Metotlu Düşünme!

-Genel - 6 Ocak 2025 23:38 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

Sosyolog Prof. Şerif Mardin, metodoloji üzerine geniş bilgiler veriyor. Ülkemizde Atatürk’ü metodolojinin öncülerinden sayıyor. Düşüncede öncelik kavramı, metotlu düşüncenin kriterleri arasındadır.

Metotlu düşünemiyorsak geniş söz dağarcığımızın hiçbir anlamı yok denektir. Bu demektir ki, rutin çıkışların adamıyız biz.

Şu üç kelime düşünürleri helak etmiştir. Acaba bu kelimelerin metodoloji ile ilgisi var mı? “Kimlik, kültür ve medeniyet!” Bu sözcüklerin tanımında bir netlik yok. Uzun süren bir muhasebe! 

Kimliği ele almak istiyorum: Milletin kimliği, devletin kimliği, halkın kimliği! Halk, milletin biçimlenmemiş halidir. 

Gözlemlediğimiz zaman şunu görürüz: Millet kimliğini devlete dayatmak istiyor, devlette millete ama her ikisi de halkın kimliğinden yaralanma peşinde

Halk oldum olası kapı kuludur. Onlara demişler ki, bizim sattıklarımızı al, dediklerimizi dinle ve ruhsat verdiğimiz kadar ehlileş. 

Devletin dini olmaz, onun dini adalettir” diyen Ali, halk içinde şöyle diyor: “Eğer halk isen devlet gibi davran, eğer idareciysen, halktan biri gibi ol!” Heyhat Anadolu halkı körlüğü ve sağırlığı seçmiştir. Yani hem sistemden pay almıyor hem de onun çarkını döndürüyor.

Milletin hayatı var devletin yüzü. Acaba devletin kaç yüzü var? Bunu sormuyorum, bunu geç. Peki, milletin kaç hayatı var, işte sen bunu konuş! 

Milletin bir hayatı var ama çeşidi çok. Hani deniliyor ya: Saadetin adeti birdir, aynı tebessüm, aynı mutluluk. Ya acılar? Çeşit çeşit. İşte milletin hayatı da budur. Panik içinde bir hayat ve zihnimiz açık değil.

Halkımızın geleneğinde zihin açıklığı bir dilektir. Analar evlatlarına hep zihin açıklığı dilemiştir. Mesele zihin meselesi. Zihni gerçek sorular harekete geçirir, açıldıkça açılır.

Sorular değiştirme gücüne sahiptir. Halk da değiştirme gücünü içinde taşır. İşte bunu yok ettiler. Şimdi görüş sunuyorum: Milletimizin davranış kodu yok edilmiştir. Düşünürlerimiz buraya yoğunlaşsın.

Türk siyasi partilerinin günden güne teslimiyeti artıyor. Bu da siyasi elitler kanalıyla oluyor. 

“Reddi il hak ve müdafa-i hukuk!” Bu bir tavırdır. Türk istiklal savaşının ruhu budur. Tarihçiler veya sosyal bilgiler öğretmenleri, bir ömür bu konuyu işlesin dursunlar. Size mi kalmış sultanların cülusları, Kasarofça veya Pasorafça antlaşmasının tarihçeleri? Sonra siz ne anlarsın sadabat’taki Nedim’in şiirinden?

Görmüyor musunuz, Türk insanı tarihte iki şeye yerleşememiştir. Toprağa ve kadına! Bakınız işlenen cinayetlere. Toprak ve kadın üzerinedir. Diken üstünde bir yaşantımız var.

Vatana yerleşiyoruz, yerleşemezsiniz açılım var diyorlar, kadınlarımız bir yerlere gitse, hayır; başı açıksa ört, kapalıysa aç diyorlar. Dinimizi yaşayalım diyorsun, hayır ille de şu mezhepten olmalısın diyorlar. 

Vardığım sonuç şudur. Bizim yönümüzü çalmışlar. Hiç düşündünüz mü; kâinatta yönsüzlük kadar habis olan başka ne var? Bırakın tekamülü, biz önceki yerimizi koruma mücadelesini bile veremiyoruz. Resmi görüşler bizim amanımızı kesmiş. Keza, anlayışımızı, insanlığımızı, tarihimizi, yaşantımızı vb. Her şeyimizi resmi görüşler belirliyor.

Tamam da birader; resmi görüşler bir yerlerde durmuyor ki, her an değişiyor. Mecburen bizler de değişiyoruz. Dinimiz değişiyor, yolumuz değişiyor. Vallah’i takipten kesildik. Değişimi takip edeceksin, resmi emir bu!

Oysa Türk insanı değişim değil, tazelenmek istiyor.

Kediler, pençeleriyle savaşır ama çizmeli kedi bir masal kahramanıdır. Ne dersiniz bizler halk olarak birer masal kahramanları mıyız?

Biz pençelerimizle dövüşmek istiyoruz.

“Vur pençe-i Ali’deki şemşir aşkına/ Gülbank-ı tutan asumanı pir aşkına!”

Yine de sormuş olalım: Peki ama bu çizmeleri ayaklarımızı kimler geçirmiş? Niye bizler masal kedisi miyiz?

Meseleyi şimdi anlıyorum. Bizim hukukumuz yok! Bakınız, şu bir kaidedir: “Ana karnındaki çocuğun hukuku olmaz!” İyi ama biz ana karnında değiliz ki. Meğer bu topraklarda bizim dışımızda herkes doğmuş.

Atsız hocanın bir şiiri vardı, şöyle diyordu.

“Gülme kız bana bakıp arsız arsız!”

Allah Allah; nedir bendeki şu semptomlar, yoksa ben şizofren miyim?

 

-Genel - 23:38 A A
BENZER HABERLER