18° Açık

Prof. Dr. Barış Doster: Atatürk ve Jön Türk Devrimi…

-Genel - 8 Kasım 2026 00:01 A A

Prof. Dr. Barış Doster

YAZAR ARŞİVİ

Gazi Mustafa Kemal Atatürk; diğer nitelikleri, diğer özellikleri yanında, Osmanlı modernleşmesinin, özelde de Osmanlı askeri modernleşmesinin ürünü olan, çok seçkin bir aydındır. Kendisini çok iyi yetiştirmiş, ilgi alanlarının, entelektüel meraklarının enginliğiyle, zenginliğiyle, çeşitliliğiyle dikkat çeken bir aydındır. Bu vasıfları, büyük önderi, diğer sıfatları yanında, bir düşünür yapacak kadar güçlüdür. 57 yıllık ömründe, sayfa kenarlarına notlar alarak, yorumlar yazarak okuduğu kitapların (bilinen ve bulunabilen 4 bin cilt kitabı Anıtkabir Derneği basmıştır, 24 cilt halinde, internete yüklemiştir, erişime açıktır) konu yelpazesi, Atatürk’ün entelektüel derinliğini ve donanımını gösterir.

Atatürk; Namık Kemal’den Tevfik Fikret’e, Ziya Paşa’dan Ali Suavi’ye dek, yaşadığı dönemin ve öncesinin düşünürlerini, düşüncelerini iyi bilen, o fikirlerden etkilenen bir kuşağın mensubudur. Fransız Devrimi’nden etkilenmiştir. Alman filozoflarını iyi öğrenmiştir. Rusya’daki, İran’daki gelişmeleri yakından takip etmiştir.

Mektebi Harbiye’de genç bir öğrenciyken, Devlet-i Aliyye’nin geleceği üzerine kafa yormaktadır, pek çok arkadaşıyla birlikte. Fakat diğer arkadaşlarından farkı gerçekçiliğidir, acımasız gerçekçiliğidir. Osmanlı Devleti’nin parçalanacağını, dağılacağını, tasfiye olacağını daha o günden, genç bir subay adayı olarak görmüştür. Buna göre hazırlık yapılması, bu acı gerçeğin kabullenilmesi gerektiğini belirtmiştir. Daha küçük bir yüzölçümüne sahip, nüfusu azalmış, lakin daha türdeş hale gelmiş bir devlet kurmanın kaçınılmaz olduğunu vurgulamıştır. Yıl, daha 1902’dir, 1903’tür, 1904’tür, 1905’tir. Bu fikirleri değil dillendirmek, düşünmenin bile suç olduğu, büyük cesaret istediği yıllardır. İstibdat rejiminde, Sultan Hamid-i Sani’nin hafiyeleri, jurnalcileri, muhbirleri dört bir yandadır çünkü.

Mustafa Kemal; saltanata da karşıdır, hilafete de. 1906’da, Şam’daki 5. Ordu emrinde bir subayken, ileride İttihat ve Terakki’yle birleşecek olan Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurmuştur, arkadaşlarıyla birlikte, gizlice. Şu sözleri, cesaretinin yanında Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı ve Hürriyetçi düşüncelerini de yansıtmaktadır:

“Neden mutlaka padişah fikrine saplanıyorsunuz? Yönetimi cumhuriyet yaparız”.

JÖN TÜRK DEVRİMİNİ TAMAMLAMAK

Mustafa Kemal, elbette 1908 Jön Türk Devrimi’nden memnundur. Fakat, yeterli görmez. Eksikleri olduğunu düşünmektedir. O eksikleri de kendisinin önderlik edeceği Cumhuriyet Devrimi’yle tamamlamayı kafasına koymuştur. Çünkü Cumhuriyetçidir.

Mustafa Kemal, hiç şüphe yok, başarılı bir askerdir. Çanakkale Muharebelerinde, deyim yerindeyse, tarih sahnesine çıkarak, bu başarısını dosta – düşmana göstermiştir. Fakat, başarılı bir askerden çok daha fazlasıdır. Devrimcidir. Kurtuluş Savaşı önderidir. Devlet kurucusudur.

Mustafa Kemal Paşa’nın, Osmanlı Harbiye Nezareti’ndeki siciline, “Cumhuriyetçidir” şeklinde not düşülmüştür. Mustafa Kemal’in, 1919’da, 19 Mayıs’tan önce, Samsun ve yöresinde asayişi sağlamak üzere, o bölgeye gönderilmesi kararlaştırıldığında, Sadrazam Damat Ferit Paşa, Sultan Vahdettin’in önüne, işte bu sicil notunu koymuştur.

Mustafa Kemal Paşa, İttihatçıdır elbette. Fakat örgütün lider kadrosu içinde değildir. Özellikle “paşavat” veya “triumvira” olarak andığımız üçlü lider kadro içinde (Enver Paşa, Talat Paşa, Cemal Paşa) Enver Paşa’yla yıldızı hiç barışmamıştır. Talat Paşa ve Cemal Paşa’yla ilişkileri, daha ılımlı ve olumludur. Hem Çanakkale’deki büyük başarısı hem de İttihatçı olmakla birlikte, örgütün lider kadrosunda olmaması, Kurtuluş Savaşı’nı başlattığında, Atatürk’ün elini güçlendiren özellikler arasındadır.

KORKUSUZ ATATÜRK

Atatürk; hiç şüphesiz, cesurdur. İsmet Paşa’nın, ölümünden kısa süre önce, TRT’nin belgeseli için yaptığı Atatürk tarifi şudur: “KORKMUYORDU”.

Atatürk; her zaman örgütlü ve örgütçüdür. Temkinli ve tedbirlidir. Zamanlama dehasıdır. O nedenle, Kurtuluş Savaşı’nı başlattıktan sonra, uzunca müddet, “CUMHURİYET” kavramını dillendirmemiştir. Hakimiyeti milliye demiştir. Kuvayı milliye demiştir. İrade-i milliye demiştir. Amasya Genelgesi’nde, Erzurum Kongresi’nde, Sivas Kongresi’nde bu tutumu görülmüştür. Kendi ifadesiyle, “Cumhuriyeti vicdanında milli bir sır gibi saklamıştır”.

Atatürk, Cumhuriyet demese bile, İngiliz istihbaratı, gidişatın farkındadır. Kasım 1919’da, Londra’ya şu notu geçmiştir: “Türkler, Cumhuriyete gidiyor”. O nedenle, geçtiğimiz yıllarda yapılan, İngiliz Ordu Müzesi anketinde, “İngilizlerin en büyük düşmanı hangi liderdir?” sorusuna verilen yanıt ATATÜRK’tür. Sadece hayattayken değil, öldükten sonra da girdiği bütün savaşları kazanan Mustafa Kemal, öldükten sonra da İngilizlerin kâbusu olmayı sürdürmektedir.

-Genel - 00:01 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.