Irak’taki Mezhep Gerilimi Bir Çok Sorunun Ana Kaynağıdır

01.10.2017 16:40

Kişi Okumuş

0 Yorum

Irak’taki Mezhep Gerilimi Bir Çok Sorunun Ana Kaynağıdır

TBMM 26. Dönem 3. Yasama Yılı açılış töreni TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın konuşması ile başladı. Kahraman’ın ardından kürsüye gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuştu.

Erdoğan’ın konuşmasından satır başları;

15 Temmuz’da etten duvar ören vatandaşımız canını vermekten kaçınmamıştır. 15 Temmuz hepimizin ortak bir değeridir. Bu değere saygı duyan herkes milletimizin gönlünde yücelir, itibar sahibi olur. Bu değeri çarpıtmaya kalkan herkes de milletimizinden hakettiği muameleyi alır. Geçtiğimiz yasama döneminde Meclisimizin en önemli çalışmalarından biri de anayasa değişikliği sürecini yürütmüş olmasıdır.

OHAL’e yönelik bir takım nitelemeler var ki kabul edilebilir değil. Türkiye’nin olağanüstü tehditlerle karşı karşıya bulunduğunu kim inkar edebilir. Olağanüstü tehditler olağanüstü tedbirleri gerektirir. OHAL’den zarar gören kimse olmamıştır. Terörle mücadeleye yönelik ihtiyaçlar kalktığında elbette OHAL de sona erecektir. Terörle mücadelede kararlılığımızı sonuna kadar devam ettireceğiz.

Irak ilk Körfez savaşından bu yana istikrara kavuşamamış bir ülkedir. DEAŞ tehdidinin ilk patlak verdiği yer olan Irak’taki mezhep gerilimi pek çok sorunun ana kaynağıdır. Kuzey Irak yönetiminin yaptığı referandumun herhangi bir karşılığı yoktur. Bu süreçten ne Kürtlere ne Araplar ne Türkmenlere ne de diğer gruplara bir sonuç çıkmayacağı açıktır. Sınırlarımızın hemen başında hem Irak halkı hem de Türkiye başta olmak üzere tehdit oluşturacak bir fitne kuyusunun kazılmasına bir göz yumamayız. Kuzey Irak yönetimi eninde sonunda hüsrana uğramaya mahkumdur. Bu adımı cesaretlendirecek herhangi bir destek beyanının şu ana kadar gelmemiş olmasını önemli buluyorum. IKBY yanlıştan döndükten sonra Türkiye yanında olacaktır. Kerkük’e müdahale edilmesine tahammül edemeyiz.

Terör örgütleri ile mücadelemizde bizi en çok hayal kırıklığına uğratanların başında AB ülkeleri geliyor. Biz diyoruz ki, PKK bölücü bir örgüttür, terör örgütüdür, devletimizi yıkmaya çalışmaktadır. Biz diyoruz ki, FETÖ bir ihanet çetesidir. Başlattığı darbe girişiminde 250 vatandaşımız şehit olmuştur. Avrupa ülkeleri bunun karşılığında hiçbir şey yapmıyor. Bugün Avrupa, Türkiye’nin meşru yönetimine karşı her türlü organizasyonu yapabildikleri bir yer haline gelmiştir. Şu anda bakıyoruz, kıtanın her köşesinde teröristleri yücelten broşürler dağıtılıyor, standlar kuruluyor. Türkiye’nin ilk başvuruyu yaptığı 1963 yılından beri göstermiş olduğu bu tavrı AB’nin yanlış anladığını görüyoruz. Aslına bakarsanız bizim AB üyeliğine ihtiyacımız da kalmamıştır. TBMM’deki tüm partilerimizin de iştirak ettiğini düşündüğüm bu politikamızı AB’den cevap alana kadar muhafaza edeceğiz. Adına türküler yaktığımız Yemen’deki hadiseleri nasıl yok sayabiliriz, Afganistan’ı, Pakistan’ı, Hindistan’ı nasıl öteki görebiliriz. Arakan’daki, Türkistan’taki, Kırım’daki masumları nasıl yüzüstü bırakırız. Türkiye elbette Avrupa Atlantik kurumları ile yakın işbirliği içindedir, bu medeniyetimizi yok saymamız anlamına gelmiyor.

İlgili Terimler :

YORUMLAR