Ceyda Karan: ‘Müzakerelerde eli güçlü olan ABD değil, İran’

-Konuk Yazar - 22 Nisan 2026 21:40 A A

Ceyda Karan

ceydak22@gmail.com  @ceydak

Prof. Dr. Hasan Köni’ye göre müzakerelerde eli güçlü olan taraf İran. İran’ın süreci uzatabileceğini, Trump’ın ise ‘zaferle çıkma’ şansı görünmediğini belirten Köni, Trump’ın başlattığı savaşın ABD’nin hegemonyasına mal olacağını söyledi.
Amerika Birleşik Devletleri’nin Körfez bölgesindeki geleneksel koruyucu rolünün hızla aşınmasıyla birlikte Washington yönetimi, iç siyasetteki seçim baskısı ve ekonomik darboğazın gölgesinde stratejik bir gerileme evresine girerken İran, asimetrik savunma doktrini ve siber yetenekleriyle diplomatik masada bekleme gücü olan taraf konumuna yükseliyor. Trump yönetiminin müttefikleri üzerindeki baskı aygıtları ciddiyetini yitirirken Rusya ve Çin’in başat aktörler olarak dahil olduğu yeni bir küresel denklem öne çıkıyor.
Türkiye’nin Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan ile birlikte bölgede bir denge unsuru olarak öne çıktığı bu yeni yapılanmada, Avrupa’nın stratejik özerklik arayışı ve Küresel Güney’in yükselişiyle birleşen ekonomik kırılganlıklar, Amerika merkezli tek kutuplu dünya düzeninin yerini Rusya, Çin ve bölgesel güçlerin merkezde olduğu, Washington’ın artık başat aktör olamadığı çok parçalı bir jeopolitik gerçekliğe bırakıyor.
ABD’nin İran’a açtığı savaşın Trump’a ve dünyaya olan maliyetini Prof. Dr. Hasan Köni ile konuştuk.
‘Pazarlık sürecinde bekleme süresi olan taraf İran tarafı’
İran savaşının ABD’yi her anlamda yıprattığını ifade eden Köni, Tahran yönetiminin elinin pazarlık anlamında da daha güçlü olduğunu söyledi. Köni’ye göre İran, sonuna kadar direnecek:
“Trump şimdiye kadar yapabildiği kadar saldırdı. Nükleer silah kullanmayı da söylemişti ancak Amerika’dan bazı kurmayların bunu engellediği belirtildi. Kimin savaşı sürdürmek için vakti var? Kasım ayında seçimler var. Demokratlardan gelen haberler ve bilgiler Trump’ı hırpalayacak tarzda. Bir de bu işin ekonomik boyutu var. Artan enerji ve gübre fiyatları gibi. Bu durum kendisini ve müttefiklerini de rahatsız ediyor. Amerika, ‘Rus petrolü almayın, bende bolca var’ diyordu. Madem Trump’ta bol petrol var Amerika’da nasıl oluyor da fiyatlar artıyor? İran’da ise seçim korkusu yok. Bir de askeri gücünü dağıtmış durumda. Mozaik savunma sistemini işletiyorlar. Bu yüzden askerler bu sistemi bırakmak istemiyorlar. Mollalar da aynı şekilde. Bu yüzden sonuna kadar direnecekler. Füzeleri savaşı yayarak Amerika’nın müttefiklerine atıyorlar. Avrupa olaya neden dahil olmadı ve NATO çağrısına uymadı? İran füzeleri Diego Garcia’ya kadar gönderdi. Yani pazarlıkta bekleme süresi olan taraf İran tarafı. İnançlı olmalarından da kaynaklı verdikleri kaybı önemli görüyorlar. Amerika ve Avrupalılar böyle değil.”
