Cahit Kılıç: Özgürlüğün Bedeli…

-Genel - 25 Ağustos 2025 00:10 A A

Cahit Kılıç

Cahitkilic54@gmail.com

YAZI ARŞİVİ

Bu yazıyı, 10 Şubat 2020 tarihinde Facebook sayfamda yazmışım. Aşağıdaki resim de o güne ait. Bir TV kanalında siyaset yorumlarken!
Biraz revizeyle buraya alıyorum ki kayda geçsin!
***
Despotizmin hüküm sürdüğü ülkelerde iktidar olmak veya iktidar yandaşı olmak kolay iştir.
Hele biraz da üst katlarda bir koltuk kapmışsan ve sabah akşam muktedire temenna çakıyorsan!
Bir elin yağda, merete kalasıca diğer elin de beytülmalde…
Ye yiyebildiğin kadar… Haram zıkkım olsun…
***
Geldik bizim cenaha…
Zor olan; despotizme karşı muhalif olmak ve zulme karşı dik durabilmektir. Hak ve adalet arayışını, ne yazık ki çoğu kez ezilenler omuzlarına yüklüyorlar.
Bir taraftan yoklukla, işsizlikle ve evsiz barksızlıkla beli bükülürken…
Diğer taraftan hem devletin, milletin ve yakınlarının derdini yüklenirken…
Hak, hukuk, adalet gibi ulvî kavramların savunuculuğu da bu garibin üstüne kalıyor…

Ağırdır; tonlarca yük ağırlığındadır. Her babayiğidin taşıyamayacağı bir yüktür ki, ya altında ezile ezile dik durmaya çalışacak, inancına ve mefkûresine sadık kalacak ya da teslim bayrağı çekip köşesine çekilecek…
Bu defa da vicdanının ağırlığı kaddini hilâl edecek…
Ve fakat…
Bu tür rejimlerin tamamında: Despotizmin kılıcının başınızda hazır ve nazır olduğunu bile bile “hak ve hukuku, adaleti, özgürlük, eşitlik ve hakça paylaşımı” haykırmanın bedeli zindandır.
Dahası da var:
Eşin dostun, oğlun kızın, yarın yarenin işten atılacak; varsa malına mülküne el konulacak…
Olsun, hiç olmazsa hepsi dışarıda kalacaklar diye sevinme, zira onları da açlığa mahkûm ve sürüm sürüm sürünmeye mecbur edecekler…
İşte bu yapılanların adına: STALİNİST yöntemler diyorum ben!
***
Her seferinde yazıyor ve söylüyorum. Totaliter rejimlerde, daha açık söyleyeyim:
Diktatörlerin hüküm sürdüğü ülkelerde, bilgi birikimi çok üst düzeyde ve en önemlisi vicdan sahibi aydınların “Mükâfatı” ya zindan, ya sürgün ya da ölümdür…
Totaliter rejimlerde “bilgi değil cehalet kutsanır”…
***
Ayrıca bu durumlar, sadece bize mahsus olmadığı gibi, yeni bir şey de değil. Tarih boyunca hep böyle olmuştur.

Ve ne acıdır ki, ezilenlerin karşısına çıkıp “sizin hakkınızı koruyacağız, adaleti ve eşitliği temin edeceğiz” diyerek ve halk yığınlarının desteğini arkalarına alarak iktidarı ele geçirenler; kendilerinden öncekilerden daha zalim ve baskıcı olmuşlardır.
Şekilde görüldüğü gibi bir örneği bizdekiler…
Hem daha öncekiler hem de şimdikiler…
***
Fakat, çok daha bariz örneği, sosyal eşitliği sağlayacağız diyerek devrim yapıp iktidarı ele geçiren Bolşevik’lerdir.
Önce Menşevikleri kestiler…
(Rusçada ‘Bolşevik” çoğunluk, ‘Menşevik’ azınlık demektir.)
Sonra da Çarlık Rusya’sının yanında yöresinde kalan her coğrafyayı işgal edip uyduruktan “Respublikalar” icat ettiler…

İktidarları ilerledikçe de kendi içlerinde de acımasız iktidar kavgaları da yaşayarak (örneğin Stalin-Trotskiy kavgası) ve rakiplerini birer birer yok ederek koltuklarını sağlamlaştıran Komünistler, dünyanın en baskıcı devletini kurmuşlardır.
Öyle ki…
Zindanlar doldu taştı, bireysel sürgünler, toplu sürgünler, tahta tren vagonlarında tıkış tıkış, Sibirya yollarında ayakta, kış günü eksi 20-25 derecede dondukları yetmemiş gibi, necislerine bulaşarak gittiler. Sürgün yerine varılıncaya kadar, çoğu çocuk olmak üzere en az yüzde yirmisi yolda öldü…
***
Proletarya egemenliği kuruyoruz diyerek geldiler ve yetmiş yıl boyunca bir zulüm imparatorluğunu ayakta tuttular.
Aynı bunların benzeri, Arap coğrafyasında hile ve desiseyle iktidarı ele geçiren Emevîler de doksan küsur yıl ayakta kalarak hakkı, hukuku ve adaleti çiğneyerek halka zulmettiler.
***
Fakat, merhum Alpaslan Türkeş’in de sık sık söylediği bir ata sözünde de vurgulandığı gibi: “Zulüm pâyidar olmaz!”

Olmuyor da…Yıkılıp tarihin fosseptik çukuruna gidiyorlar.

Bugünküler de gidecek amma…

Maatteessüf çoğu kez “Bad-el harab-ül Basra!”
***
ÖNERİ:

Okumayı ve öğrenmeyi şiar edinmiş gençlere önerim: Aleksandr Soljenitsin’in “Gulag Takım Adaları” nı bulup mutlaka okusunlar…
Ayrıca, Andrey Saharov’u okumalarını da tavsiye ederim. Her iki zat da Nobel ödülü kazanmış, hapislerde ve sürgünlerde zulme uğramış “özgürlük savaşçılarıdır!”

***

GÜNE DÜŞEN SÖZ

“Yaşamın kendisi bir savaştır ve ondan kaçmayı seçen kişi kaybetmeye mahkûmdur.”

Friedrich Nietzsche



 

-Genel - 00:10 A A
BENZER HABERLER