Han Ayvaz Adıgüzel: İhanete Cüret Etmek!

-Genel - 28 Eylül 2026 22:49 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

İnsanın eli, dili ve kalbi eğitimlidir. Bir insan, “hayır benim ki eğitimli değildir” diyebilir mi? Diyebilir! O azmin cevherini tüketmiştir. Allah Resul’ü azamin cevheri hakkında şöyle diyor. “Kötülüğe elinle karşı koy, gücün yoksa dilinle, ona da gücün yoksa kalbinle. Bu sonuncusu en zayıf olanıdır!”

Kişi azim cevherini ne zaman tüketir? İhanete cüret ettiği zaman! Ayrıca bu kişide emanet anlayışı da yok edilmiştir.

Direniş, emaneti yüklenme bilincidir.

Peki, azim nedir? Cevher ve imtiyaz ölçüsüdür. İnsanların derece farkı onların azminden gelir. Azim göstermeyen kişi Tanrı’nın halifesi değildir. Hani o kişi emaneti yüklenecekti?

Azim seni bilginin kaynağına götürecektir. İç hayatın düzelecek ve sen arınmış fikirlerle çevrileceksin.

Acaba insanın iç hayatı neden düzensiz olur? O, sonsuz gerçekleri, somut metotlarla anlamak istiyor. Sıkıntı buradadır. Varoluşçular bu konu üzerinde çok durmuşlardır.

Günümüz dünyasında yazıların içeriğini kim belirliyor? Ya şartlar ya basın ya parti liderleri. Seni buna mahkûm ediyorlar. Eğer yazılarının içeriğini kendin belirliyorsan o zaman sen varsın.

Deneme yazıları sadece taktik bilgiler sunmaz. O, bir iklim kurar. Medyanın yaptığı da budur. Onlar tek merkezden pompalanıyor. Onlar itibarsızlaştırır ve yine onlar itibarlı yapar. Sizi medyanın dışında söz söylemeye bırakmazlar, gerçek dışı ilan edilirsiniz.

Onlar bir insanı boğarlar sonra yüzme bilmiyordu derler. Bu ne yaman çelişki dedikleri budur işte. Gerçek bir adalet istiyorsan, önce terazinin eğilimini düzelt.

Hitler, Hristiyanlık Alman ruhuna uygun değil demiş. Peki, şu mevcut İslam, hangi milletin ruhuna uygun. Mevcut İslam’la Muhammed’i İslam’ın adından başka nesi benziyor ki? Toplum bu mevcut İslam’a yenildi. Yenilginin çapı büyüktü.

Sonuçları heba olan bir inanç. En büyük aldatılmışlık budur. İtiraz edenlerin sesi boğuluyor. O insanın sevinci de üzüntüsü de gereksiz olur. O manevi heyecanını çaldırmıştır, yanlış inanç yüzünden.

Saltanat, Sünni İslam’ın mücadele kültürünü yok etmiştir. Bu ekolün mücadelede hiçbir pratiği yoktur. Dinin en belirgin yanını, kahvehane kültürüne indirgediler. Yok edilen bu manevi dinamizmi hamaset nutuklarıyla doldurdular.

Acaba bir ülkenin temel çıkarları nedir, bu temel çıkarlara ihanet edilirse ne olur? Temel çıkarlar ayrı bir konu ama bu çıkarlara ihanet edilirse, ülkenin bağımsızlığı göstermelik olur!

Herkesin kendine şu soruyu sorması lazım: Acaba biz ne kadar bağımsızız?

Ben bunu birkaç yerde yazıp söylemiştim. Hiçbir komünist ülkede din serbest değildi. Yalnızca İslam’a müsaade edilmişti; çünkü İslam’da hutbe devlet başkanı adına okunur, onu kutsar ve tasdik eder. Komünist sistemler bundan çok faydalanmışlardır. Bu çirkefliği İslam’a saltanat sokmuştur.

Mesela şu hadise bakın: “Başınızdaki idareci zalim olsa, fasık olsa, yoldan çıksa, zina etse bile eğer namaz kılıyorsa ona karşı gelmeyi kalbinizden bile geçirmeyiniz yoksa dinden çıkarsınız!” (Sahih-i Buhari-İmamet bahsi)

İnsanlar Hz. Muhammet ve onun Ehl-i Beyt’ini tanımasaydı böyle bir dini terk edecekleri aşikardı.

 

-Genel - 22:49 A A
BENZER HABERLER