Günümüzde Dini Düşüncede Bütün Şerler Allah’a Nispet Verilmiş!

-Genel - 10 Kasım 2022 11:48 A A

Hasan Kanaatlı

h.kanaatli@hotmail.com
*
Gerçekten bu inanca şaşırmamak mümkün değildir. Adeta Şeytan denilen nefis savunulurcasına ve cahil din adamlarının da yönlendirmesiyle dünyadaki tüm zulüm, kötülük, afet, bela ve şerler Allah’a nispet verilmiştir. Örneğin deprem, kıtlık, savaş, hastalık, tipi, sel baskını, çocukların sakat doğması, geri zekalı olması, evladın baba anneyi katli, eşlerin birbirlerini öldürmesi, intihar olayları, kazalar, boşanmalar vs. gibi durumlarla ilgili hep şu sözler söylenir:
” Efenim tümü de Allah’tandır”, ” İlahi taktirde, onun kaderinde bu varmış”, ” Allah böyle dilemiş”, ” Allah’ın dediği olur” vs. Böylece de bu gibi uyduruk sözlerle insanlar kendilerinde vehme dayalı bir takım inançlar oluşturmuş ve hakikat ile vehim(hayal) zihinlerinde yer değiştirmiştir. Oysaki gerek Kur’an ve gerekse doğru mantık üzerinden bakıldığında konu şöyledir:
Allah; mutlak hayrın kaynağıdır, ondan asla şerr sudur etmez. Onun yarattığı her şey varlıktır, varlık da tümüyle hayırdır. O taktirde şerrin kaynağı iki şeydir. Biri; Allah’ın varlığın tabiatına yerleştirdiği kanunun doğru kullanılmadığı taktirde onun şerre dönüşmesi, örneğin Allah ateş diye bir varlığı vücuda getirmiştir ve onun tabiatına yakıcılık diye bir kanun yerleştirmiştir. Ateş aslında büyük bir nimettir. Ateş ısınma, yemek bişirme vs nimetidir. Dolayısıyla da her nimet gibi bu da hayırdır. Fakat ateş doğru ve hedefi uğrunda kullanılmaz ise, bu nimet şerre dönüşebilir, evi, iş yerini hatta insanları dahi yakıp küle çevirebilir. Demekki ateş Allah’tandır ve onun tabiatına yerleştirilen yakıcılık kanunu da Allah’tandır, fakat onu kullanma özgürlüğü insanın iradesine bırakılmıştır. Doğru kullanırsa o bir nimet olur ve hayrın kaynağını oluşturur, yanlış kullanır ise, bir felakete dönüşür ve bu sefer de şerrin kaynağını oluşturur!
Şerrin ikinci kaynağı da ” insanlardaki nefsi oluşturan duygulardır. Örneğin Allah, doğru eğri, soylu harekette bulunan ve soysuz davranışlar sergileyen bütün insanlara aynı duygu ve organları vermiştir. Bu duygu ve organların varlığı tümüyle hayırdır ve Allah’tandır. Fakat bunları nasıl kullanacağı yetkisi insanın özgür iradesine bırakılmıştır, isteyen bunları başkasını öldürmek, beleşten başkasının malını yemek, başkasının hakkını çiğnemek vs için kullanır ve dolayısıyla da katil, hırsız, hain vs olur ve bu duygu ve organları şerre dönüştürür, isteyen de bunları imkansız insanların yardımcısı olma, onların sıkıntılarını giderme, onları koruma, onları yaşatma uğrunda kullanır ve kendini bir fedai, mücahid, şehid, yiğit insana dönüştürür ve bu duygu ve organları hayrın kaynağını oluşturur!
Dolayısıyla, insanlar dini algılarını doğru oluşturamadıkları için, yine bu konuda da inançlarını vehim,/hayal üzerine tesis etmiş, kimi işi Allah’ın üzerine yıkmış ve Allah’ı (haşa) zalim konumuna düşürmüş, kimisi de nefsini ve kendi hatalarını görmezlikten gelerek yaptığı tüm yanlışları ” hayalindeki oluşturduğu şeytanın üzerine yıkmış” yine kendini sorumlu tutup nefsi muhasebe yapmaktan kaçınma yolunu tercih etmiştir.
Hal böyle olursa, bu Müslümanların her birinin başına bir peygamber dikilse, yine de bunların düzelme imkanı olmayacaktır!
ÖZETLERSEK
İki tür din vardır; Biri Allah’ın indirdiği din, diğeri de bir takım “sözde din adamları”nın uydurduğu din. Allah’ın dininde Allah, mutlak hayrın kaynağıdır! Ondan şer diye bir şey çıkmaz. Sözde din adamlarının minberlerden anlattıkları dinde ise, tüm şerrin de kaynağı Allah’tır. Örneğin tefrika ( bölücülük) bir şerdir. Fakat bu uyanıklar, bunun da Allah’tan olduğunu açıkça anlatamıyorlar, çünkü kendileri kürsüler üzerinden sürekli insanların beyinlerine tefrika, bölücülük, ötekileştirme, tekfircilik, hürafat ve sapıklık tohumları ekip, toplumu mezhepçilik, ırkçılık, dincilik fitnesinin içine sokuyorlar. Daha doğrusu kendileri, sürekli halka lanet okuttukları şeytanın adeta “resmi ağzıyla” konuşup toplumun birlik beraberliğini bozuyorlar! Ümmetin iki yakasının bir araya gelmesine müsaade etmiyorlar. Hangi din adamı bu ağızla konuşup halkın zihnine hürafat ve tefrika tohumu ekiyorsa, biliniz ki o din adamı, “kürsünün üzerinde konuşan şeytanın resmi ağzıdır!” Ve hangi din adamı da kürsülerde halkın zihnine ilim, irfan, sadakat, merhamet, ümmetçilik, yardımlaşma, dayanışma, kardeşlik vs gibi tevhid tohumları ekiyorsa, gerçekte o, Nebinin ağzıyla konuşuyordur. Onlar ne de azdır! Onlara selam olsun!


-Genel - 11:48 A A
BENZER HABERLER