‘Trump, bu tablodan ‘Başardım’ diyerek çıkamaz’
Washington yönetiminin birçok kez imzaladığı anlaşmalara uymadığını vurgulayan Köni; ABD’nin, savaştan zarar gören müttefiklerinin baskısıyla bir çözüm yoluna girebileceği görüşünde:
“Trump çeşitli baskılar gösteriyor. Ancak bu baskıda bir ciddiyet payı gözükmüyor. Trump bu tablodan ‘Başardım’ diyerek çıkamaz. Savaş asimetrik olarak devam ediyor.İran, Amerika’nın bazı müesseselerine ve rezervlerine savaşıyor. Siber savaş uyguluyor. Bu durmayacak gibi gözüküyor. Uzun süreli baktığımızda ise Pakistan’ın bu durumu bitirmek istediğini söyleyebiliriz. Çin de işin içinde diye düşünüyorum. Onlar da bu savaşın bitmesini ve kendi sistematiklerini kurmak istiyor. Çin, Asya’daki enerji yolları ve arz zincirlerinin nasıl olacağını bilmek istiyor. Malakka, Hürmüz ve Babülmendep’in dünya ticareti açısından bir hukuki duruma bağlanması lazım. İran kendi bölgesi ve Çin ile ticaret yapıyor. Ancak diğerleri bütün dünyada iş yapan ülkeler. Bu yüzden savaşın uzaması onlara daha çok zarar veriyor. İran’a füze yapmamaları gerektiğini söylüyorlar ancak bu mümkün değil. Ancak Hürmüz’de bir anlaşma yapılabilir. Nükleer silahların kontrol edilmesiyle ilgili Dünya Atom Ajansı’na görev verilebilir. Bu şekilde anlaşmalara gidilebilir. Ancak ABD anlaşmaya uymazsa onu kim cezalandıracak? ABD İklim Anlaşması ve Nükleer Silahlar Anlaşması gibi anlaşmalardan çekildi. Şu anda da nükleer silahların kullanılmasından korkuyorlar. ABD, 55 tane Birleşmiş Milletler kurumundan çekilip para ödemedi. Birleşmiş Milletler’e olan dört milyarlık borcu ödemediler. Kendi kurduğu müesseseye para ödemiyorlar. Kendi taraftarlarının baskısıyla bir çözüm yoluna gitmek zorunda kalabilirler. Avrupa Birliği, Arap ülkeleri ile araya giren Türkiye ve Pakistan gibi ülkelerle bir yere varılabilir diye düşünüyorum. Bir şeyler uyduracaklar. Kendilerinin çok iyi bir basın sistematiği de var. Gerçekleri yıllar sonra öğrendik.”
‘Türkiye bir denge unsuru olabilir’
Antalya Diplomasi Forumu’nda Orta Doğu’da oluşturulacak denge unsuruna değinen Köni, Türkiye’nin rolüne dikkat çekti. Köni’ye göre hem Orta Doğu’da rol almak hem de Batı ile ilişkiler geliştirmek isteyen Türkiye’nin alacağı tutuma vurgu yaptı:
“İran, kendi dinini yaymak yani Şiiliği Müslüman dünyada başat hale getirmek istiyor. Başka yerde vekalet güçleri kurmak ve onlara silah vermek savaş nedeni aslında. Düşmanınız olan kesime silah vererek onu kışkırtıyorsanız bu saldırı anlamına gelir. İran, Hamas’ı destekledi örneğin. Orta Doğu’daki diğer ülkeler de korkuyor. Suudi Arabistan, Pakistan ile anlaşma yapıyor. Çünkü nükleer silahları var. Türkiye de bu ülkelerle bir yakınlaşma içinde. Türkiye bir denge unsuru olabilir ve bunu gören İran rahatlayabilir. Zaman ilerledikçe gelişmeler değişebilir. Kuzey ve Güney Kore ile Pakistan-Hindistan arasındaki ateşkes süreci var örneğin. Burada da buna benzer bir şey olabilir. Antalya Diplomasi Forumu’nda Türkiye-Pakistan-Mısır ve Suudi Arabistan ile birlikte bir öneride bulunuldu. Orta Doğu’da böyle bir denge unsuru konuşuldu. Ancak bir de bu dengeyi hazmedemeyecek İsrail var. Bir yandan Avrupalılar Türkiye’yi yanlarında tutmak istiyor. Onlar da Rusya’ya meraklı. Öğretim üyeleri olarak yaptığımız analizler Rusya’nın kimseye saldırmayacağı yönünde. Avrupalı yöneticiler ‘Yanlış yaptık kusura bakmayın’ dediğinde her şey değişecek. Bu yüzden direnmeye çalışıyorlar. Türkiye burada nasıl yer alacak? Türkiye Orta Doğu’da da yer alıyor. Bir yandan Avrupa Türkiye’nin Rusya ve Çin ile çok iyi ilişkiler kurmasını istemiyor. Orta Doğu’da kurulan dengede de Türkiye’nin Rusya ve Çin ile ilişki kurması gerekiyor. Asya’da metrekareye üç tane Türk düşüyor örneğin. İlla ki ilişkiler gelişecek.”
