Kütüphaneleri Yakmak!

-Genel - 25 Mart 2025 00:31 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

Kütüphane yakma meselesi tarihin en eski sayfalarındandır. Cinayetten öte bir şeydir bu. Mısır’da Fatimilerin dillere destan kütüphanesini Sultan Selahattin Eyyubi yaktırmıştır. Meşhur Ezher üniversitesinin kurucuları da Fatimilerdir.

Bağdat’ın ünlü kütüphanesini Sultan Tuğrul yaktırmıştır. 

İspanya’daki Kurtuba kütüphanesini ikinci Hişam yaktırmıştır. Bu kütüphanede bir milyon cilt kitap vardı. Kitapların listesi 44 Cilt tutuyordu. Hristiyanlar İspanya’yı ele geçirince 2. Filip geride kalan kitapları toplattı. Bir milyon kitaptan ancak 2500 kitap toplanabilmişti.

Kadim İskenderiye kütüphanesini 2. Halife Ömer yaktırdı. Kütüphaneyi yaktırınca söylediği söz, yakanlara düstur olmuştur. Dediği şu idi. “Elimizde ki Kur’an haksa, bu kütüphane batıldır, eğer kütüphane haksa Kur’an batıldır. Biz Kur’an’ı hak biliyoruz, yakın kütüphaneyi!” İnsanlığın binlerce yıl koruyup getirdiği kütüphane küle dönmüştü.

Araştırıcılar, “bunu Ömer yaktırmadı, Amr bin As yaktırdı” diye yeni bir tartışma başlatmışlardır. Ne diyeyim şimdi, neyi nasıl yazayım?

İncil’de şöyle bir bab var: “Ne oldu sizin alimlerinize?” Sahi, ne oldu bizim alimlerimize? Müslümanlar neden kütüphaneleri yakıp durmuşlar?

Ülkemizde, “kanımız aksa da zafer İslam’ın” sloganı halâ canlıdır. Allah aşkına elinizi çekin İslam’dan. Öğle ki, elinizin değdiği her şeyi anlamsız kılıyorsunuz!

Hem Müslüman hem cahil, bu iki kelime bir arada olmazmış lakin bizim ülke istisna! Anadolu kültürünün tek fonksiyonu vardır. Konuları bulandırmak! Zavallı halk, sabırla çözüm bekliyor. Peki, neden böyle oluyor? Halkın şeyhine ve cemaatine çocukça bağlı oluşundan!

Ulusal anlamda dışta kalmışlık bir vakadır. Acaba biz millet olarak dışta mı kaldık? Yani Arapların durumuna mı düştük. Günümüzün Arap’ı zelildir. Yemen, Lübnan, Gazze hariç. Onlar Arap’ın yüz akıdır.

Bir ülke insanının dahili şuuru olmalı. Medyanın pompaladığı şuur harici şuurdur. 

Ülkemizdeki medyanın açık oturumları birer illüzyondur. Onlar, özgür düşüncemizi maniple ederler. Halk dahili şuurunu kaybederse, kalabalık adını alır. Kalabalıklar idealsiz insanlardır. Onların idealleri değil arzuları vardır. Roma’nın yıkılışının temelinde de bu vardı zaten.

Bilim veya din diyenlerle, bilim ve din diyenlerin dini ayrı şeylerdir. Birisinde veya birisin de ve! İslam’ınki ilk olandır. Bilim veya din! Şöyle ters bir orantı da vardır. İlim veya Müslüman değil, ilim ve Müslüman! Evet, ilim ve Müslüman ikisi aynı şeylerdir.

Filozof Hegel: “İslam’ın ilk zamanlarında coşku vardı, ilerleme o zaman olmuştu” diyor. Şimdi coşku yok, neden olsun ki?

Müslüman nankörlük yapma, bak, Ayasofya ibadete açıldı, hadi coş. Bunun gibi ironiler artık Müslümana yaraşır desek yeridir.

Fikir edinmenin sınırı yoktur. 

Tetkiklerimin sonucunu yazmak istiyorum: Bütün dinlerin İslam’a gıpta ettiklerini anladım. Semada kartala gıpta edilir. Peki, Müslümanı İslam’a neden layık görmüyorlar? Bir din mensubu kendi dinine bu kadar yabancı olur mu?

Ali İzzet Begoviç: “Gazali’nin kitapları Müslümanı sosyal ilerleyişten 700 yy geri koymuştur diyor. İslam dünyası fikirde Gazali’cidir. Begoviç sonra şöyle diyor. “Gazalinin kitaplarında bir çeşit Hristiyanlık ruhu vardır!” Bundan kastettiği manastır ruhu olsa gerek.

İnsanlarda bazen bu ruh nüksediyor. Alın ulan verdim dünyayı size. Bıktım sizlerin cehaletinden diyesi geliyor. Sevgiliyle baş başa, bir manastır aşkı!

 

-Genel - 00:31 A A
BENZER HABERLER