada barış” sözünün altına imzasını atan bir barışsever! O koşullarda cephelere, çadırlara tahta sandıklarda kitap taşıtan, 4 bin kitap okuyan, 12 bin sayfa not çıkaran, 10 kitap yazan, geometri, yurttaşlık, matematik, askerlik terimleri bulan, bize hayal kurmayı, araştırmayı, sorgulamayı, düşünmeyi, lidere güven duymayı öğreten bir öncüdür Atatürk…
Ülke kan ve barut kokuları içinde kurtuluş mücadelesi verirken bizleri kadın- erkek eşitliğiyle, üniversiteyle, bilimle, operayla, tiyatroyla, sanatla, orkestrayla buluşturan, ve tüm bunları kısa zamanda hayata geçiren aşılmaz ve aşınmaz bir öncü! Kadını, gençliği, eğitimi, çağdaşlığı kültürü cumhuriyet projelerinin önüne ve üstüne oturtan bir önder! Kurtuluş reçetemiz olan, tüm sorularımızın cevabını bulduğumuz, tüm sorunlarımızın ilacı ve dermanı olan bir yol göstericidir Atatürk…
Biz kadınları 4 Ekim 1926 yılında medeni yasayla buluşturarak; oy verme hakkını, seçme ve seçilme hakkını, mahkemelerde tanıklık yapma hakkını veren bu uğurda ilk adımları atan, üstelik Japonya, Yunanistan, Kanada, İsviçre ve Avustralya’dan çok daha önce bu yolu açan öngörü sahibi ve eşitlikçi bir önderdir Atatürk…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını çocuklara! (Böylece tarihte çocuklara bayram armağan eden ilk lider ünvanını alan) 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını gençlere! 30 Ağustos Zafer Bayramını ordumuza! 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını millete armağan eden tek ve eşsiz bir liderdir Atatürk…
Hitler faşizminden kaçarak ülkemize sığınan Alman bilim insanlarına hukuktan, sosyolojiye, tıptan kimyaya, müzikten fiziğe yüksek öğretimin kapılarını açan, imkanlar sunan bilime, bilim insanlarına değer veren bir öncü! 50 ülkede heykeli, ya da büstü olan, sokaklara, bulvarlara, caddelere adı verilen bir liderdir Atatürk…
Bir yılbaşı gecesi 35 yaşında apandisit patlamasıyla hayatını kaybeden dönemin MEB Mustafa Necati için gözyaşları içinde; “Ne evlattı o!” diyen duygusal ve vefalı bir lider! Tarlada işçiyle, fabrikada emekçiyle, okulda öğretmenle, pazarda esnafla, cephede askerle yan yana olan ve sohbet eden bir önderdir Atatürk…
Cumhuriyeti ilan eden, hilafeti kaldıran, hukuk devrimini gerçekleştiren, kadınlara haklar veren, sanayi hamlelerini başlatan, çağdaş Türkiyenin temellerini atan, tüm dünyanın hayret ve hayranlıkla izlediği devrimleri başaran, sıfırdan ülke yaratan, askeri, ekonomik başarısı ve devrimci fikirleriyle örnek olan, örnek alınan ve öncü olan! Halkına ben değil biz olmayı öğreten, kadere değil, aklın rehberliğine, bilimin önemine inanan ve inandıran! Birleştirmeyi ve aydınlatmayı seçen! Askeri deha, liderlik sanatı, kahramanlık örneği ve cesaret timsali derken ilk akla gelendir Atatürk…
Dünyaya “Çanakkale geçilmez!” dedirten! Dünya aleme; “Geldikleri gibi giderler!” sözünü kanıtlayan! “Yurtta sulh, dünyada sulh!” sözüyle barışa vurgu yapan! “Hatay benim şahsi davamdır!” deyip hastalığını umursamayan! Sözün arkasında durma ve sorumluluk derken ilk akla gelen! “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir!” diyen! Ülkeyi kurtarmak için cepheden cepheye koşarken 15 yıla çok şey sığdıran ve 57 yaşında göçüp giden! Yaptıklarıyla dünyayı kendine hayran bırakan! Avrupa medyasına hem savaşlarıyla, hem müzakerelerdeki başarılarıyla, hem de devrimleriyle sık sık manşet olan, hakkında en çok kitap yazılan! Fransızca, Almanca, Rumca, Bulgarca, Arapça ve Farsça dahil, 6 dile hakim olan özel ve özgün bir liderdir Atatürk…
