Dünya ve muhatabımız…

-Genel - 14 Ocak 2025 00:01 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

Dünyayı dinleyelim veya muhatabımızı! Bu gizli bir sorudur, sorudan öte bir platform olsun istedim. Aslında kendimizi anlatmak için ben bu soruyu sordum.

Anlama, kişinin dünya görüşünün ve ibadetinin kendisidir. Anlama düzeyi ve anlamadaki netlik; İstenen budur. Kişi anlama gücünü yitirme konumuna düşebilir. Fikri yüksek kavramlara yöneltmeden bir konuyu medarıyla bilemezsin. Bu demektir ki, fikrin ve inancın bütünlüğünü bozmadan ona el vermiş olasın ve akletmiş olasın.

Biçim ve düzey, aynı şeyler değildir. Kişinin anlama düzeyi sanıldığından daha yüksek olabilir ama anlama biçiminde bir yetkinlik yoksa, o yüksek düzey, kişiyi sarsılmaz sonuçlara götürmeyecektir. Şimdi başa dönüp sorumu tekrar sormak istiyorum:

Dünyayı dinlemek veya muhatabımızı dinlemek. Hangisi?

Ben ülkemizde bir fikir geleneğinin oluşmasına özlem duyuyorum.

Eğer muhatabını dinlersen kendini anlarsın, dünyayı dinlersen verimli sonuçlar elde edersin. Her iki dinleme seçeneğinde gözden kaçan nedir biliyor musunuz? Karmakarışık bir telaffuz ortamında ilişki kurmamız. İşte buna dikkat etmiyoruz. Böyle bir ortam kişiyi bilginin kaynağından uzaklaştırır. Peki, acaba günümüzde ki ortam nedir?

Kargaşa!

Ve biz başlıyoruz, dünyayla veya muhatabımızla ilişki kurmaya. O halde şunu diyebiliriz: Bizdeki benlik kargaşa benliği, kargaşalı bir özne!

Dünyayı dinliyorsun ve başlıyorsun katılaşmaya. Dünyayı dinledik ya, olduk bir muharip hem kendimize hem dünyaya karşı!

Dinlemek ilişki kurmaktır, ona göre davranırsın. Dünyayı dinleyenin fonksiyonu gelişir. Sen artık bir fonksiyon adamısın. Sömürü var, işgal var, paktlar var, yaratılan kriterler var, emirler var, çıkarlar var vb. Hadi durma, fonksiyonunu yerine getir. Kendini sağlama al. Peki bu dinlemeden ne kazandık hem de katılaşmak pahasına?

Doğru bir ilişki eylemi!

Ya muhatabımızı dinlersek?

İşte kaybettiğimiz yer burası. Muhatabımız kim? Bize kim gücünü hissettirirse muhatabımız o oluyor. Peki, kimin gücü? Sevgilimizin gücü, hanımımızın gücü, gelinin gücü, damadın, patronun, müdürün vb. Biz başlarız onları dinlemeye. Neden? Kendimizi anlamak için! İşte bir yanılgı daha. Aslında bu dinleme kendimiz anlamak için değil tartmak içindir.

Karşı taraf ağır basıyorsa bu bizim kabulümüz oluyor, doğrularımız değil. O halde muhatabınla bağlantı kur. Vicdanını ve bilincini devreye sok yoksa dediğimiz gibi katılaşırsın, dünyayı dinlemiş misali!

Şimdi sözümüzü mistik bir soruyla bağlayalım. Peki, ariflerin muhatabı ki? Alemlerin Rabbi Allah ve onun şanlı peygamberi sonra onu canından çok sevenler! Davamız bu olsun.

Dava kelimesi birazda kutsalı barındırdığından popülist veçhesi hala vardır. Bir dava uğruna canlar telef edilir; çünkü her dava insanda bir şiar yaratır. Dava uğruna sevgiliden vaz geçilir, benim sevgilim davamdır diye. 

Ülkemizde kaba çizgilerle sağ-sol diye hükmünü sürdüren davalar yaşandı. Her iki tarafta da cesur gençler vardı. O günleri onaylamıyorum. Ben de yaşadığım o tarihin bir parçasıyım, o zamanın insanıyım. İtiraf ediyorum; biraz da gururum okşanmıyor değil hani.

Davanın mahiyeti ve davanın bahanesi! Benim ülkemde bahanesi olanlar kazandı.

 

-Genel - 00:01 A A
BENZER HABERLER