Arif kimdir?..
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
İnsan kendini bilir. Yani bir kendisi var bir de kendisini bilen var, o da onun kendi aklıdır. Akıl insanın ben yeteneğidir. İnsan ben dediği zaman yani aklım demek istiyor. Akıl onun kavrama yeteneğidir. Böylece şu sonuca varmış olduk: İnsan hem düşünen hem de düşünülebilendir.
Eğer kendisi düşünüyorsa öznedir eğer onu düşünüyorlarsa o nesnedir. Özne oluşu onun beni nesne oluşu onun kendisidir.
İnsan, özne olarak nasıl yalnızsa özne olarak da o kadar değersizdir veya anlamsızdır.
İnsan istese de aklından vazgeçemez eğer bir hastalık veya maraz yoksa veya bir cemaate bağlı değilse. Böyleleri birer nesnedir.
Dostlar, “kendini bil” cümlesinin tarihçesi bilinmiyor. Eflatun’un bu cümleyi söylediği tahmin ediliyor fakat bu söz Eflatun’dan daha öncesinin sözüdür. Mesela; aynı söz “Delfi Tapınağı”nda yazılıdır. “Kendini bil” sözünü Allah resulü demiştir diye İslam kayıtlarında epey belge vardır. Derken işin esası geldi Ali’ye dayandı. Ali’nin dediği orijin şudur:
“Men arefe nefsehu, fekat rebbehum!” Nefsini bilen Rabbini bilir! İşte konumuzun özü. Nefsini bildiğin zaman Allah’ı biliyorsun. Peki, nefis ne demektir. Bunu bilelim ki biz ona arif olalım.
Demişler ki: Nefis insanın canıdır veya ruhudur. Keza; Nefsine hakim olan dünyaya hakim olur. Nefisle ilgili birkaç söz daha yazalım:
“Nefsine yenildi!” “Allah, beni bir saniye de olsa nefsimle baş başa koymasın!” “Nefsimi elinde tutan Allah’a and olsun!” Kur’an’da da şöyle bir ayet var: “Ey nefis Rabbine dön!”(Fecir/27) Ayrıca Kur’an’da; “kırılmış nefis”(El Kıyame/1-2) diye bir tabir de vardır.
Görüldüğü gibi ortada bir çıkmaz var; nefis çıkmazı! Kişinin kendini bilip tanımaması dert doğurur. Bu öyle bir hüzündür ki, insanın dışında hiçbir canlıda yoktur. Bu dert, gerçeği anlama derdidir. İnandığı şeyi bilmeyen kendini bilmez. Biz, inandığımız şeyi bilmek istiyoruz. Bunun şifresi de meğer nefsini bilmekte yatıyormuş.
Kişi kendi nefsini bilmesi gerek, eğer bu bilinmezse; insan diğer ilimlerde bilgili olsa bile o noksandır. Dostlar sizce nefis nedir?
Bir sorunun cevabını öğrenmemek ona acı vermeli.
Her cevap bir iç ışıktır. İç ışığa direnenler acıyı bilmezler. Direnmeyen ve öğrenme peşinde koşan insanlar arınmış insanlardır, onlar birer arayış adamıdırlar. Filozof Sokrat’ın trajedisi bunun üzerine kuruludur. Şems ve Mevlâna menkıbesi de aynı minval üzeredir.
Şems beynindeki sorunun cevabını arıyordu. Melekuttan şöyle bir ses işitti: “Cevabı alırsan karşılığında ne vereceksin?” Şems, çekinmeden; “başımı” demiştir. Güzel bir soru ve köklü bir cevap arifler katında baş menzilesindedir. Dostlar cevaba hazır olun, şimdi başa dönelim.
“Nefsini bilen, Rabbini bilir!” Nefis, insanın arzuları, canı ve gururudur. Psikolojide buna “ego” da denir. Eğer ego yükselirse vehimler baş gösterir. Görüldüğü gibi ortada bir aldanış hüviyeti var.
Şimdi biz bu açıklamaları yaptık, nefis egodur, şudur budur dedik, yani biz böylece Tanrı’yı bilmiş mi olduk?
Dostlar, bir insanın düşüncesi ne kadar yüksek olursa olsun, eğer bu düşünce kutsal metinlere göre biçimlenmemişse, o insan bir mesafe kat edemez. Düşünce düzeyinin biçimi ve yüksekliği ayrı şeylerdir. Kişinin düşüncesi yüksektir, peki, bu düşüncenin biçimi nedir? Şimdi gelelim sorunun cevabına. Benim vereceğim cevap Kur’an’a göre biçimlenmiş bir düşüncenin sonucudur. Vereceğim bu cevap sizleri çok duygulandıracağını seziyorum, tazeleneceksiniz!
Dostla ben de heyecanlıyım. Yazı uzadı, cevaba yazık olur. Uzun yazılar insanı sıkar. Sizlerden özür dileyerek cevabını haftaya bırakmak istiyorum.
-
Rusya-Ukrayna hattında gece boyunca karşılıklı saldırılar: En az üç kişi yaşamını yitirdi
-
Deniz Göktaş: Bir kuşağın ruh halini anlatan komedyen
-
Avrupa yanıyor: Rekor sıcaklar doğuya yayılıyor
-
İran Dışişleri: Güney sahillerine saldırı mutabakatın ihlali
-
Evrensel muhabiri Doğa Baskan tahliye edildi
-
ABD, bir yük gemisine saldırının ardından İran’ı vurdu
