Dr. Alper Akçam: Halkı, Hayatı ve İnsanı Anlayabilmek!

-Konuk Yazar - 7 Ocak 2026 19:57 A A

Dr. Alper Akçam

alperakcam@gmail.com

Sobanın yanında gördüğünüz şu köylüm kadının yüzüne, gözlerinin derinliğine bir bakın…

Hangi kötülük, hangi ihanet, hangi nankörlük gölgesi görebilirsiniz orada?

Çilekeş bir ömür, derin düşünceler ve efkârlı bir ruh dünyası ile bakıyor; zamanında çok türküler söyledi, köyünün delikanlılarıyla el ele tuttuğu halaylarda çok oyunlar oynadı. Yalnız geçirdiği yıllar değil bu efkârın nedeni. Yitirilmiş çok şeyler olduğunu da söylüyor.

Bu sıradan insanların, bu halkın tepkisi, davranışı önemli değil mi?

Başkanları dünyanın zorbaları tarafından kaçırılmış bir ülkenin halkı tepki göstermez?

Koskoca devlet başkanı Maduro’nın uyuşturucu ile ne işi olabilir?

Venezzuella’da sevinç gösterileri yapıldığına ilişkin haberler de geldi. En azından ülkesindeki insanlar hiçbir şey olmamış gibi yaşıyorlar; şöyle veya böyle başlarına geçmiş insanın dünyanın zorbaları olduklarını Gazze’de on binlerce masum insanın, binlerce çocuğun katili İsrail’i destekleyerek, Irak’ta “kimyasal silah” yalanını uydurarak, Afganistan’da kendi kurdurdukları dinci terör örgütlerini hâkim kılarak kırk kere kanıtlamış birileri tarafından baskın yapılarak kaçırılmasına neden hemen hiç sesini çıkarmaz?

İsviçre’de banka yetkilileri, Maduro’nun hesaplarına el konulduğunu açıklamış. Maduro, İsviçre bankalarında neden para bulundurur?

Dünyanın en zengin petrol yataklarına sahip ülkesinde (altın rezervleri bakımından da dünya altıncısı) insanların çoğunluğu neden hâlâ neden açlık ve yoksulluk pençesinde?

Che ya da Fidel Kastro adları uyuşturucu ile yan yana düşünülebilir mi?

Dünyanın sorunu, halk değil, aydınlar sorunu, dünyanın sorunu dünyaya bakış açısı sorunu, insanlar arasındaki uçurumlar sorunudur.

Maduro’nın karısı ABDli yargıca “Ben Venezuella’da first lady”yim, yani “birinci kadınım” diye ifade vermiş. Halkın açlık içinde yaşarken, ülkenin adı uyuşturucu kaçakçılığı ile birlikte anılırken “first” olsan kaç yazar, “last” (son) olsan ne… “Ben halkımı seviyorum, ben ülkemi seviyorum, halkımın geleceği için yaşıyorum” diyebiliyor musun?

Ülkelerin aydın geçinen seçkin katmanları, politika cambazları, halklarına, hele de gençlerine sahip çıkamazlarsa, onlara adil davranıp gelecek için somut adımlar atmazlar, umut vermezlerse, olacağı budur. 20. yüzyıl başlarında üniversitelere Türkçe edebiyat derslerine konuk konuşmacı olarak gittiğim Ukrayna’da gece kulüplerinde, metro koridorlarında başlamış bir Batı hayranlığı, gürültülü müzik, alkol, belki uyuşturucu düşkünlüğünün Slav halklarının birbirini kırdığı bir savaşa dönüştüğünü görmedi mi insanlar? Şu anda Gürcistan’da, hatta Nepal’de benzer bir gençlik yetişiyor. Kendi gözlerimle tanık oldum.

Dünyanın bugün en çok 19. Yüzyıl’a, 20. Yüzyıl’a damgasını vurmuş o modernist, ileriye doğru bakan, halkçı-eşitlikçi –devrimci düşünceye ihtiyacı var. Gâzi Mustafa Kemal Paşa gibi ülkesi ve halkı için hakkında verilmiş ölüm fetvalarını yırtmış, rütbeleri söküp atmış önderlere, Çanakkale cephelerinde, Kuvayımilliye saflarında çarpışan genç tıbbiyelilere, harbiyelilere, mülkiyelilere, Köyceğiz’de efelerle birlikte emperyalistlerin gönderdiği ordulara kurşun sıkmış Dr. Hikmet gibi devrimci düşünürlere ihtiyacı var. Zap suyuna köprü yapmaya çalışmış, köylüsüyle tarlada, işçisiyle fabrikada ter dökmüş, onlara devrimci bir bilinç aktarmaya çalışmış 68 Kuşağı gibi özü sözü bir aydınlara ihtiyacı var… Köy Enstitüleri kurucusu, halkı için gecesini gündüzünü birbirine katmış Tonguç Baba gibi eğitimcilere ihtiyacı var.

Halkı suçlamaktan, milleti suçlamaktan vaz geçin artık. Görün emperyalizmin oynadığı bin türlü sinsi oyunu. Vaz geçin küçük olsun benim olsun diyen siyasi bölücülüklerden, arının artık, başı sıkıştıkça parti ve taraf değiştiren çıkarcılardan, ikiyüzlülerden…

Gününüz aydın olsun değerli dostlar…

06 Ocak 2026,

(Foto: Yılmaz Kömürcü, Ardahan Ölçek Köyü)

-Konuk Yazar - 19:57 A A
BENZER HABERLER