Han Ayvaz Adıgüzel: Sekiz köşeli yıldız…

-Genel - 3 Şubat 2026 00:01 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Sekiz köşeli yıldız, yani sekizgen! Bu yıldız kadim zamanlardan beri bilinen bir şifreydi. Einstein’ın ölümünden 3-5 gün önce bu şifreyi çözdüğü söyleniyor.

Eski Osmanlı bayrağının ve yeni Azerbaycan bayrağının sekiz köşeli olduğunu hatırlayalım. İbraniler de bu sekiz köşeli yıldızla hep ilgilenmişlerdir. Şu anda İbranilerin bayraklarında sekiz köşeli arma vardır. 

Pozitif ilimler günümüzün gelişmiş beyinlerini doyurmuyor. Bu çok güzel gelişmedir. İnsan eli artık fizik ötesine ulaşmak istiyor. Öyle ki, bir mesafe de katetmiş durumdalar.

Bu sekiz köşe varlığın mutlak denklemini elinde tutuyor. Sekiz köşeyi çözebilenler, gelecekten haberler verebilirler. Bunun teknik adı; “oktagon teoremidir!” Matematikçi Pisagor’da bu sekiz köşeyle ilgilenmiştir.

Mesela her peygamberin bir sahası vardır. İdris peygamberin sahası da matematikti. İşte bu sekiz köşe onun şifresidir. Şunu da hatırlamış olalım Batıda Filozof Hermes, doğuda İdris peygamberdir.

Bazı ülkelerde bu fizik ötesi ilim yasak edilmiştir. İslam ülkelerinde ise bu nazik sahayı şarlatanlar kapmıştır, cemaatler, şeyhler cinciler gibi.

Aslında bu saha saygın bir ilimdir, üstün insan ilmidir. Daha doğrusu peygamber ilmidir. Kaderin şifresiyle karşı karşıyayız. Burada insanın zihni durur. Fizik ve zamanın birleşimi söz konusudur. Bu ilimle uğraşanların tecrübeleri altın değerindedir.

İslam tarihinde metafizikle ilgili çok değerli eserler yazılmıştır. Muhittin Arabi’nin “Atiye tül Mekki’ye” bunlardan birisidir. Günümüzün saha şeyhleri böyle değil, bunlar bizleri yalana alıştırdılar. Peygamber şöyle demişti “İnsanlar akıl almaz günah işlerle, umulur ki Allah bağışlar ama yalanı asla!” Allah Allah nasıl oldu da ümmet peygamberin ölümünden hemen sonra yalansız yapamaz oldular.

İş geldi Allah’a dayandı, onan inanmamız bile yalana çıktı. Bizim milli deistlerimizin Allah’çı oluşları bile yalandır.

Bizler realite hissi ile değil, tarih hissi ile kendimizi zorluyoruz. Böylece zaten baştan kaybetmişiz. Şöyle bir söz var: “Yalanın tecvitli Arapçası, herkese ayet gibi gelir!” İnsan içinde bir devrim geçirmeli; çünkü kişinin yalanı Allah’a sunulur.

Dağlar hürriyet kadar engindir. Bundan mıdır bilmem “Tutam yar elinden tutam, çıkam dağlara dağlara!” Türküsünü hep söyleyip duruyorum.

Oğlan kıza şöyle diyor: “Sevgilim, biz birbirimize nasip olmak için yaratıldık!” Tamam’da, aklı başında bir kız bu yalana inanır mı? Olsun, kız şöyle düşünebilir. Aşkın geleceği belirsiz ama ümidi parlaktır.

Rus edebiyatının en az yarısı Rus köylüsüne aittir. Rus köylüsü hilekâr ve sarhoştur. Türk köylüsü pinti ve korkaktır.

Hep söyleyip duruyoruz: Bir sosyal yaşam var birde sosyal görüş darlığı. Köylü kesimi bu ikincisidir. Bu kesim fikir cihetinden zayıftırlar, olumsuz bir enerji yayarlar. Sıkıştıkları zaman “ben köylüyüm, ben bilmem” cümlesine sığınırlar. İşte bu olumsuzlukların hepsi yalanın getirdikleridir.

Kur’an’da bu konu ile ilgili bir ayet vardır: “Köylüler-Bedeviler yalan ve nifak bakımından şehirlilerden daha şiddetlidirler!” (Tövbe-97)

Bir an önce köylü zihniyetinden çıkmak lazım. Köyde oturmakla köylü zihniyeti ayrı şeylerdir. Bunun da bilinmesi gerek!

 

-Genel - 00:01 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.