18° Açık

“Made in Europe” Türkiye için hayal mi oluyor?

-Avrupa - 20 Ekim 2026 18:31 A A
Tüm girişimlere rağmen, Türkiye’nin AB sanayi politikalarındaki “Made In Europe” programına alınma ihtimali zayıflıyor. Otomotivde Türkiye’nin dışlanması, ihracatta milyarlarca dolarlık kayıp yaşatacak.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki “Made In Europe” anlaşmazlığı derinleşiyor. Almanya ve Fransa liderleri otomotiv sektöründe Türkiye’yi dışarıda bırakan bir uzlaşmaya varırken, Türkiye’de ise hükümet ve iş dünyası temsilcileri söz konusu karara tepki gösteriyor. Türkiye tarafı, 2025 sonu itibariyle 200 milyar doları aşan dış ticarete imza attığı AB pazarından dışlanmasını “kabul edilemez” olarak niteliyor.

Toplam ihracatının yüzde 40’ından fazlasını AB üyesi ülkelere gerçekleştiren Türkiye’nin “Made In Europe”kapsamına alınıp alınmayacağı, önümüzdeki aylarda son şeklini alacak “Sanayi Hızlandırma Yasası” teklifi ile netleşecek.

Ancak şimdilik mevcut tablo, Türkiye açısından parlak görünmüyor. Uzmanlara göre Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya gibi AB ekonomisinin itici gücü olan ülkelerde aşırı sağ partilerin iktidara yürüyüşü, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin AB ile hem ticari hem de diplomatik ilişkilerini daha da zayıflatabilir.

Türkiye’nin Brüksel çıkarması fayda etmedi

Çin tehdidine karşı sanayi üretimini yeniden Avrupa’ya çekmek amacıyla hazırlanan ve AB içerisinde üretilen ürünlere özel destek ve teşvikler içeren “Made In Europe” düzenlemesi, Avrupa Komisyonu’nun mart ayında hazırladığı “Sanayi Hızlandırma Yasası” teklifi ile somut hale gelmişti.

“Made In Europe” kapsamında verilecek teşvikler arasında elektrikli araç üretimine vergi avantajları, kamu alım öncelikleri, batarya üretimi için Ar-Ge destekleri gibi başlıklar bulunuyor. İlk hazırlanan yasa teklifinde AB üyesi olmayan ama Gümrük Birliği üyesi olan ülkelerden gelen ürünlerin de belirli koşullarda “Made In Europe” kapsamına alınacağı yer almıştı. Ancak hesaplar bir anda değişti.

Tam da AB üyesi olmayıp Gümrük Birliği üyesi olan en büyük ülke konumundaki Türkiye’nin ekonomi yönetimi ve iş dünyasının önde gelen isimleri ile Brüksel’e çıkarma yaptığı 13-14 Ekim tarihlerinde, Almanya ve Fransa’dan gelen sürpriz bir açıklama Türkiye’nin “Made In Europe”taki yerini tehlikeye attı.

13-14 Ekim 2026 tarihinde Brüksel’de Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından European Business Summit (EBS) iş birliğinde düzenlenen zirvede “Made In Europe” kapsamında Türkiye-AB arasında ekonomik iş birliği ile ticari diplomasi arasında yeni köprüler kurulmasına dönük mesajlar öne çıkarken, Türkiye’nin “Made In Europe” ile AB’nin rekabetçiliğine vereceği destek vurgulandı.

Zirveye katılan isimler arasında T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri, Avrupa İşleri ve Kalkınma İş Birliği Bakanı Maxime Prévot, Avrupa Birliği Ticaret ve Ekonomik Güvenlikten Sorumlu Komiseri Maroš Šefčovič, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ile birlikte, büyükelçiler ve küresel şirketlerin CEO’larının da aralarında olduğu 570’in üzerinde isim bulunuyordu.

Almanya ve Fransa’dan sürpriz hamle

Türk heyetinin Brüksel çıkarmasından hemen sonra ise, Fransa ve Almanya liderlerinden yeni bir hamle geldi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz tarafından yapılan açıklamalar ile, otomotiv sektörü özelinde Birleşik Krallık ve Norveç, “Made In Europe” kapsamında yer alırken, Türkiye 1996’dan bu yana Gümrük Birliği üyesi olmasına rağmen dışarıda bırakılmış oldu.

