Han Ayvaz Adıgüzel: Ehli dil birbirini bilmemek ve Gadir-i Hum

-İslâmî Yazılar - 29 Haziran 2026 23:42 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Osmanlı şairi Baki, şiirde güzel bir mısra yakalamış: “Ehli dil birbirini bilmemek insaf değil” diye. Yani diyor ki: Kardeşlerin birbirini tanımaması insafa sığmaz. Bu yazımda okuyucularıma insafa sığmayan bir olayı anlatmak istiyorum. Meçhul kalmış bir olayı. Belli eller tarafından karartılmış ve üstü küllenmiş bir olayı!

Küllenmiş ama altı kor ateş!

Bu olay Allah Resul’ü Hz. Muhammet’in ölümünden kırk gün önce vuku buldu. İslam dünyasını üçte ikisinin bilmediği veya ne hikmetse bilmek istemediği bu olayı on bin kaynak eser dile getirmiştir. Şairler, tarihçiler, tefsirciler, kelamcılar, fıkıhçılar kendi dallarında bu olayı işlemişlerdir.

Başta İslam’ın ilk kaynaklarından sayılan Ahmet Bin Hambel’in “Muvatta”sı olmak üzere; İbn-i İshak, İbn-i Hişam, Tabari ve Allame Emini gibi onlarca çağdaş araştırmacılar bu konuyu anlatmış durmuşlardır.

Konunun özü: Peygamberin veda haccında neler oldu?

Öyle bir vaka ki; şu andaki inancımızı alt-üst etmekte ve yaptığımız amelleri boşa çıkarmaktadır.

Peygamber şöyle buyurdu: “Haber verin bütün müminlere hacca hazırlansınlar, galiba bu benim son haccım olacak. Bunu duyan Ebubekir, çok duygulanmış:” Ey Allah Resulü, bu söz beni çok üzdü” demiştir. İslam tarihinde bu haccın adı “Veda Haccı”dır.

Hac yapılıyor. İnsanların sayısı doksan veya 120 bin civarında. Tarihe düşen kayıtlar böyle! Tavaftan sonra dönüş başlıyor. Resulden izin alıp dönüş yapanlar olmuş. Sonra kendisi de tavafı yapıp ve etrafındakilerle dönüş yapmış.

Dönüş yaparken, Mekke ile Medine arasında, bütün yolların ayrıldığı bir yerde, Allah resulüne vahiy geliyor. “Maide/67” Vahinin meali şöyle:

“Ey Resul, sana dediğimizi hadi insanlara söyle, onlara tebliğ et. Eğer etmezsen, peygamberliğini yapmamış olursun. İnsanlardan korkma, tebliğ et, Allah seni onlardan korur, Ancak Allah’tan kork!”

Şimdi her şey tamam olmuş, yirmi üç yılda Kur’an son bulmuş, bütün farizalar bilinmiş. Peki bu son ayet ne için geldi, Allah ne istiyor? “Hadi söyle” diyor. “Korkma söyle” diyor. “Eğer söylemezsen peygamberliğini yapmamış olursun” diyor. İşte zihinlerin yandığı yer ve İslam dünyasının “şak” diye ikiye bölündüğü yer!

Bir kesimin sonuçları kabul ettiği ve uyduğu, bir kesimin, neredeyse haberlerinin olmadığı veya reddettiği, sağırlaştığı bir durum!

Peygamber, Allah’ın emrini yerine getiriyor. Bütün insanları topluyor. Haberciler gönderiyor, diyor ki: “Önce gidenlere söyleyin geri dönsünler, geride kalanlara söyleyin hızlansınlar” Kendisine develerin hamutlarını üst üste koyarak yüksekçe bir yer oluşturuluyor, Resul oraya çıkıp tebliğini yapıyor. Tebliğ şu:

“Men küntü mevla haza, küntü mevla Ali!” Yani “Ben kimin velisi isem(idarecisi) Ali’de onun velisidir. İlahi ona uyana, yardım et, onu seveni sev, onu düşmanına düşman ol!”

Bu tebliğden sonra peygambere itirazlar oluyor. Söyledikleri şu: “Ey Muhammet! Dediklerinin hepsini yaptık, namaz dedin, oruç dedin, zekât dedin vb. dedin yaptık. Şimdi de amcan oğlunu başımıza mı dikiyorsun? Bunu senin kendin mi istiyor yoksa Allah’ın emri mi? Resul: “And olsun bu Allah’ın emridir!” İtirazcılardan birisi şöyle diyor: “Bu sözü duyacağıma başıma bir taş düşeydi!”

İşin enteresan yanı, olay gerçekleşiyor. Bir taş düşerek adamın makatından çıkıyor. (Meariç/3) suresinde bu olay anlatılıyor.

Mucizeden sonra herkes tek tek Ali’yi tebliğe koşuyor. Kutlamalar orada üç gün sürüyor. İlk tebrik eden Ömer oluyor: “Baxe baxe Ya Ali, bütün müminlerin velis oldun” diye.

Herkes evine dönüyor, kırk gün sonra Resul vefat ediyor. Cenazesine kimse katılmıyor 17 kişiyle cenaze namazı kılınıyor. 

Sonra olaylar genişliyor, halk Ali’nin veliliğini kabul etmiyorlar. Yani Allah’ın atadığı kimseyi kabul etmiyorlar. Kendi velimizi biz seçeceğiz diyorlar. Oldu bittiyle Ebubekir’i başa getiriyorlar. Tiyatro seçiminden sonra geliyorlar gıyaben peygambere cenaze namazı kılıyorlar.

Bu şuna benziyor. Biz kendi peygamberi kendimiz seçeriz mantığı!

Şimdi Allah’ın atadığını kabul etmeyenin, hangi ameli kabul edilecek. Bu insanların, hangi orucu, namazı, kurbanı, ihsanı, haccı kabul olurmuş?

 

-İslâmî Yazılar - 23:42 A A
BENZER HABERLER