Şairlerin sunduğu hakikat!

-Genel - 8 Nisan 2025 00:07 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

İki hakikat var, şairlerin sunduğu ve bilim adamlarının sunduğu! Bizi millet olarak hangisi bağlıyor? Genelleme olarak söylersek, şairlerin sunduğu hakikat! Bilim Türk insanını sıkar.

Şair, insan ruhu hakkında felsefeden ve psikolojiden daha çok beyan içindedir.

Şairler ancak mesafe kat ettikleri zaman şiir yazarlar. Mesafe kat etmek, onlar için bir zorunluluktur. Şair ancak kendi dilinde şiir yazar. Nesri başka dilde yazarsın ama mükemmel şiir ancak kendi dilinde olur. Bu sebepten, şairler birer dil milliyetçisidirler denilse yeridir.

Kendileri istemese bile onlar mücadele içindedirler. Zaten hakiki bir şair, insanlık zemini sağlam olan yerlerden çıkar.

Bir şair, düşüşün ve talihsizliğin derinliğini bilir; çünkü o, sevgiliye daha yakındır. Kim sevgiliye daha yakınsa, o daha ayıktır.

Kişinin benliğini geliştirmesi günümüzde tehlike içindedir. Şairler, özgüvene sahiptirler. Onlar, sahip oldukları ideolojilerini bile kriterize edebilirler.

Güçlü şairleri olmayan milletler, sıpalaşmış toplumlardır. Boş bir ruh ve dolu bir mide. Felçlik!

Şairlerde gizli bir ilim severlik hep var olmuştur. Büyük şair Fuzuli, “ilimsiz şiirden ve ruhsuz kalpten hep nefret ettim” diyor.

“İstiklal uğrunda, namus yolunda, can veren Mehmet’in yattığı yerdir!”

Orhan Şaik Gökay’ın “Bu vatan kimin” şiiridir bu. Eskiden bütün ilkokul Türkçe kitaplarında bu şiir vardı, şimdi var mı bilmiyorum.

Ben birkaç kez yazdım; Türkler vatana ve kadına yerleşemedi. Tarihi tetkik ettiğimizde bunu görürüz. “Şehitler ölmez vatan bölünmez!” Elbet ki bölünmez. Peki, bunu neden diyoruz? İşte bundan diyoruz ki, biz vatana daha yerleşemedik.

Siyasilerimiz, vatanı bölemeyeceksiniz deyip deyip duruyorlar. Bu ne kadar sefil bir söz. Sanki biz bu vatanda eğreti olaraktan mı oturuyoruz ki bu sözü söyleyip duruyorlar? Bu sözü tımarhanedeki adam bile söylemez. Mesela; üçten sonra dört gelir, dörtten sonra beş gelir. Bu ne kadar kesinse ve bunun sözü sohbeti olmazsa, vatanın bölünmezliği de öyledir. Peki, vatan meselesi neden bizde hep polemik konusu yapılıyor?

Hür olarak işleyen vicdan, vatan konusunu dile dişe düşürmez.

Şiir ve vatan üzerine yazdık. Acaba batıda şiir nasıl bir seyir izledi.

Batıda şiir dünyası Goethe ve Leibniz’le mistik bir ruha kavuştu. Aydınlanma uzun sürsede sonunda kilise teslim oldu. Kilise bizim camilere benzemez. Camilerin eti ne budu ne? İmam desen, o, daylak hükmünde bile değildir. 

Biz millet olarak cami ile bir kavgamız yoktur. Sonra caminin ne haddine! Bizi cemaatler teslim aldı.

 Osmanlı’da 31 Mart vakasını çıkaran medreseliler, İstanbul sokaklarında zabit aramaya başlamışlar, ellerinde uzun hançerlerle! Teğmenler sokaklara sığınmışlar, evlerde saklanmışlar. Yakalananalar öldürülmüştür. Bu konular bilinmeli!

Ülkemizde cemaat tehlikesini neden görmek istemiyorlar?

Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti insanlarına çağdaş bir uyarısı var. Diyor ki: “Türkiye’de iktidar isteyenlerin kafasına bakın!”

Türk liderleri içinde tartışmaya en açık lider Atatürk’tü. O, bir sabır heykeli idi. Hayatını yazanlar ona öyle diyorlar. En çok sevdiği lider Hz. Muhammet’ti. En çok beğendiği harp stratejisi, Uhut’da askerleri yerleştirme şekliydi.

Dini öğretinin alabildiğine modern olmasını istiyordu. Mezhep takıntısı hiç yoktu. Annesi Bektaşi idi. Zübeyde hanım vasiyetinde bunu belirtmiştir. Gazi paşa, diyanetin kurulmasını bizzat istemiştir. Diyanetin dışında hiçbir dini öğretiye tahammülü yoktu. Mesela Kur’an kurslarının günümüzde hiçbir öneminin olmadığı ortadadır.

Gazi paşadan bir söz daha yazmak istiyorum. O diyor ki. “İslam’ı gavur değil softa yıkacaktır!” Ayrıca;

Türk askeri savunma yapar ama taarruz edemez! İnancı vardı. Bu geleneği Atatürk yıkmıştır.

 

-Genel - 00:07 A A
BENZER HABERLER