‘Amerika çöküş sürecinde’
ABD’nin içine girdiği çöküş sürecinden Trump’ın seçimleri kaybetmesiyle de çıkamayacağını ifade eden Köni, Batı’nın ‘demokrat’ ve ‘özgür’ imajının da çizildiği görüşünde. Köni’ye göre ortaya çıkan yeni yapılanma içinde ABD başat bir ülke olmayacak:
“Türkiye ön plana çıkabilir de orduların beslenmeleri gerekiyor. Finansman işi de ayrı bir başlık. ‘Güçlü Türkiye’ diyorlar ancak tüm yapıların altında ekonomi var. Türkiye’nin Avrupa’ya yaklaşması oradaki para sahiplerinin buraya yatırım yapmaları için. En önemli konulardan biri de BlackRock’ın Türkiye’ye gelmesi örneğin. Türkiye’nin eski yatırımcıları yatırım yapmasını istediler. Amerika büyük askeri yapısı için 40 trilyon borca girdi. Türkiye daha ne kadar borca girebilir? İran’da da aynı durum geçerli. İran füze dağıtmış ve yapmış ancak içerdeki halk nasıl yaşıyor? Orada da ekonomik kriz var. ABD saldırgan tutumuna devam ediyor. Trump, kıymetli metallar anlaşması yaptı ve Grönland’ı ile Kanada’yı istemeye devam ediyor. ‘Herkes silah harcamalarını artırsın’ diyor. Silahları da Amerika’dan almalarını istiyor. Ancak finansman kısmı zorda. Trump gitse de Amerika ‘eski güzel günlere’ dönemez. Eskiden imparatorluklar 200-300’er yıllar sürüyordu ancak demek ki artık bu devam etmiyor. Amerika çöküş sürecine girdi. Amerika’nın eski Amerika olmadığına dair ilk yazılar 2008’de çıktı. Bu yıllarda ‘Çin başat şekilde ortaya çıkıyor’ deniyordu. Üçüncü dünya ülkelerinin birleşip Küresel Güney’i ortaya çıkaracağı söyleniyordu. Çin, Amerika’yı teknolojik açıdan geçti. Avrupa, Rusya ile iyi geçinebilseydi bir Rusya Avrupa Birliği içinde ikinci büyük güç olarak ortaya çıkardı. Amerika-Rusya ve Çin olarak üçe bölünmüş bir yapı var. Avrupa diye bir yapı artık yok. Öte yandan Amerikan halkı çok çabuk ayaklanabilen halk. Amerika’nın imajı ‘soft power’dı. Demokrasi, insan hakları ve göçmen hakları gibi bir durum vardı. Bu imaj artık yok. Sadece sağa sola gümrük vergisi uygulayan ve asker gönderen bir imaj ortaya çıktı. ABD bu imajla yaşayamaz.75 ülke Birleşmiş Milletler’e parasını ödememiş örneğin. Çünkü bu yapının barışı inşa edeceğine inanmıyorlar. Bu yüzden yeni yapılar ortaya çıkıyor. Yeni yapılanma içinde Amerika’nın başat olması mümkün değil. Rusya tekrar ortaya çıkacak. Avrupa ile iş birliği halinde bu birleşme çok daha büyük boyutlara ulaşabilir.”
*
*
-Konuk Yazar - 21:40 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.