Hayata Renk Katma Felsefesi

-Genel - 22 Kasım 2023 10:50 A A

Prof. Dr. Fazıl Agiş

fazilagis@gmail.com

Renk katmak, güzel bir ifade. Mantık konusunda klasik değilim. Fussy logic, yani bulanık ya da puslu mantık tercihimdir. 1965 yılında Amerika’da İran Azerbaycan’ından Prof. Dr. Lutfi Ali Asgarzade’nin bulduğu mantıktır. Olaya ak-kara olarak iki zıtlık, iki uç yerine gri ve tonlarıyla birlikte diğer renkler ve tonlarını da hesaba katarak düşünmek. Siyah beyaz film yerine, gerçi gri tonları var ama diğer renkler yok, renkli sinemaskop bakışı. Piksel ayarları da mükemmel olmalı. İnsan aynaya baktığında doğru baktığını sanır, hâlbuki sağı solunda solu sağındadır. Hele içbükey, dışbükey aynalar büyütür de küçültür de. Lunaparktaki eğri büğrü aynalar olduğundan daha değişik gösterir ya. Objektif bakış diyoruz; işin optik fizik tarafı, kullandığın merceklere göre görüntü değişebilir. Balıkgözü mercekler de var. İki nokta arasında en kısa yol doğrudur denir ya, Dünya’nın iki noktası arasında düz bir çizgi çizsek, Dünya’nın yuvarlaklığından eğri çizgi elde ederiz. Aldanma Dünya’ya ve şekle; düzgün görünür ama eğridir. Aslında Dünya’nın bunda suçu yok, o olduğu gibidir, suç bizim bu gerçeği bilmeme cahilliğimizde.
***
Derslerimde öğrencilerime “Eğitim bazı durumlarda insanı cahil bırakır” diyordum. Öğrenciler de nasıl olur diye sorarlardı. Diyelim ki neneniz tahsil görmemiş ama kullandığı kelimeler eskiden beri gelen Türkçe, o kelime eğitim görmemişte yaşıyor. Ama siz eğitim gördüğünüzde mahalli dilinizden kopup resmî olanı öğrenirken nenenizin kullandığı kelimeler unutulup gidiyor. Eğitim görürken, görülmeyen varlıklar, hazineler unutuluyor. Bilgi kaybolunca cahillik başlıyor. Eğitim, yani terbiye eğiticinin belirlediği hedefe göredir. Kasımpaşa’nın Hacıhüsrev mahallesindeki akademide yankesicilik eğitimi vardır. Kim bunda başarılıysa kahramandır. Resmiyette talim ve terbiye, yani öğretim ve eğitim yönetimlerin beklediği yağcılık eğilimine göredir. Doğruyu bulmak için tenkidçilik, eleştiriciliğin önüne ezbercilik getirilerek set çekmeyi devletin bekası derler.
Böylece düşünen insanlar potansiyel tehlike görülerek böyle bir neslin yetişmesini istemezler. Aslında bu vicdanı, fikri, irfanı hür neslin yetişmesine engeldir, ülkenin gelişmesi yerine Kapitalistlerin, emperyalistlerin pazarında işgücü oluşturulması için üniversitelerimizi de işgücü üretme fabrikasına çevirme projesidir. Bu noktaya dikkat ediniz ve uyanık olunuz. Eğitim eğitim derler ama nasıl eğitim? Eğitimin amacı eleman yetiştirmek mi? Doğruya, iyi ahlaka yönelmek mi? diye anlatırdım.
***
Eğitim tarzımda bazen yanlış ifade kullanırdım. Öğrencinin tenkidini beklerdim. Öğrenci tenkidini yapar, ben de antitezini söylerdim. Öğrenci ile hararetli tartışma yapardım. O doğruyu söylerken ben yanlışı söylerdim. Ama öğrenciye cesaretli olmasını de belirtirdim. Sonunda öğrenciyi doğrulardım. Doğru fikir üzerinde direnişini, cesaretini kutlardım ki, gelecek nesil böyle olsun. Sınavlarda sorularımdan biri “Bildiğiniz atasözlerinden üç tane yazınız”. Öğrenci “amma da kolay soru” derdi. Bıyık altından gülerdim. Aslında bu ona tuzaktı ama eğitmek için. Klasik atasözlerini yazarlar, ben de hepsine yanlış der, geçici olarak notunu kırmış gibi yapardım. İtiraz hakkı da tanırdım. Öğrenci “Ayağını yorganına göre uzat” yazmış; ben de yanlış derdim. Öğrenci “Ama Hocam! Biz bunu ta çocukluktan beri böyle biliriz” der. “Peki, ayağını çocukluktaki yorganına göre uzatabilir misin? Ayağın üşür, hasta olursun, büyüdükçe yorganın da büyük olmalı ki ezilip büzülüp uykunu alamadan yatmanın anlamı yok, rahatça uyu ki dinç olasın” derdim. Bu şekilde ufuklarının açılması, eleştirici gözle bakmaları yönünde eğitmeye çalıştım. Ne de olsa üniversitenin özerkliği vardı…


Yazı Arşivi


 

-Genel - 10:50 A A
BENZER HABERLER