Ulusal beka risk altında mı?

-Genel - 15 Ekim 2024 00:01 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

ABD ve Sovyetler birliğini Hitler Almanya’sının yükselişi ittifaka zorladı, düşmanlık dolu bir geçmişe rağmen.

Şimdi ülkemize dönelim: Hakikaten ülkemizde ulusal beka risk altında mı? Realist aydınlardan görüş istemek hakkımızdır. Elitlerin kamuoyuna hesap vermesi gerek.

İstisnasız bütün ülkelerin iç pusulası vardır, bununla krizleri savarlar. Gel görkü ülkemizde bu iş bazen tersine dönüyor hem de devlet eliyle. Bakınız, Milliyetçilik, İslam, devrimcilik bir iç pusuladır. Devlet ne yapıyor? Mevcut bu üç pusuladan İslam’ı kriz çıkarmak için kullanıyor. Onu laikliğin, milliyetçiliğin devrimciliğin karşıtı yapıyor. Bazı zamanlarda bu konu bir ana mesele olup çıkıyor. Bu bir istikbal meselesidir.

Her ülkede bir Pandora kutusu vardır. Bizim ülkemizde bu kutuyu açtılar, her şey açıldı döküldü. İçinde tek şey kaldı. Umut! 

Umutlar beslenmeli.

Meşhur “komünist manifesto” 1848’de yayınlandı. Orada; “katı olan her şey buharlaşır” diye bir giriş vardır. Tanıdığım komünistler çok katıydılar. Ben felsefeden başka bir şey tanımam” diyorlardı. (Marksizm!) Buharlaşıp gittiler.

Ülkemizde bazı disiplinlerde buharlaşma devam ediyor.

Yoksulluk temel mesele olarak devam ederken, buna savaş ve işgal gündemi de eklendi. Düşünürler, milliyetçiliği bir tedbir hadisesi olarak görüyor. Gözlem yapanlar bunu bilir: Şu anda ülkemizde bir intibak savaşı var. Bazı kesimlerin bazı kesimlere intibakı! Partilerin biri birlerine intibak savaşı! Acaba neden böyle oluyor?

Bu intibak edenler kendi zamanlarının insanları olmadıkları gibi, farklı zamanların insanları da değildiler. Farklı zamanlar istikbal zamanlarıdır. Şöyle demeliydiler: “Geleceğin esrarı bizde saklıdır!”

Bu evrilen kesimin nerede duracağı konusu hiç gündeme gelmedi. Neden gelsin ki, evrilen insanların nerede oldukları belli değil ki nerede duracağı da söz konusu olsun.

Bu insanlar geleceğin çocukları olamazlar; çünkü günümüzün çocukları bile değiller. Buna sebep eksik donanımdır.

Donanım teoridir!

Teori üzerine herkes konuşur ama net olmak güçtür. 

Donanımın pratik üzerinde etkisi olduğu sürece fikir ve eylem adamı olabilirsin ve sen artık bir vizyon adamısın. Ülkemizdeki Milliyetçi ve devrimcilerin vizyon eksikliği acınacak bir hal almıştır. Belirledikleri hiçbir eksenleri yok, fikir direnişleri bir facia!

Direniş düşüncesi, toplumun onuru üzerine üretilmiş düşünce gelenekleridir. Böyle bir düşüncenin toplumun iç dünyasıyla bağlantısı vardır. Hal böyle olunca, bu demektir ki düşüncede geleneğimiz bile yok. İyi harcanmış bir zamanın hesabını vermek Türk tarihinde pek yoktur. Bu durum devam ederse toplum özgüven kriziyle karşı karşıya kalabilir.

Bir yerlere geldik, artık topluma ne düşünüyorsun değil de ne hissediyorsun diye soruluyor. Neylersin, Bir türlü beceremedik şu düşünce işini. Bırakın da bari hissedelim. Eğer hissedersek bunun kime ne zararı olur? Ses yok seda yok, sadece hissediyoruz.

“Hissediyorum, öyleyse varım!” Bu da bir felsefedir. İktidarın da muhalefetin de gözü aydın olsun, bunu başardılar. Merak buyurmasınlar, sadece hissediyoruz.

Sadece hisleriyle yaşayan bir toplum, kalıba dökülmüş bir toplumdur. Eğer bir şeyi kullanacaksan onu kalıba dök, lüzumunda kullan. Bir kalıp sabun!

Duyuyor musun sabunlaşıyoruz, vicdansız sabuha!

-Genel - 00:01 A A
BENZER HABERLER