Aklıma gelenler!

-Genel - 2 Mayıs 2020 10:49 A A

(Ya da hiç çıkmayanlar mı demeliydim?)

NOSTALJİK YAZILAR

 

Birkaç ay önce sitenin yayın yönetmeni Sn. Kılıç; “Yeni bir sayfa açtık, nostaljik yazılar koyacağız, ayda bir kez yazarsanız sevinirim!” şeklinde bir öneri paketiyle gelince hemen evet dedim ve birkaç yazı yolladım. Derken virüs kapımıza dayandı, ortada ne söz kaldı, ne kavil!

Evlere tıkılınca, anılara dalınca, arşivler açılınca birden bire verdiğim söz aklıma geldi! Şimdi gerilere gidip anılara dalma zamanıdır!

Anılar tünelinde yolculuk!

İlkokuldayım! Annem elimden tutup Sevinç öğretmene teslim etmiş, ben 3.sınıfa geçmişim ve 23 Nisan gelmiş. Hepimizin içi kıpır kıpır, nasıl olmasın? Bayrağı kim tutacak, flamayı kim taşıyacak, bando takımına kimler girecek, şiirleri kim okuyacak? Madem bu işler sınıfın uzun boylularına verilecek. O halde kendi çapımda hazırlıklara başlayıp, kendi imkânlarımı devreye sokmalıyım. Ya ablamın arkadaşı olan Sevinç öğretmenimi devreye sokmalıyım, ya karşı komşumuz olan ikiz arkadaşlarım Serap- Sema’nın babası okul müdürü Ali Erdem’i babama aratmalıyım! Ya da dayımın arkadaşı olan tören kolu sorumlusu Zeynel Kısacık öğretmene dayımdan selam söylemeliyim. (nasıl planlarım ama!)

Tüm çaba ve hayallerime rağmen hiç biri tutmuyor, boyuma uygun görülen yerde bando takımının en arkasında yerimi alıyorum. Subay çocukları ve uzun boylulara da her zaman olduğu gibi gün doğuyor…

Ortaokuldayım! Türkçe öğretmenimiz rahmetle ve saygıyla anıyorum Engin Nayır! (daha sonra soyadı Gödekli olarak gelinimiz olacak, ama ben yıllar boyu öğrencisi olarak kalacağım. Hatta düğünümüze geldiğinde, ne yapacağımı bilememenin şaşkınlığıyla gelinliğimin eteklerini tutup, masasına gidip elini öperek, davetlilerin şaşkın bakışları arasında uzun süre yerime dönemeyeceğim!) 

Lisedeyim! 19 Mayıs provaları stadyumda tüm hızıyla sürüyor. Beden eğitimi hocamız Tülin Hanım, küçük dayımın arkadaşı Enver Özşahin’le evli. Hemen torpil arayışlarına giriyor, dayıma rica ederek, Enver abiye hatırlatmasını söylüyorum. Bu kez hayallerim arasında bayrağı taşıyıp en önde yürümek var. Dayım teklifime hayır diyor, bayrak yine en uzun boylumuz olan sınıf arkadaşım Handan Askeran’a (Ton) teslim ediliyor!

Altı çizilesi satırlar!

Aklıma geldi paylaşmadan geçemem. İlki dünden bugüne Karslı delikanlıların batılı kızlarla evlenmedeki başarıları! İkincisi çocukluk ve gençlik yıllarının bitip tükenmez hayal dünyası!

Üniversitedeyim! Ağabeyimle birlikte okuyoruz. Hafta sonları Kars’a gelmeyi adet edinmişiz. Trenle gelip gidiyoruz. Sonunda rahmetli babam küçük kızının yorulmasına dayanamıyor ve bize o zamanın en popüler arabası olan (trend mi demeliydim?) Anadol bir araba alıyor. O yılların çok az öğrencisinde olan üniversitedeki arabalılar kervanına biz de katılıyoruz. Zaten okul kentin dışında olduğu için yemek ve alışverişlere arabamızla gidip geliyoruz, arabayı abim kullanıyor onun ehliyeti var benim yok! 