Yılbaşı balolarına, Kızılay balolarına katılan, konuşmalar yapan, kitap hediye edilmesinden hoşlanan, anı kitaplarına özel bir ilgi gösteren, askerlerin, yazarların, bilim insanlarının, dava ve yol arkadaşlarının katıldığı sofralarında uzun sohbetleri, sade ama zihinsel ve bilimsel tartışmaları tercih eden! Sofrayı yalnızca yemek yenilen bir yer olarak değil, düşüncenin serbestçe dolaştığı, herkesin konuşabildiği, konu başlıklarının sık sık değiştiği, ama ana konunun hep cumhuriyet olduğu yer olarak gören bir liderdi Atatürk…
Bu sofralarda temenniden çok sorumlulukları hatırlatan kısa ve anlamlı konuşmalar yapan! Fikir alma amaçlı sorular soran, cevapları dikkatle dinleyen, bir bakıma bu sofralar onun cumhuriyet ahlakının özeti, dışa vurumu, fikir laboratuvarının tezahürü olan! Geçmişin muhasebesi kadar, geleceğin hedeflerinin dillendirildiği, “ne yaptık, ne yapmalıyız?” sorularının sorulduğu ve yanıt arandığı, adeta bir okul olan, mutlaka kağıt, kalem, kara tahta, tebeşir bulunduran! İmtihan edeceklerini karşısına, iltifat edeceklerini yanına oturtan özgüveni son derece yüksek bir liderdi Atatürk…
O’nu unutmamamız bundan…
Her 10 Kasım sabahı saat 9’u 5 geçe! Tüm ülkenin, şehirlerin, kasabaların, köylerin, sokakların, bulvarların, balkonların, çocukların gözlerindeki nemi, öğretmenlerin hüznünü, yüreklerdeki sevgiyi ve özlemi hissetmemiz, ağlayan gençleri, babaları, anneleri, nine ve dedeleri görmemiz bundan…
Her 10 Kasım sabahı saat 9’u 5 geçe! Anıtkabir’e akan yüzbinler! 9 aylık bebekten 90’lık dedeye- nineye kadar birbirine dayanarak, tutunarak gelenler! Seyir halindeki araçlar! Mahkemedeki mübaşir! Karakoldaki çavuş! Okuldaki öğretmen! Sınıftaki öğrenci! Dağdaki çoban! Denizin dibine inip Atatürk resmi açan dalgıç! “Emanetin baş tacımızdır” diyerek sahaya çıkan futbolcu! Mahalledeki esnaf! Mutfağındaki kadın! Fabrikadaki emekçi! Gözyaşlarımızı sessizce akıtarak ayağa kalkmamız bundan…
Her 10 Kasım sabahı O’nu bir kez daha minnetle anarak, önünde baş eğerek, gözlerimiz dolup boşalarak anmamız! Her 10 Kasım sabahı saat 09.05 olduğunda sokaklarda, meydanlarda, balkonlarda, kalplerde sessizlik akarak zamanın durması! Arabaların yolun ortasında durup, sürücülerin inmesi! Fabrikalarda makinelerin susup, okullarda öğrencilerin sessizleşip, tüm ülkenin bir an için nefesini tutması! Ve tüm bunların temelinde, baş eğişte, saygı duruşunda yatan şeyin sevgi, minnet, saygı ve özlem olması bundan…
Ekim coşku, Kasım hüzündür deriz ya! 29 Ekim’de Cumhuriyet coşkusunu, 10 Kasım’da Atatürk sevgisini evimizde, işyerimizde, okullarda, meydanlarda, salonlarda haykırarak anlatır, yaşarız ya! 10 Kasım sabahı yaşanan sessizlik bir ulusun atasına duyduğu saygı selinin yansıması, yankısı, sabahın hüznünün, saatin yelkovanının içimize işlemesi bundan. Savaş meydanlarının kahramannı, barışın mimarını anmakla yetinmeyelim, yaşatalım.
Çünkü bugün geldiğimiz noktayı ne o hayal etti, ne biz hak ettik…
Davet: 10 Kasım, Salı günü saat 18.30’da CKM’de “Atatürk Ölmez” konulu konuşma yapacağım. Yolu düşenleri beklerim.
-
Neşe Doster: Aramızdan Ayrılışının 88. Yılında Büyük Atatürk’e Sonsuz Minnetle…
-
Prof. Dr. Barış Doster: Atatürk ve Jön Türk Devrimi…
-
ABD basını: Vance, İran’la anlaşma sağlamak için 2 haftadır dolaylı görüşmeler yürütüyor
-
Gazprom: Türkiye’ye boru hatları üzerinden yapılan doğal gaz sevkiyatı arttı
-
Hürmüz Boğazı’nda bir petrol tankeri mayına çarptı
-
ABD, İran’ın güneyine sınırlı hava saldırısı düzenledi; Katar görüşmeleri sürüyor
