Neşe Doster: Neden? Nasıl? Nereye?

-Gündem - 12 Ekim 2026 00:01 A A

Neşe Doster

nesedoster@yahoo.com

YAZI ARŞİVİ

Başlıktaki üç soruyla ilerlemeye çalışalım. Bir yanda yiyenler, yutanlar, soyanlar, satanlar, aldatanlar, emanete ihanet edenler! Diğer yanda her şeyin göz göre göre olduğunu bilerek görmezden gelenler! Bir yanda atayanlar, atananlar, soyanlar! Diğer yanda soyulanlar! Bir yanda ihmal, kasıt, kusur! Diğer yanda 455 bin kişinin birikiminin buhar olup uçması. Her yanda ülkemizin itibarına gölge düşmesi,  ciddi anlamda parasal kamu zararı. Şimdi soru zamanı? Bilgi, kulis, duyum, kopya olmadan bu para nasıl kazanılır? Ayrıca çalınan sadece para değil, ülkenin, gençlerin, geleceğin, umudu, güveni, hayalleri değil midir?

Bir yanda TÜİK’in “enflasyon yüzde 30’a düştü”  açıklaması! Diğer yanda ENAG’ın açıkladığı “enflasyon yüzde 46.61 oldu!” gerçeği!

Bir yanda 6.3 milyon öğrenci, 208 üniversite, 190 bin akademik personeli olan yüksek eğitim kurumları! Diğer yanda CB’nin; “Anadoluya üniversiteler açarak, bölgedeki gençlerin  ayağına eğitimi götürdük, kadın akademisyen oranını yüzde 47’ye çıkardık!” şeklindeki sözleri! Her yanda genç işsizliğinin ateşten bir gömlek olduğu, üretim ekonomisi hızlanmazsa bu gömleğin daha çok yakacağı ülke gerçeği…

Pek çok yerde kan gölüne dönen okullar! “Çocuğum bugün eve sağ gelecek mi? “ diye gerilen, kaygılanan, bekleşen aileler…

Bir çocuğun elinde kalem olması gerekirken nasır varsa, sabah erkenden okula değil, sanayiye gidiyorsa, akranları top oynarken o araba tamir ediyorsa! İşçi Sağlığı ve İşgüvenliği Raporuna göre; Eylül ayında 8 çocuk işçi çalışırken yaşamını yitiriyorsa! Orada durmak, düşünmek, çözüm aramak gerekir…

Gelelim can alıcı başlık sorusuna? Neden, nasıl, nereye bu gidiş? 

31 mart 2024 seçimlerinden sonra AKP’ye geçen belediye başkanı sayısı 76’ya ulaştı. Kimileri övgüler dizdi, kimileri el öptü, kimileri, ayrıldığı partiyi eleştirdi, ancak kimsenin aklına ona oy verenlerden özür dilemek gelmedi. Hal böyle iken acaba iktidar kanadı belediye seçimlerini tümden iptal mi etse! Olur mu dersiniz? Hem daha iyi olur, hem de daha kolay olur. Nasılsa öyle veya böyle yönetimin yanında yer alınacak, o zaman bunca tantanaya ne gerek var? Ayrıca siyaset millete hizmet etmenin mi, servet edinmenin mi yolunu açar? İnsan siyaset yapınca mı zenginleşir, yoksa zengin olmak isteyenleri mi siyasete atılır? Deneyimliler bu soruya cevap versin!

Gelelim Bay Tugay’a! Bir süre önce yaptığı açıklamada; “Eşim AKP’ye geçersen seni boşarım, annem evlatlıktan reddederim dedi, AKP’ye geçmem milyonda bir ihtimal bile değildir.” Dün rozet töreninde eşiyle birlikte CB ile el ele selam veren Cemil Bey CB için; “Son 25 yıla damgasını vuran büyük liderimizdir. Ben bunu İzmir için yaptım, annemin duası ve eşimin desteğiyle geldim.” geldim dedi. Şimdi soralım? Aile mahkemesinden boşanma ve evlatlıktan red işlemi  askıya mı alındı? Onlar bu kararı verirken; “Utanma duygusunu kaybettik, hükümsüzdür.” dediler mi? 

Yine Cemil bey rozet takma töreninde şöyle buyurdu; “AK parti kimsesizlerin kimsesidir. Bu söz büyük liderim Erdoğan’ın sözüdür.” Cemil bey! Yanlış biliyor, ya da bilmiyorsunuz. Biraz tarih çalışın, ya da danışmanlarınızı acilen değiştirin. Çünkü o sözün altında Büyük Atatürk’ün imzası vardır. Nokta!

İnsanın kalemine zor hakim olduğu yazılar, yorumlar vardır, tam da onlarla boğuştuğumuz onca olay arasında gözden kaçmasın paylaşalım. Plastik cerrah olan Cemil beye, meslektaşları “elastik cerrah” adını takarak gruptan çıkardılar. Bundan böyle İzmir’i cemil bey mi, AKP’nin deneyimli kadroları mı yönetecek acep?

Sırada Fatma hanım var! 45 milyon yurttaşın kemer sıktığı günümüzde; Kritik virajların, siyasi depremlerin, keskin dönüşlerin, kırılma noktalarının ardından vicdani rahatsızlık duyarak mı parayı iade etti? Kendisi mi hür iradesiyle partiden istifa etti, yoksa CB’nin talimatları doğrultusunda partiyle ilişiği mi kesildi?

Bu konuda yorum yapmak hem gereksiz, hem yararsız, hem faydasız. Çünkü hayata çok yönlü bakmak, gözlem yapmak, çarpıcı sözlere kulak vermek, merak etmek, sözün arkasında durmak gibi kavramlar bazıları için geçersizdir. Herkes Fatma hanım, ya da Cemil bey olamaz ki!

Özetle: Siyasette ilkesizlik ve skandallar giderek sıradanlaşıyor, ahlaki iklim çürüyor, utanma duygusu kayboluyor, yatırım dehaları artıyor, kimileri cezalandırılıp, kimileri ödüllendiriliyor, kimileri sindirilip, hukuk eşit uygulanmıyorsa! Toplumun aşınan güveni, dayanışma bağları nasıl oluşacak? Bu soru izaha muhtaçtır…

 

-Gündem - 00:01 A A
BENZER HABERLER