Ahlâk Yoksunu Muhafazakâr, Korkak Aydın!

-Genel - 8 Ağustos 2023 10:01 A A

Han Ayvaz Adıgüzel

hanayvazadiguzel@gmail.com

Alçak muhafazakâr ve korkak aydın veya bunun tersi. Bu durum tarihte hep görülmüştür. Bunu da bilmek lazım; alçaklıkla korkaklığı aynı kefeye koymamak gerek. Korku bir vasıf değil ama yine de insanla ilgilidir.

Peki alçaklık nedir? Bir aydın veya bir muhafazakâr nasıl alçak olabilir?

Siyasi manevrada alçaklık, geleceğimizle ilgili karaları başka güçlere bırakmaktır. Uluslararası ikili ilişkiler buna bir örnektir. Aslında bu ilişkiler tek yanlı ilişkilerdir, güçlülerin lehine… Korkaklık böyle değil. O, gücünü sarf eder ama israf etmez. Değişik bir meseledir bu, İçsel ve inançsal boyutu vardır.

Yapılacak bir şeyi zamanında ve yerinde yapmamak ve kuşatıldığı zaman kuşatmayı yarmamak kişiyi böyle bir korkaklığa sürükler. 

Hz. Hüseyin’i Kerbela’da yalnız bırakan Şiaların başına gelen beladır bu. Onlar halifenin devletinden korkmuşlardı, kuşatmayı yaramamış ve yardıma gitmemişlerdi. Ya korkak Şiaların dışında kalanlar? Onlar birer alçaktı, Yezit’in emrinde namaz kılan alçaklar.

“Muhakkak ki Kur’an öğütten ibarettir!”(Abese/11) 

Kişi aldığı öğüdü yapmamanın mazeretini yaşayabilir veya o öğüdün ne kadarını yapabileceğini fark etmeyebilir. Oysa ne kadarını yapabileceğini denemesi lazımdı. O zaman görürdü ki meğer o işi yapabiliyormuş.

“Dövüşecek ne kadar düşman var diye sorma, ancak düşman nerededir diye sor!” Bunu Sparta kıralı Agis demiş! Yani demiş ki; düşmanın sayısı sana mazeret olabilir ama üzerine atılmak istersen sana lazım olan şey düşmanın yeridir.

Düşmanın yeri bir anlayış mekânı veya bir kavrayış yeri olabilir. Bir inanç yurdu veya bir illegalite olabilir. 

Sana sahip olan yer ve senin sahip olduğun yer! Her iki yer de diğerinin alanına etki ediyor, bunun için keskin kavrayış lazım. Ancak o zaman düşmanın nerede olduğunu görebilirsin.

Sana sahip olan yer; “yaşamak istiyorsan sistemi çalıştır” der. Eğer bu emir tutarsa herkes bir alttakine aynı emri verir. İşte dünya sisteminin çalışması bundan ibarettir.

Bu kudurmuş ve semirmiş dünya sistemine karşı çıkmak ölümü seçmektir. İran, ben buna adayım dedi. Peki, dünya sisteminin beyni ne yaptı? Önce bütün Müslüman İran’a düşman yaptı, ülkemiz de dahil.

Eğer düşünceni kabule zorlarsan panik büyür. Kabule zorlamak despotluktur. Bunu yapacağına düşüncenin doğruluğunu ispatla bununla kal. Bakınız ben bunu yaptım ama adamın o düşüncenin doğruluğu ve yanlışlığı umurunda değil ki.

Adam üniversite bitirmiş bu ne üniversite Allah’ım. Sanki diplomasını Feto vermiş veya Cübbeli. Adam bir sabite. Gelişme yok ki değişme olsun. Acaba ülkemizde ters bir öğrenme mi var?

İnsanlar öğrendiklerini anlar. Ülkemizde şöyle bir sonuç da var. Bizim eğitim-öğretim sistemimizde öğrenme olgusu yaralıdır; çünkü babalarından öğrendikleri ve adına gelenek dedikleri bir çarpıklık var. Sıkıntının özü bu mu acaba?

Bu İnsanların ne davranışlarının ne de inançlarının bir zemini yoktur ve yine bu insanların yüzünden ileride olacak olan nedir biliyor musunuz? Milli davaların alaya alınma tehlikesi!

İnsan arayış içindedir, yani onun yapısı budur lakin hep ufkun merkezi benim yanılgısı içindedir. İçe dönük bir keşifle bu yanılgılara mani olabilir.

. Bir inanç yurdu veya bir illegalite olabilir.

Sana sahip olan yer ve senin sahip olduğun yer! Her iki yer de diğerinin alanına etki ediyor, bunun için keskin kavrayış lazım. Ancak o zaman düşmanın nerede olduğunu görebilirsin.

Sana sahip olan yer; “yaşamak istiyorsan sistemi çalıştır” der. Eğer bu emir tutarsa herkes bir alttakine aynı emri verir. İşte dünya sisteminin çalışması bundan ibarettir.

Bu kudurmuş ve semirmiş dünya sistemine karşı çıkmak ölümü seçmektir. İran, ben buna adayım dedi. Peki, dünya sisteminin beyni ne yaptı? Önce bütün Müslüman İran’a düşman yaptı, ülkemiz de dahil.

Eğer düşünceni kabule zorlarsan panik büyür. Kabule zorlamak despotluktur. Bunu yapacağına düşüncenin doğruluğunu ispatla bununla kal. Bakınız ben bunu yaptım ama adamın o düşüncenin doğruluğu ve yanlışlığı umurunda değil ki.

Adam üniversite bitirmiş bu ne üniversite Allah’ım. Sanki diplomasını Feto vermiş veya Cübbeli. Adam bir sabite. Gelişme yok ki değişme olsun. Acaba ülkemizde ters bir öğrenme mi var?

İnsanlar öğrendiklerini anlar. Ülkemizde şöyle bir sonuç da var. Bizim eğitim-öğretim sistemimizde öğrenme olgusu yaralıdır; çünkü babalarından öğrendikleri ve adına gelenek dedikleri bir çarpıklık var. Sıkıntının özü bu mu acaba?

Bu İnsanların ne davranışlarının ne de inançlarının bir zemini yoktur ve yine bu insanların yüzünden ileride olacak olan nedir biliyor muşunuz? Milli davaların alaya alınma tehlikesi!

İnsan arayış içindedir, yani onun yapısı budur lakin hep ufkun merkezi benim yanılgısı içindedir. İçe dönük bir keşifle bu yanılgılara mani olabilir.


Yazı Arşivi 


 

-Genel - 10:01 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.