Han Ayvaz Adıgüzel: Bir şiir yarışması…
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
Müslümanların halifesi El Mütevekkil “Huril Ayın”lar için bir şiir yarışması açmıştı. Yani “Kara gözlü güzeller!” Sazendeler usul usul fasıl yapar, ipekler içinde kara gözlü bayanlar “vird” ederlerdi. Bu bir gelenekti. Abbasiler bu geleneği Ümeyye oğullarından almışlardı.
Ümeyye zamanında Müslümanların halifesi Muaviye’ye hicazdan şarkıcılar ve badem oğlanlar ihraç edilirdi. Ümeyye devletinin başkenti Şam’dı. Arapların “Ümmü Gülsüm ’ün namı Muaviye’nin sarayından gelir. Sesi ve dansı Halife Muaviye’nin etrafındaki sözüm ona sahabeleri eritirdi. “Ya Habibi, ya habibi” nidaları günümüzün tarikat ce cemaatlerinin temelini ta o süreçte atmıştı.
Şu hakkı da söylemiş olayım. Namazın vaktini de kimse geçirmezdi, hele ki sünnetlerin!
Badem oğlanlar halifenin ömrünü uzatıyordu.
Tarihi belgelerde şöyle bir kayıt var: Okunan bir şiir Halife Muaviye’yi çok duygulandırmıştı. Şiir şöyle başlıyor:
“Ey halife beyazlanmış saçlarını okşayan, tel tel eden şu oğlancığa bir şeyler saçmayacak mısın?”
Muaviye coşmuş, ortalığa altınlar saçmıştı. Kendisi de “Her asil coşar” diye bir şiir okumuştu.
Düşünebiliyor musunuz, bu işler peygamberden hemen sonra yaşanıyordu. Sahabelerin hayatta kalanlarının kahir ekserisi Muaviye’nin yanında yer alışmışlardı. Hz. Ali’nin şehid edilmesiyle de istisnalar hariç bu sahabe işi Muaviye’nin lehine tamamlanmıştı.
Bu sahabelere sonradan “yıldız” adı verildi. Bir de hadis kolaçan ettiler. “Sahabelerim gökteki yıldızlar gibidir, onlara uyan kurtuldu!” Bu gibi uydurulan hadislerin sayısı epey kabarıktır.
Günümüzün İslam’ı aynı İslam, istisnalar hariç sapmadan devam ediyor, özellikler cemaatler nezdinde. Allah korkusu ve Muhammet sevgisi bu sapmayı galebe çalacağına müminler şüphe etmemektedir.
Dinler tarihini inceleyenler şunu itiraf etmişlerdir: Dinin kurucularından sonra geliştirilen güçlü inançlar, hoş görüyü her zaman yok etmişlerdir, bunun istisnası yoktur. Hristiyan dünyasında Katolik-Protestan çekişmesi tarihi zulüm ve cinayetler tarihidir.
İnançlar dışında hiçbir düşünce zulüm getirmemiştir.
İlle de inanç! Mesela kominizim de bir inançtır, bunun karşıtı da bir inançtır ve zulümlerle doludur.
Katolik ülkeler parlamentoları Protestanları diri diri gömmeyi ve kazığa oturtma kanununu onayladılar. Buna karşı çıkan bir vekil derhal kazığa sevk edildi. Vekil sevk edilirken kendisini seyreden kalabalıklara bağırıyordu:
“Ey halk bizi ölüme gönderiyorlar, sıra sizlere gelecek, uyanın, onurunuza ve özgürlüğünüze sahip çıkın!”
Bunun da çaresine baktılar. Meclisten bir kanun daha çıkardılar. Bu insanlar ölüme gönderilmeden önce dilleri kesilecek! Öyle de oldu. İşte inanç böyle bir şeydir.
En çelişik fikirleri inançla insanların beynine yerleştirebilirler, kadınlar ve çocuklar göz kırpmadan öldürebilirler. Cemaat ruhu bir vahşet ruhudur, çıkarları tehlikeye düşünce acımadan cinayet işleyebilirler, hem de “Allah-u Ekber “diyerek!
İslam’ı geleneği var milletlerin kültürü. Kültürlerin alt yapısının da inançlarla örüldüğünü bilmek lazım.
Dinlerin ideoloji haline getirilmesi tehlikeli bir yoldur. Gelişmemiş beyinler için bu daha bir tehlikelidir; çünkü ideolojilerde hakikatler değil sloganlar konuşur.
-
Han Ayvaz Adıgüzel: Bir şiir yarışması…
-
İran Ordu Sözcüsü: ‘Ateşkes sürecinde savaş kapasitemizi geliştirdik’
-
Trump, NATO zirvesi öncesi Meloni için ‘uzaklaştırma kararı gerekli’ dedi
-
Eski İran dini lideri Ali Hamaney’in cenazesinde Trump’a ölüm çağrısı: ‘Onu öldürmek görevimiz’
-
Rusya’dan Kiev’e ağır gece saldırısı: En az 10 ölü, çok sayıda yaralı
-
Usta oyuncu Zihni Göktay hayatını kaybetti
