Sabavetten doğru bir yol gözlerim…

-Genel - 23 Ağustos 2023 10:30 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

“Sabavetten doğru bir yol gözlerim,
El zanneder bu ahvâlde yalan var!”

Summani babaya Allah rahmet etsin, güzel söz söylemiş. “Doğru bir yol” bütün dinlerin hedefidir, felsefenin de öyle. Doğruluk da aynıdır. Aslında doğruluk, bir doğru yol özlemidir.

Aşık Sümmani Kimdir? < Bilgiustam

“Doğruluk hak kapısıdır, sabreyle belaya sen!” Şenlik babanın sözüdür bu. Rahmete gark olsun. İnsanı söz eğitir, söz nüfuz eder göz ağlar. Gözün nemlenmesi kozmik alemde rahmetin çoşmasıdır.

Kudretli sözler hikmetli sözlerdir. Kur’an’da şöyle bir ayet var: “Salih amelin fonksiyonu, güzel sözü yükseltmektir!”(Fatır/10) Amel, yani yaptığın işler ve eylemler! Tanrı buyuruyor ki eğer amelinin güzel olmasını istiyorsan, güzel sözler söyle ki o bana yükselsin.

İş geldi doğruluğa dayandı, doğru yol özlemi sardı bizi. İlahi, birliğin hakkı için bizi doğru yoldan ayırma. “Sırat-ı müstakim!”

Kurtuluş bir Kur’an sözcüğüdür “felah” diye sunulur ve bu insana ait bir çağrıdır. Çağrıya yönelen insan bir boyut kazanır, kendini gerçekleştirme boyutu! Peki, ne ile olacaktır bu? Direnişle! Direniş düşüncesiyle insan bir iç patlama yaşar. Yani kendisinden kendisine bir inkılap! Böylece tutuşan insan bir yürüyüş başlatır. “Bir yürüyüş eyleyelim, Tevekkel-tü Teal Allah!” Şairin pir Sultan’ın dediği de budur zaten.

Direniş, hakikat kapılarından bir kapıdır. Bunun ahlaki yanı da bir başka soyluluktur. Uyanış nuruyla aydınlanan insanın en belirgin yanı onun düşüncesinin cazibesi olmasıdır. Peki acaba ülkemizde sağın neden bir cazibesi yoktur, neden kokuştu; çünkü düşüncelerinin inkılabı yanı yoktu, bu yüzden bir boyut kazanamadılar. Akmayan bir göle döndüler, sivrisineklerin toplandığı bir bataklık! Bütün kutsallarını harcadılar.

Solda inkılap heyecanı vardı, böyle bir heyecan yarattılar ama zemini milli veya yerel değildi, bu yüzden saman alevine döndüler.

                                                                                II

Bugünün insanı yarının tarihidir. Eğer tarih okuyorsan onun kaynağına bak, eğer yorum okuyorsan ilmi deliline bak. Tarih aktarmakla yorum aktarmak aynı şey değildir. Anlamlı bir bütünlük kuramayan araştırmacı, galiplerin yorumlarına teslim olur.

En zor ve vebal olan şey, kişinin yaşadığı zamana tanık olmasıdır. 

Kişi, tanık olduğu şeye yalan katmamalı. Allah Kur’an’da kendini şöyle anar: “Şehid Allah!” Şehid, şahid köküyle aynıdır, yani “Şahid Allah!” O her şeye şahittir.

İnsan kendi zamanına tanıktır derken, halkımızın tabiriyle; “yukarıda Allah var” sözünü unutmamalı. Söz buraya gelmişken tarihi bir belgeyi bir vakaya bağlamak istiyorum. Azerbaycan’da ki bir maniden bir tarih keşfedilmiş.

Hun dağına!
Gel gidek Hun dağına.
Balası ölen ananın,
Kan damlar kundağına.

Araştırmacı tarihçiler bu maninin söylendiği dağa gitmişler. Böyle bir dağın olup olmadığını sormuşlar. Köylüler, araştırmacıları o dağa götürmüşler. O dağ şu anda devletin sit alanıdır. Atsız Hoca’nın Bozkurtlar kitabında Kürşad’ın oğlu Alpurungu’nun, Atının terkisindeki Almıla ile atını yardan aşağı sürdüğü dağ bu dağdır.


Yazı Arşivi


 

-Genel - 10:30 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.