Alman otomobil üreticisi Volkswagen'in Zwickau kentindeki fabrikasında çalışan işçiler.
Alman otomobil üreticisi Volkswagen’in Zwickau kentindeki fabrikası.Fotoğraf: Teresa Kröger/Kirchner/picture alliance

Almanya ve Fransa arasındaki bu uzlaşma ile kamu desteklerinden yararlanacak elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların AB’de monte edilmesi, batarya hariç değerlerinin en az yüzde 70’inin AB menşeli olması ve bataryalara ilişkin ayrı koşulların karşılanması öngörülüyor.

Söz konusu uzlaşmanın henüz hukuki bir bağlayıcılığı bulunmuyor. Bu şartların Türkiye aleyhine kesinleşmesi hâlinde ise Avrupa’da üretilen araçlar kamu desteklerinden yararlanırken, Türkiye’de üretilen benzer araçlar aynı avantajlara erişemeyecek. Ayrıca AB’ye yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracatı bulunan Türk otomotiv tedarik sanayisinin ürettiği parçaların AB pazarındaki yeri de tehlikeye girecek.

“İki ülkenin tavrı soru işaretleri doğurdu”

Almanya ve Fransa’nın öncülüğünde Türkiye’nin “Made In Europe” çerçevesi dışında kalmasına yol açabilecek bu girişim, Türkiye iş dünyası temsilcileri tarafından tepkiyle karşılanıyor.

Brüksel’de İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı’na katılan isimlerden biri olan TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Küresel İlişkiler ve AB Yuvarlak Masası Eş Başkanı Azmi Gümüşlüoğlu, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, Almanya ve Fransa’nın otomotiv sektörüne ilişkin son ortak pozisyonunun Türkiye’nin yeni Avrupa sanayi politikalarındaki konumu açısından önemli soru işaretleri doğurduğuna dikkat çekti.

Avrupa’nın rekabet gücünü artırmayı amaçlayan yeni düzenlemelerin Türkiye ile AB arasında bütünleşmiş üretim ve tedarik zincirlerinde yeni ayrışmalara yol açmaması gerektiğini vurgulayan Gümüşlüoğlu, “Türkiye’yi bu dinamikler üzerinden değerlendirmeyen bir yaklaşım ekonomik gerçeklikle çelişki oluşturur. Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve vize serbestisi gibi daha kapsamlı süreçlerde ise siyasi ve teknik boyutların birlikte ele alınması gerekiyor” diye konuştu.

Otomotivde kayıp milyarlarca doları bulabilir

Özellikle AB ülkelerine otomobil, kamyon, otobüs ve otomotiv yan sanayi ürünlerinde toplam 30 milyar doları aşan ihracat yapan Türkiye iş dünyasında, yaşanan gelişmeler kaygıyla izleniyor.

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün yayımladığı “Made in Europe ve Türkiye: Avrupa Birliği’nin Yeni Sanayi Politikası, Gümrük Birliği’nin Sınırları ve Türkiye İçin Politika Seçenekleri” başlıklı raporda, 2025 yılındaki 30,1 milyar dolarlık AB otomotiv ihracatı esas alınarak yapılan örnek hesaplamada, ihracatın yüzde 1 azalmasının yıllık yaklaşık 300 milyon dolar, yüzde 5 azalmasının 1,5 milyar dolar, yüzde 10 azalmasının ise 3 milyar dolarlık kayba karşılık geldiği belirtiliyor.

Türkiye’deki otomotiv üretiminin yaklaşık yüzde 75’i Avrupalı şirketler tarafından gerçekleştiriliyor. Bu şirketlerin Türkiye ile bağlantılı faaliyetlerinin Avrupa’da yaklaşık 250 bin kişiye istihdam sağladığına dikkat çekilen raporda, “Türkiye’deki üretim tesislerinin rekabet gücünü kaybetmesi, Avrupa merkezli üreticilerin maliyetlerini ve tedarik zincirlerini de etkileyebilecek” değerlendirmesi yapılıyor.

“AB ile ticaretimize büyük zarar verecek”

DW Türkçe’ye konuşan İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Almanya Başbakanı Merz’in Türkiye’yi “Made In Europe” dışında bırakan uzlaşmasını “Son derece düşündürücü ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi.

