Yapay zeka ve DNA…

-Genel - 29 Ekim 2024 00:01 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

Artık yapay zekâ devreye sokulmuştur, buna “algoritma” deniliyor. Yeterki veri yükle, sana en hızlı ve en yetkin haberi versin. 

Zeka, sorun çözme habercisidir.

Bazı bankalar işe hızlı başladı. Kredi isteyeni yapay zekaya soruyorlar. Hızlı bir işlem ve anında cevap! İstediğin krediyi alabilirsin veya alamazsın. Artık yapay zekâ seni tanıyor. T.C No sayesinde senin hakkında bütün bilgileri toplamış, senin unuttuğun bilgileri bile.

“Gelirin, giderin, sigaran, kahve hayatın, pozitif-negatif yanın, kaç kez doktora gitmişliğin, sabırlı veya sabırsız oluşun, sempatik veya bön oluşun. Prostatın, şekerin, tansiyonun, belinin kalınlığı, kaç kez saçını boyattığın, kullandığın şampuan, kullandığın ped, saç tarayış şeklin, topuklu veya küt burun ayakkabı giyişin, ait olduğun seçmen sandığından hangi partiye ne kadar oy çıkmış vb.

Bu iş hızla ilerliyor. Artık herkesin DNA’sı ele geçirilmiş, istiflenmiş ve veri tabanı oluşturulmuştur. Sevgilin var mı ve ona nasıl davranıyorsun, bu bile var ve kredi notuna yazılmıştır.

Bu çağın adını ne koyarsan koy!

Eskiden en kıymetli şey topraktı, siyaset toprağı kontrol etme mücadelesiydi. Geniş topraklar az sayıda kişinin eline geçince, toplum bürokratlar ve halk diye ikiye ayrıldı. Şimdi toprağın yerini makineler aldı. Fabrikalar daha bir önemli oldu. Siyasi mücadele buralara kaydı.

Fazla sayıda fabrika az sayıda insanın elinde olunca, siyasi ünvanlar da değişti. Sermayedar ve proleter oldu.

Ülkemiz solcularına teşekkür ediyorum, Türk diline pratik kelimeler kattılar. “Proletarya, enternasyonal, oportünist, oligarşi vb.!”

Sınıfımızda solcu bir kızla tartışıyordum. Evvel Allah sağcıyım ya, Allah zaten benimle! Kız bana: “Senin oligarşiden haberin yok” dedi. O da ne? Böyle bir kelime duymamıştım, oysa kelime hazinem zengindi. Ahmet Mithat Efendi’nin ağdalı Osmanlıcasını bile anlayabiliyordum. Peki, şimdi?

Kendimi toparladım: “Kız oligarşi ne demek” dedim. Bir bakış baktı, eridim. “Oligarşiyi bilmiyor musun, işte siz busunuz” dedi.

“Oligarşi, sermayenin eli kanlı diktasıdır.” Hızını aşlamadı, “Sermayenin eli kanlı köpeğidir” dedi.

Her şey bana yabancıydı, cümle bile. Korkmuştum, kısaca duman olmuştum. Şimdi alıştık bu kelimelere. Sonraları Muhsin, Türkeş’e “oportünist” dedi. Erdoğan’da Erbakan’a. Hey gidi günler. 

Yapay zekâ ideolojilerin belini kırdı, bütün kavramlara meydan okuyor. Oportünist zekâ deseniz ne yazar?

Buluşlar, dönüşler, gelişmeler kendi kavramlarıyla sebat bulur. Din ve milliyetçilik kendi kavramlarında ele alınmazsa birbirlerini tahrip ederler. Milliyetçilik dinle bağdaşmaz ama din gelenekleriyle bağdaşır. Gelenekler de din olmadığına göre ortada büyük bir tahribat olacağı açıktır.

Milliyetçiliğin yeni bir anlatım tarzı ve kavramına ihtiyacı vardır.

Acaba “Tengricilik” söylemi bu anlatım tarzını karşılar mı?

Tengricilik, doğa ile uyum halinde olmak demektir. Yani en önemli kutsal kitabı doğadır. Doğa ve onun güçleri. Bunun için bilime önem veriyorlar.

Bu dinde merkezde Tengri” oturur yani “Gök Tanrı!” Bütün varlıklar ondan türemiştir. Hiçbir aracı olmadan onunla irtibata geçilebilir. İbadet haneye ve kutsal kitaba ihtiyaç yoktur. Tengri dininde çocuklar ve atalar önemlidir. Anlatımlarla sorumluluk bilinci kuvvetlendirilir. Bütün meseleler bu bilinçle çözülür.

Kadın ve erkek arasında denge vardır. Anaerkil, babaerkil, ikisi de geçerlidir. Yer anadır gök baba. Tengri katında insan ile taş arasında bir kademe farkı yoktur. İbadetlerin hemen hemen hepsinde müzik ve dans vardır. Yapay zekâ bu işlere pek karışmaz.

-Genel - 00:01 A A
BENZER HABERLER