Ayırt Etme Melekesi!
Han Ayvaz Adıgüzel
hanayvazadiguzel@gmail.com
Bu gürültü dünyasında her zaman kasavet var, bu bizi yeise düşürür. O halde kişi kendini keşfe çıkmalı. Keşif onun şahsi tecrübesidir.
Gerçeğe doğru derinleşmek kişide ayırt etme melekesi oluşturur. Derinleşen insan; o artık bir hazinenin talebesi olmuştur. O kişi o hazineden ne okursa okusun, sanki mukaddes yazıların bilgisini okumuş gibi olur ve bu bir doğuş müjdesidir. Şimdi başa dönelim, ayırt etme melekesi üzerinde duralım.
Düşünce tarihinde bu ayırt etme meselesi hep baş köşeye oturtulmuştur. Dinler tarihinde de bu böyledir. Son din olan İslam’ın da son sözü zaten budur. “Ayırt et!” Neyi? Hakkı batıldan ayırt et! Bu mesele yüce insanlar içindir.
Büyük veli Mevlana düşüncesini bu ayırt etme konusu üzerine yoğunlaştırır. Diyor ki: “Ayırt etmede bir adamlıktır. Eğer ayırt etmezsen sen eşeyi sevgilinle karıştırırsın. Dersin ki a kadifeli güzel, bu kadifeli elbiseleri yeni mi aldın, sana ne de güzel yakışmış. Şart olsun hanımı boşayıp seni alacağım. A oğul bu da ayıpların sonudur hani!” Bunu bilmek lazım; meğer ki hakkı batıldan ayırmak Tanrı’nın son isteğidir.
Bir tanırım yazısı kitabın yazarı için şöyle diyor: “Daha küçük yaşlarda ilme ve adalete derin bir alaka duyuyordu.” Dehşet, daha küçük yaşlarda! Kişinin iç dünyası eğer buna hazırsa Tanrı’ya hamd etsin. O kişide araştırma meyli başlar. Erkek ve bayan oluş; bu doğuştandır ama adam olmak bir seçim işidir.
İlme ve adalete duyulan derin alakaya bir de istiklal arzusu eklenmeli. İstiklal kişide hareket ve devrimci bir ruh yaratır. Kendinde istiklal arzusunu söndüren kişi müfteri kesilir, o ancak böyle yaşar. Güzellikte böyledir, onun görünümü Tanrı’dan, derinliği sahip olduğu istiklalden gelir. İlim adalet ve istiklal kültürü almamış kişide sağlam mizaç hükmünü yitirir.
Yüzümüzü koyduğumuz mezar toprağı eğer konuşsa ille de sulh der ama karşı taraf saldırmaya karalıysa hiçbir tedbir sulhu koruyamaz. Halbuki salih insanlar sulhu ister, ne güzel isteyiştir bu! Yetişkin insanlarımız, ülke gençliği arasında ilim, adalet ve istiklal aşkını işlemeli. Böyle diyerek söz başımı yenilemek istiyorum
Karizma ortak kelimedir, kadını da erkeği de kapsar. Kadında vakar erkekte ihata! Gurur kendi başına hep haklı çıkarılmıştır. Böyle olsa bile doğruluk gururun üstünde yer almalı. Doğruluk geliştirilip işletilirse fazilet olur geliştirilmezse çıkarcılığa dönüşür, yozlaşır.
Vicdanla ilişki içinde olan fikir ve eylemin bir tekâmül boyutu vardır. Milliyetçilik doğal mantıksal bir gelişmedir, sarsılmaz bir boyuttur fakat örgütlenmiş bir dinle(cemaat) ilişki içinde olanlar milliyetçiliği paravan olarak kullanılması da bir gerçektir.
Eğer milliyetçilik ideoloji haline gelmişse bu ideolojinin liderleri örgütlü dinle, onun şeyh ve liderleriyle ilişki kurmamalı. Bu hal ideolojinin fikren tahribi demektir. Örgütlenmiş din hangi akımı hoş karşılar? Hangi akımı hoş karşılarsa o akımın mensuplarını soysuzlaşmış dar bir alana mahkûm eder, o akımın hiçbir şiarı ve parolası kalmaz ve kendi mensuplarını ihanetle suçlarlar ve kabalaşırlar, git gide oksitleşirler.
Eğer bir ideolojide oksitleşme fazlaysa bu demektir ki o kılavuzluğunu kaybetmiştir.
-
İran Dışişleri: Güney sahillerine saldırı mutabakatın ihlali
-
Evrensel muhabiri Doğa Baskan tahliye edildi
-
ABD, bir yük gemisine saldırının ardından İran’ı vurdu
-
Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır hayatını kaybetti
-
Rutte’nin İran saldırılarına üs desteği sözleri Tahran’ı kızdırdı, Roma iddiaları yalanladı
-
Reuters: Trump KAAN için 700 milyon dolarlık motor satışını Kongre’ye bildirdi
