Han Ayvaz Adıgüzel: Zapt edilemez bir ruh hâli…
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
Yazı yazarken hiçbir şeye minnetim yoktur, zapt edilmez bir ruh hali içinde olurum. Bazen dostlarımı inançlarından dolayı kırıyorum. Ne yapayım yani onlarında sağlam bir inançları olsun. Bak işte yine de kırıcı oldum.
“Zerrece tamahım yoktur bu dünyanın varına!”
Beni bu asiliğe ne getirdi bilmiyorum. Galiba Muhammet sevgisi! (Canım feda!) Bırakalım da Fuzuli söylesin.
“Adı güzel Ey Muhammet Mustafa/ Mah yüzüne bir nikap çek, ben yandım el yanmasın!”
Bilginin hedefi nedir? İstiklal ve mesuliyet duygusu! İstiklal insanın izzetidir. Tanrı tek şeyde insana ortak olduğunu söylüyor. İzzette!
“İzzet, ancak Allah’ın, onun Resul’ünün ve yüce müminlerindir!” (Münafıkın-(8) Yüce insanlara iman eden insanlar da demişlerdir. Bakınız, sadece Muhammed’e iman her şeyi kapsar!
Mesul olmak, her babayiğidin kârı değildir. Mesela: Sosyal medyada sen yalan haber yayıyorsan, sen mesul kişi değilsin. “Kişi odur, namusuyla başa vere işini!” Mesuliyet duymuyorsan, namusuyla iş yapamazsın.
Ben özgürlük nedir diye en uçtaki kitaplardan bazılarını okudum. Anarşizm fikrini günlerce inceledim. Liberalizmi de öyle! Özgürlüğün alt yapısını öğrenmek istiyordum. Sizleri temin ediyorum, geldi her şey tek kelimeye dayandı. Mesuliyet! Hatta bu incelemelerin sonunda da bir şiir yazmıştım.
“Sen mesul olana doğru giderken” diye başlıyordu.
Şimdi öyle söz diyelim ki, biz o sözden mesul olalım. Yalan ve rencide edici haberlerin kaynağını bilmek gerek. Mesuliyetin dışında toplum içinde kendisine yer arayanlar saflaşamazlar.
Yaratıcı olmayan kişiler, kurumuş nehir gibidirler. Onların dünyalarını bir bilseniz. Renksiz ve tatsız. Oysa hayat taviz vermeden ilerler.
“Bayrağın altında öğüt tutan erler gerek, onlar mesul olanlardır!” Bu söz Ali’nindir. Devrimci bir söz ve eylem mesul kişilerin işidir.
Eğer sözlerinizin bir boyut kazanmasını istiyorsanız, hakkı sezin! Boyut kazanmak bir seziş meselesidir. Eğer hak kesinlik kazandıysa akıbetten korkma dal Allah’ın tufanına!”
Rusya’da aydınlar arsında pasiflik radikallik tartışması hep var ola gelmiştir. Sonunda devrim patlak verdi. İslam dünyasında bu gibi tartışmalar pek yoktur. Müslüman aydınlar kendi hükümetlerini incitmemek uğruna ellerinden ne geliyorsa yapıp duruyorlar.
“Saraya yaltaklanma!” Bu tabir Osmanlı aydınları için söylenmiştir.
Acaba Türk tarihinde bir başkaldırı geleneği var mı? Var! Alevi-Kızılbaş Türkmenler! Bunlar devlet ve millet birlikteliğini istiyorlardı, oysa devlet bunun tam tersini yapıyordu. Garip bir tezat! Hiçbir milletin tarihinde böyle bir şey görülmemiştir.
Sünni kesim, yani yeşilbaş Türkmenler. Bunlar başkaldırıyı bilmezler. Sosyal yardımlarla ve cemaat öğretileriyle mutileştiler. Bunlar ancak savaş zamanında devlete lazım olurlar. Rahat insanlardır.
Rahat hayat aslında bir uykudur. Uyku uzun sürerse uyuşma başlar, hisler körelir böylece sıkılan can bir mucize bekler durur. Bu gibi hallerde mucizeyi kalpte aramak lazım.
Bu konuları Türk aydını ele almazsa tabu olarak kalır. Cesaret biraz da bilineni tehlikeye atma işidir.
-
Prof. Dr. Barış Doster: ABD ekonomisi ve NATO’nun işlevi
-
Hasan Kanaatlı: Hz. İmam Ali’den Kur’an-ı Kerim’e dair sözler!
-
Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara hakkında tahliye kararı verildi
-
UEFA: ‘Infantino’nun özrü hiçbir şeyi değiştirmedi, FIFA boykotu sürecek’
-
Husiler: Yemendeki ‘Suudi askeri noktalara’ geniş çaplı saldırı düzenledik, Yemen basını: Çok sayıda ölü var
-
Avusturya’da sıcaklık rekoru, İtalya’da kırmızı alarm
