Prof. Dr. Barış Doster: Mekke Savunma Anlaşması, Osmanlı Devleti ve gerçekler!
Prof. Dr. Barış Doster
Mekke Savunma Anlaşması’nın pek heyecanlandırdığı kimileri, İran destekli Husilerle – Suudi Arabistan arasındaki çatışmalarda, Türkiye’nin de taraf olması gerektiğini düşünen bazıları, yine ve yeniden, Osmanlı dönemi geçmişimize atıfla, fetih rüyaları görüyorlar. Tarih konuşulurken, özellikle de Türk tarihi, Osmanlı tarihi konuşulurken, çok yaygın olarak kullanılan şu söze atıfta bulunuyorlar: “Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra, Ortadoğu ve Balkanlar bir daha huzur görmedi”.
Bu sözden hareketle, Osmanlı Devleti’ni yeniden kurmak isteyenler çıkarlar her zaman, biliyoruz. Bu cahillere karşı da, önemli tarihçiler, hemen şu yanıtı verirler, unutmuyoruz: “Osmanlı Devleti’nin yıkılmasına üzülmeyenin kalbi, Osmanlı Devleti’ni yeniden kurmak isteyenin ise aklı yoktur”.
Çünkü yaşadığımız dünya, Osmanlı Devleti’nin yükseldiği dünya olmadığı gibi, Osmanlı Devleti’nin yıkıldığı dünya da değildir. Zaman da değişmiştir, koşullar da. Devlet-i Aliyye’nin hüküm sürdüğü topraklarda, bugün 40’ı aşkın devlet vardır ki, geçici olarak hükmettiği, ele geçirdiği, etkili olduğu ülkeler de hesaba katıldığında, bu sayı, kimi tarihçilere göre 50’yi, kimilerine göre ise 60’ı, hatta 70’i geçer.
Soğukkanlılıkla sormak gerekir:
Acaba bu devletlerden hangileri, bu devletlerin yurttaşlarından kaçı, Osmanlı Devleti’nin tekrar ayağa kalkmasını, ayağa kalkan, yeniden kurulan Osmanlı Devleti’ni yöneten Türklerin, gelip kendilerini de yönetmesini istemektedir? Bu amaçla, bu devletlerden kaçı bir araya gelip, Türkiye’ye, “Başımıza geç, Osmanlı’yı ayağa kaldır” demektedir?
Günümüz dünyasında böylesine çok dilli, çok dinli, çok mezhepli, çok milletli, çok kimlikli bir imparatorluk kurmak, nesnel olarak mümkün müdür? Sabık başvekil Ahmet Davutoğlu’nun bir zamanlar değindiği üzere, İngilizlerin, İngiliz Uluslar Topluluğu’nu kurup öncülük etmesi gibi, Türkiye’nin de bir Osmanlı Milletler Topluluğu’nu kurup öncülük etmesi, nesnel olarak olası mıdır? Türkiye’nin böyle bir siyasi, iktisadi gücü, devlet kapasitesi, ölçeği var mıdır?
Osmanlı’nın dağılmasıyla ortaya çıkan devletlerin böyle bir hedefi, isteği, beklentisi söz konusu mudur? Bölgenin ve dünyanın şartları, kuvvet dengesi, böyle bir girişim için elverişli midir? İmparatorluklar çağının kapanmasının üzerinden bunca zaman geçtiği halde, Osmanlı Devleti’nin dağılması sonucu ortaya çıkan ülkeleri bir federasyon veya bir konfederasyon çatısı altında bir araya getirmek, gerçekçi bir hedef midir?
İslam dünyasında, Arap aleminde, Türk dünyasında böyle bir istek olduğunu öne sürenler, Orta Asya’daki Türk devletlerinin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’yle olan yakınlıklarını, İslam alemindeki Sünni – Şii, Arap – Fars gerilimini, İbrahim Anlaşmalarını, Arapların Filistin konusundaki duyarsızlığını, KKTC’nin Türkiye dışında tek bir Müslüman ülke, tek bir Türk devleti tarafından tanınmamasını nasıl izah etmektedirler?
Türkiye böyle bir iddia ortaya koyarsa, bırakınız Yunanistan’ı, Bulgaristan’ı, Sırbistan’ı, acaba Mısır, Suudi Arabistan ve İran nasıl tepki verirler?
Bu sorular daha da çoğaltılabilir elbette.
Ama tarih, coğrafya ve iktisat bilmeden yapılan yorumların, kurulan hayallerin, nasıl neticelendiğine ilişkin yine tarih kitaplarında çok fazla bilgi vardır.
Dış politikada önemli olan hayal kurmak değil, gerçekçi olmaktır.
-
Neşe Doster: Hak temelli bakış açısı…
-
Prof. Dr. Barış Doster: ABD – Çin rekabetinin ekonomik boyutu…
-
Gazeteci İsmail Arı tutuklandı
-
Putin’den Witkoff’a: Kasım’ın ikinci haftasında Rusya-ABD-Ukrayna formatında üçlü görüşmelere hazırız
-
Sermaye piyasası soruşturmasında 26 şüpheli gözaltında
-
Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya’dan “Bedir” savunma sanayii mutabakatı
