Zihin Savaşı…

-Genel - 1 Nisan 2025 00:01 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

Hedef, kişinin zihnindeki savaşı kazanmak. Bunun için nice teknikler geliştirilmiş, veri tabanları oluşturulmuştur. Günümüzde tecrübelere veri tabanları diyorlar. Yapılan savaşlarda, savaş boyunca veri tabanı oluşturmak o savaş kadar önemlidir. Mesela: Acaba bir ülke işgal edilir mi? Hemen veri tabanına bakıyorlar.

Peki, bizde bakalım ve soralım: Bir ülke işgal edilir mi? Cevap olumsuz. Edilemez! Amerikan-Vietnam, Rusya-Afganistan savaşları buna örnektir. İşgalciler geri püskürtüldü. Peki, o halde Rusya’nın Ukrayna’ya yaptığı nedir? Onun ki işgal değil, toprak alımıdır. Amerika’nın Irak savaşı işgal değildi, toprak alımıydı. Aldı ve adına “Kuzey Irak” dedi.

Suriye de öyle. ABD’nin emrindeki ruh hastalarıyla orası işgal edildi. Elbet ki ülkemizin desteği de yabana atılmaz. Hatta; bizim dışişleri bakanımız İŞİD şöyle demişti: “Onlara dokunmayın, onlar terörist değil, onlar Ehli sünnetin öfkeli gençleridir!”

Kuzey Irak derken, şimdi de “Kuzey Suriye!” Yani işgal yok, toprak alımı var!

Şöyle bir soru sorulabilir: Azerbaycan’da da işgal yoktu, toprak alımı vardı. Acaba bu alım neden başarılı olamadı? Otuz yıl Karabağ Ermenilerin elinde kaldı. İşte burasını da okuyucuya bırakıyorum.

Başka sorular da var: Acaba Türkiye milleti demekle ne gibi bir veri tabanı oluşturulmak isteniyor. Acaba Apo’ya davetiye çıkarmakla hangi tecrübeler elde edilecek?

Bir fikri veya düşünceyi eğer geçerli kılmak istiyorsan, onun epistemolojisini bilmen gerek.

 Epistemoloji, bir fikrin ilmi ve bu ilmin akademik değeridir. Yani senin fikrinin bir altyapı ilim var mıdır? Varsa, bunun akademik değeri nedir? Eğer böyle bir değer yoksa, senin ilim dediğin şey sadece inattır. Eğer epistemolojide tutarlılık kendini gösteriyorsa o fikir ontoloji olur. Yani varlığı kabul edilir.

Şunu da bilmek lazım: Bir düşüncede bilgi sahibinin rolü nedir, fikri çabaları nedir? Bu da epistemolojinin konuları arasındadır.

O kişi hangi konularda hürdür, hangi noktalarda sınırlıdır; çünkü epistemoloji biraz da imaları anlama ilmidir. Yani insanlar arasındaki gerilim, mantığa indirgeme ve ikna etme meselesi!

Düşüncen ve ideolojin ne kadar tutarlı olursa olsun, ona epistemolojik tenkid gelebilir. Bu, doğal bir gelişimdir. O zaman epistemolojide intikaller başlar, müktesebat başlar ve kaçınılmaz olarak epistemolojiye öncelik verirsin. Burada mantık ögelerini bilmen lazım. Mantık epistemolojisi!..

Bilmenin şekli ve bilmenin yolu! Bu da epistemolojinin konuları arasındadır.

Kişi ileri sürdüğü hakikate bir illet bulma zorundadır. Bizden istenen bu illetin epistemolojisidir fakat bunun akademik yanı!

Epistemolojide bilgi varlıkla eşdeğerdir. Böyle olunca, ileri sürdüğün düşünceyi ilk sebebe bağlaman daha bir epistemik olmalıdır.

Epistemoloji ontolojiden doğmuştur dedik. O halde senin düşüncenin ontoloji ile ilişkisi nedir. Felsefede doğru bilgi ilahi illete dayalı bilgidir; çünkü alemin ilk ve nihai illeti Allah’tır ve ilim Allah’ın mümeyyiz sıfatlarındandır.

İslam’da doğru bilgi Resullerin ve masumların bilgisidir. Bu bilgiler ontolojik bilgilerdir. Demek oluyor ki bilgi sahibinin rolü de epistemolojinin sahası içindedir. Akademik olması için bu kişinin rol model olması gerekmektedir.

Konu ve konum ontolojinin temel argümanıdır. Kaos bu meselenin anlaşılması veya bilerek reddiye meselesidir. Acaba kişinin bilgisi hangi derinliye sahiptir. 

Bilindiği gibi, kişi kendi bilgisinin sınırlarına dayanınca çaresiz kalıyor ve oradan hemen inanca geçiyor. Eğer geçtiği inancın temeli masumlara dayanmıyorsa, o bilginin epistemolojik değeri yoktur. Bundandır rol-model düşüncesi iyi anlaşılmalı.

Düşüncede beşer zihni kendi sınırlarını zorlamadan ve bütün dokümanları incelemeden vahiy bilgisiyle tanış olması epistemolojik bir çaba değildir.

 

-Genel - 00:01 A A
BENZER HABERLER