Genelde kaldığım yurtta oda arkadaşlarımla hafta sonu arabayla nerelere ve kimlerle gideceğimizin hesabını yapıyor, hafta içi abimin arkadaşlarının, hafta sonu benim arkadaşlarımın istekleri doğrultusunda Erzurum’u dolaşıp duruyoruz.

Sivaslı Nesrin, Ordulu Fulya, İzmirli Emel- Belkıs kardeşler, Kağızmanlı Nermin, Erzincanlı Mahinur, Ağrılı Aysel- Lütfiye kardeşler araba keyfimizin müdavimleri olarak önceden rezervasyon yapanlar arasında başı çekiyor!

Mezun olmuşum! Atatürk Üniversitesi’ni bitirip koşa koşa Kars’a gelip, KKİÖO’da göreve başlamışım. Yaşları bana yakın olan öğrencilerimle arkadaş gibiyiz. Hele de haftada bir gün tuttuğumuz nöbet gecelerinde, ülkemizin pek çok yerinden gelen yatılı öğrencilerle sabaha kadar edebiyat, şiir, sanat, moda, tiyatro, müzik, sinema, dönemin sanatçıları sohbetlerimiz bitmiyor. Öyle ki durumu okul müdürüne rapor eden gece bekçisi yüzünden Bakiye Ulusoy müdür tarafından odasına çağrılarak azar bile işitmişim! Ancak o gün o sıralarda başlayan arkadaşlık tamamen onlardan kaynaklanan vefayla bugünlere taşınıyor. Sık sık bir araya gelip, telefonla görüştüğümüz dostluklara dönüşüyor. Harbiye Müftüoğlu, Hürriyet Özcan, Nazmiye Tükenmez, Nehir Yılmaz, Sema Aytaç, Nesrin Öğün, Pervin Aksakal, Gülsabah Bozdemir ilk aklıma gelen bir kaçı. (Unuttuklarımdan özür dileyerek)

Kars Cumhuriyet Lisesi’ndeyim! Okulun uzun ve geniş koridorlarında sınav yapılıyor. Biraz geç kalmışım, okul müdürü hemşerimiz ve arkadaşımız Budak Kırzıoğlu! Koşarak içeri girdiğimi görünce herkesin içinde elini saatine götürüp geç kaldığımı ima edince! Herkesin duyacağı bir ses tonuyla ve kendi kol saatimi göstererek; “Kayınbiraderimin hediyesi! Doğu Beyazıt’tan almış!” diye cevap vermem mi?

O anda okul müdürünün aniden yüzüne yayılan şaşırma haline mi güleyim! Yoksa hazırcevaplığımı zirve noktasına taşıyarak, mutluluğumu bu kadar dışarıya taşırdığıma mı sevineyim bilemedim. Bildiğim o ki bu esprim yıllarca ana tanıklık edenlerle aramızda konuşulup durdu…

Kars İl Halk Kütüphanesi Müdürüyüm! Devletin devlet, yöneticilerin yönetici, yasa ve kuralların geçerli olduğu yıllar. Mahrumiyet bölgesinde çalışma arkadaşlarımla harikalar yaratıyoruz. Her kademede okullar arası etkinlikler yapıyor, ödüllü şiir- öykü- yarışmalarının yanı sıra, en çok kitap okuyana kitap seti hediye ediyor, özel gün ve haftalara yönelik sanat günleri, konferanslar, paneller, açık oturumlar düzenliyoruz.

Bu arada küçük bir sorunumuz var. Yıpranan kitaplar için Kars’ta cilt atölyesi yok! Erzurum’da var. Çözümü şöyle buluyoruz. Ben yıpranan kitapları, kaynak eserleri, ansiklopedileri belli aralıklarla kendi arabama yükleyip Erzurum’a götürüyor, ciltlendikten sonra da gidip alıyorum. Bunu yerel basın haber yapınca dönemin Kütüphaneler Genel Müdürü olan Burhanettin Salgar tarafından aranarak, takdirname ile ödüllendiriliyorum.

Not: Altın değerindeki anılar arasında dolaşırken ilk aklıma gelenler bunlar oldu. Yayın yönetmeni yaz dedi. Yazdım. Oldu mu? Tanık sizin… 

NEŞE DOSTER

-Genel - 10:49 A A
BENZER HABERLER