İki liderin uzlaşmasına göre otomotiv için kamu ihaleleri ve kamu teşviklerinin AB’nin 27 üyesi, Birleşik Krallık ve Avrupa Ekonomik Alanı ülkeleri ile sınırlı olacağına işaret eden Zeytinoğlu, “Türkiye’nin toplam otomotiv ihracatının yüzde 73’ü AB’ye gidiyor. AB pazarında “Made in Europe” engeli ile karşılaşmamız AB ile ticaretimize ve ihracatımıza büyük zarar verecek. Süreç henüz tamamlanmadı. Taslağın yasalaşması için Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’nin onayı gerekiyor. Ancak iki lider ülkenin bu uzlaşısı süreç üzerinde önemli etkiye sahip” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye gerekirse DTÖ’ye gitmeli”

Gümrük Birliği’ne üye olan Türkiye’nin kapsam dışında ele alınmasının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Zeytinoğlu, Türkiye’nin gerekirse Avrupa Adalet Divanı ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tahkim mekanizması gibi yollara başvurarak Gümrük Birliği üyeliğinden doğan haklarını savunması gerektiğini kaydediyor. Türkiye’nin AB üyesi olmadan Gümrük Birliği’ne giren ve uygulayan tek büyük ekonomi olduğuna işaret eden İKV Başkanı, şu görüşleri dile getirdi:

“Türkiye bugüne kadar özellikle Kıbrıs meselesine ilişkin olarak karşısına çıkarılan engellere rağmen, Gümrük Birliği’ne bağlı kaldı ve 350 milyar euroya yakın ticaret açığı verdi. Buna rağmen AB’nin yegâne Gümrük Birliği partnerine böyle bir dışlamada bulunması hiçbir şekilde iyi niyetle bağdaşmaz.”

“Aşırı sağın yükselişi Türkiye’nin elini zayıflatıyor”

Peki “Made In Europe” ekseninde ticarette yaşanan bu gelişmeler, son yıllarda giderek daha kırılgan hale gelen Türkiye-AB arasındaki stratejik ilişkiler açısından ne anlama geliyor?

DW Türkçe’ye konuşan TEPAV (Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı) Ticaret Çalışmaları Merkezi Direktörü Bozkurt Aran, bu soruya “Aşırı sağ güçlendikçe, Türkiye-AB ilişkileri zayıflıyor” yanıtını veriyor. Aran’a göre, Avrupa Birliği kurumları Çin tehdidine karşı Avrupa içerisindeki üretimi artırmaya çalışırken, Türkiye’yi dışarıda bırakmak ile hata yapıyor.

“Çin ile mücadele ederken Türkiye’yi dışarıda bırakmak AB için akıllıca bir iş olmaz, bu kendilerine de zarar verir. Çin’e karşı rekabetini güçlendirmek isteyen Avrupa’nın Türkiye gibi bir gücü yanına almaması son derece bir ciddi bir zaaf olur” diyen Bozkurt Aran, öte yandan Türkiye’nin insan hakları ve hukuk konusundaki zayıf karnesinin de Avrupa Parlamentosu’ndaki ekonomik kararlara etki ettiğini dile getirdi.

“Tablo Türkiye’nin aleyhine işliyor”

TEPAV Direktörü Aran’a göre, önümüzdeki 1 yıl içerisinde pek çok AB ülkesinin sandığa gidecek olması ve seçimlerden aşırı sağcı muhafazakar partilerin zaferle çıkması ihtimali de Türkiye’nin elini zayıflatan bir diğer etken.

Bir yandan AB ekonomisinin itici gücü konumundaki Almanya’daki aşırı sağcı ve Türkiye karşıtı söylemleri ile bilinen AfD’nin eyalet seçimlerinde giderek güçlenmesi, diğer yanda İspanya, Fransa, İtalya ve Polonya’daki seçimlerden çıkacak sonuçların, Türkiye’nin AB kurumları nezdindeki temsilini ve gücünü zayıflatabileceği öngörülüyor.

Bozkurt Aran, “Özellikle İspanya, İtalya, Fransa ve Polonya seçimlerinde muhafazakarların iktidara gelmesi, Türkiye’nin işini daha da zorlaştıracaktır. Şu anda tablonun Türkiye’nin aleyhine işlediğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Türkiye için kritik tarih 30 Kasım

Avrupa Parlamentosu’nda Sanayi Hızlandırma Yasası’na ilişkin ortak komite oylamasının 30 Kasım’da, genel kurul oylamasının ise aralık ayı ortasında yapılması planlanıyor.

Edinilen bilgilere göre, otomotiv hükümlerinin ayrı bir pakete taşınması da gündemde. Bu nedenle yıl sonuna kadar yapılacak görüşme ve temaslar, yasaya son hali verilirken belirleyici olacak.

 

Kaynak: DW Türkçe

-Avrupa - 18:31 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.