Yoğun Bakımdaki Demokrasi!..

27.09.2018 16:49

1.167 Kişi Okumuş

0 Yorum

Yoğun Bakımdaki Demokrasi!..

Cahit Kılıç

cahitkilic@tanyerihaber.com

İstanbul’da oturuyorsunuz; arabanız da var. İzmit’teki işinizi halletmek için evinizden çıktınız, kontağı çevirip motoru çalıştırdınız, kemerlerinizi bağlayıp vurdunuz yola…

Köprüler, yollar hepsi duble; bir saat geçmeden işiniz olan mekâna vardınız. Görüşmelerinizi bitirip işinizi hâl yoluna koyduktan sonra, gelmişken canınız Bursa’ya gitmeyi çekti…

Bursa’ya vardınız, havalar da kış havası sinyali veriyor. Gelmişken bir de Uludağ’a çıktınız. Biraz soğuk ama mis gibi orman havasıyla dağ havasını bol bol soludunuz. Yakında kar yağacak, çoluk çocuğu alır buraya getiririm diye içinizden geçirdiniz ve dönüş yoluna koyuldunuz…

Gelmişken çoluk çocuğa bir paket kestane şekeri alayım dediniz. Arabanızı uygun bir yere park edip bir dükkâna giriyordunuz ki, arkasında bir de kameraman olan genç bir kız elindeki mikrofonu size uzattı:

  • Merhaba… Sizce Türkiye’de demokrasi var mı?
  • (Birazcık düşündükten sonra) Elbette ki var!
  • Siz, Türkiye’de tam anlamıyla insan hak ve hürriyetlerinin olduğuna inanıyor musunuz?
  • Hımmm… Mımmm… İstanbul’dan çıktım İzmit’e geldim. İşimi hâllettikten sonra Bursa’ya geldim, canım çekti dağa çıktım. Şimdi de sen izin verirsen kestane şekerimi alıp evime gideceğim. Ne karışan oldu, ne ilişen! Demek ki hak da var hürriyet de…
  • Pekiyi… Hükûmetin ekonomi politikasını beğeniyor musunuz? Sizce ülkemizde kriz var mı?
  • Hımm… Siz hangi kanalda yayınlayacaksınız bunu. Benim başımı derde mi sokmak istiyorsunuz?

***

Farz edelim ki Türkmenistan’da yaşıyorsunuz…

Sizin de bir Juguli 7 arabanız var. Sabah bindiniz Aşkabat’tan Göktepe’ye gittiniz. İşiniz bittikten sonra da yakındaki mağaradaki kaplıcaya gidip sıcak suda bir güzel yüzdünüz…

Dönüşte de üzüm bağlarının yanından geçerken iki kova üzümü yok pahasına satın aldınız. Kapının önündeki küvette bir güzel dinlendirip sonra da şırasını sıkıp kışa şarap yapacaksınız…

Yol boyunca size ne karışan oldu, ne de ilişen…

Mümkün değil ama diyelim ki tam eve girecekken bir mikrofon da size uzandı:

  • Salam… Sizce Türkmenistan’da demokratiya bar mı?
  • Salam… (çok şaşırdınız) Neme dediniz?
  • Türkmenistan’da diyarın, demokratiya bar mı?
  • Men… Demokratiya memokratiya bilmiyarın. Ama biliyarın ki öyde ayalım ve iki çagam bar. Ve onlara yiyecek çörek ile giyecekleri üçün pul gerek! Ve men, ayrıca yaşamak da istiyarın… Düşündün mü cigim?

Son cümle: Anladın mı kardeşim?

***

İşte böyle, mirim azizim, canım efendim iki gözüm…

Bizim Hünkâr hazretleri de ikide bir gidip oraları ziyaret ediyor. Ne görse gelip ülkemizde Türk halkına uyguluyor…

Şükredelim ki, onlar gibi muhalifleri bir gecede ebediyen yok etmiyor şimdilik…

***

Başlığa gelince…

Geçen haftanın ilk yarısını yoğun bakımda geçirdim…

Belki sözcüklerle içini doldurmak mümkün değil ama yoğun bakımın ne demek olduğunu bizzat gördüm ve yaşadım…

Kollarınızdaki damar yolundan litrelerle ilaçlı serum akarken, yaşamla ölümün arasında incecik bir çizgiyi görüyorsunuz orada…

Hayat ve memat iç içe…

***

Gittikçe Türkmenistanlaşan ülkemiz demokrasisi de yoğum bakımdadır adeta…

Ölüm kalım savaşında bıçak sırtındadır…

Bengisu ise Türk halkının elindedir…

Geliniz ölmesine izin vermeyelim…


Yazarın yazı arşivine ulaşmak için buraya tıklayınız…

İlgili Terimler :

YORUMLAR